| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 167. Ayet (3:167:15) | نَعْلَمُ | نعلم | na’lemu | bilseydik | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 166,167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. | |||||
| 2 | En'am 33. Ayet (6:33:2) | نَعْلَمُ | نعلم | na’lemu | biliyoruz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar. | |||||
| 3 | Tevbe 101. Ayet (9:101:0) | نَعْلَمُهُمْۜ | نعلمهم | na’lemuhum | onları biliriz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. | |||||
| 4 | Hicr 97. Ayet (15:97:2) | نَعْلَمُ | نعلم | na’lemu | biliyoruz (ki) | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. | |||||
| 5 | Nahl 103. Ayet (16:103:2) | نَعْلَمُ | نعلم | na’lemu | biliyoruz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun ki biz onların, “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır.[306] | |||||
| 6 | Yâsîn 76. Ayet (36:76:5) | نَعْلَمُ | نعلم | na’lemu | biliyoruz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz. | |||||
| 7 | Kaf 16. Ayet (50:16:4) | وَنَعْلَمُ | ونعلم | ve na’lemu | ve biliriz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız. | |||||
| 8 | Hâkka 49. Ayet (69:49:2) | لَنَعْلَمُ | لنعلم | lena’lemu | elbette biliyoruz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz. | |||||