| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 181. Ayet (3:181:19) | وَنَقُولُ | ونقول | ve nekûlu | ve diyeceğiz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah; “Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz” diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve, “Tadın yangın azabını!” diyeceğiz. | |||||
| 2 | En'am 22. Ayet (6:22:5) | نَقُولُ | نقول | nekûlu | dediğimiz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah’a ortak koşanlara, “Nerede, ilâh olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?” diyeceğimiz günü hatırla. | |||||
| 3 | Yunus 28. Ayet (10:28:0) | نَقُولُ | نقول | nekûlu | deriz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların hepsini bir araya toplayacağımız, sonra da Allah’a ortak koşanlara, “Siz de, ortaklarınız da yerinizde bekleyin” diyeceğimiz günü düşün. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: “Siz bize ibadet etmiyordunuz.” | |||||
| 4 | Hûd 54. Ayet (11:54:2) | نَقُولُ | نقول | nekûlu | diyoruz ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 54,55. Biz sadece şunu söyleriz: “Seni, ilâhlarımızdan biri fena çarpmış.” Hûd, dedi ki: “İşte ben Allah’ı şâhit tutuyorum. Siz de şâhit olun ki, ben sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın.” | |||||
| 5 | Yusuf 66. Ayet (12:66:23) | نَقُولُ | نقول | nekûlu | söylediğimiz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babaları, “Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç, onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle göndermeyeceğim” dedi. Ona güvencelerini verdiklerinde, “Allah söylediklerimize vekildir” dedi. | |||||
| 6 | Kehf 88. Ayet (18:88:9) | وَسَنَقُولُ | وسنقول | ve senekûlu | ve söyleyeceğiz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Her kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona mükâfat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz.” | |||||
| 7 | Kasas 28. Ayet (28:28:14) | نَقُولُ | نقول | nekûlu | dediğimiz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Bu, seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok. Allah, söylediklerimize vekildir.” | |||||
| 8 | Sebe' 42. Ayet (34:42:9) | وَنَقُولُ | ونقول | ve nekûlu | biz deriz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz. | |||||
| 9 | Kaf 30. Ayet (50:30:2) | نَقُولُ | نقول | nekûlu | deriz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Cehenneme, “Doldun mu?” deriz. O da, “daha var mı?” der. | |||||
| 10 | Mücadele 8. Ayet (58:8:33) | نَقُولُۜ | نقول | nekûl(u) | dediğimizden | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selâmlamadığı selâmla selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası![530] | |||||