| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 155. Ayet (2:155:6) | وَنَقْصٍ | ونقص | ve naksin | ve noksanlığı | ن ق ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. | |||||
| 2 | A'raf 130. Ayet (7:130:6) | وَنَقْصٍ | ونقص | ve naksin | ve darlığıyla | ن ق ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık. | |||||
| 3 | Tevbe 4. Ayet (9:4:0) | يَنْقُصُوكُمْ | ينقصوكم | yenkusûkum | size eksik bırakmayan | ن ق ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak Allah’a ortak koşanlardan, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz, sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar, bu hükmün dışındadır. Onların antlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Şüphesiz Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever. | |||||
| 4 | Hûd 84. Ayet (11:84:16) | تَنْقُصُوا | تنقصوا | tenkusû | eksik tutmayın | ن ق ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.” | |||||
| 5 | Hûd 109. Ayet (11:109:20) | مَنْقُوصٍ۟ | منقوص | menkûs(in) | eksik | ن ق ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz. | |||||
| 6 | Ra'd 41. Ayet (13:41:6) | نَنْقُصُهَا | ننقصها | nenkusuhâ | onu eksilttiğimizi | ن ق ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, bizim yeryüzüne (kudretimizle) gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah, hükmeder. O’nun hükmünü bozacak hiçbir kimse yoktur. O, hesabı çabuk görendir. | |||||
| 7 | Enbiyâ 44. Ayet (21:44:14) | نَنْقُصُهَا | ننقصها | nenkusuhâ | eksilttiğimizi | ن ق ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler? | |||||
| 8 | Fâtır 11. Ayet (35:11:24) | يُنْقَصُ | ينقص | yunkasu | azaltılmaz | ن ق ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a kolaydır. | |||||
| 9 | Kaf 4. Ayet (50:4:4) | تَنْقُصُ | تنقص | tenkusu | eksilttiğini | ن ق ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz, toprağın; onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır. | |||||
| 10 | Müzzemmil 3. Ayet (73:3:3) | انْقُصْ | انقص | -nkus | eksilt | ن ق ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt. | |||||