| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 104. Ayet (3:104:11) | الْمُنْكَرِۜ | المنكر | l-munkeri | kötülükten | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 110. Ayet (3:110:10) | الْمُنْكَرِ | المنكر | l-munkeri | kötülük- | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 114. Ayet (3:114:9) | الْمُنْكَرِ | المنكر | l-munkeri | kötülük- | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir. | |||||
| 4 | Mâide 79. Ayet (5:79:5) | مُنْكَرٍ | منكر | munkerin | kötülük- | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü! | |||||
| 5 | A'raf 157. Ayet (7:157:0) | الْمُنْكَرِ | المنكر | l-munkeri | kötülük- | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî[229] peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.[230] Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. | |||||
| 6 | Tevbe 67. Ayet (9:67:0) | بِالْمُنْكَرِ | بالمنكر | bil-munkeri | kötülüğü | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir. | |||||
| 7 | Tevbe 71. Ayet (9:71:0) | الْمُنْكَرِ | المنكر | l-munkeri | kötülük- | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 8 | Tevbe 112. Ayet (9:112:0) | الْمُنْكَرِ | المنكر | l-munkeri | kötülük- | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar[262], rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele. | |||||
| 9 | Hûd 70. Ayet (11:70:7) | نَكِرَهُمْ | نكرهم | nekirahum | onlardan hoşlanmadı | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: “Korkma, çünkü biz Lût kavmine gönderildik.” | |||||
| 10 | Yusuf 58. Ayet (12:58:9) | مُنْكِرُونَ | منكرون | munkirûn(e) | tanımıyorlardı | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Derken) Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Yûsuf onları tanıdı, onlar ise Yûsuf’u tanımıyorlardı. | |||||
| 11 | Ra'd 36. Ayet (13:36:11) | يُنْكِرُ | ينكر | yunkiru | inkar eden(ler) | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır.” | |||||
| 12 | Hicr 62. Ayet (15:62:4) | مُنْكَرُونَ | منكرون | munkerûn(e) | hiç tanınmamış | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 61,62. Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince, Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi. | |||||
| 13 | Nahl 22. Ayet (16:22:9) | مُنْكِرَةٌ | منكرة | munkiratun | inkarcıdır | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar. | |||||
| 14 | Nahl 83. Ayet (16:83:5) | يُنْكِرُونَهَا | ينكرونها | yunkirûnehâ | bunu inkar ederler | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’ın nimetini bilirler, sonra da inkâr ederler. Onların çoğu kâfirlerdir. | |||||
| 15 | Nahl 90. Ayet (16:90:12) | وَالْمُنْكَرِ | والمنكر | vel-munkeri | ve fenalıktan | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. | |||||
| 16 | Kehf 74. Ayet (18:74:16) | نُكْرًا | نكرا | nukrâ(n) | çirkin | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi. | |||||
| 17 | Kehf 87. Ayet (18:87:13) | نُكْرًا | نكرا | nukrâ(n) | görülmemiş | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zülkarneyn, “Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır” dedi. | |||||
| 18 | Enbiyâ 50. Ayet (21:50:7) | مُنْكِرُونَ۟ | منكرون | munkirûn(e) | inkar | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz? | |||||
| 19 | Hacc 41. Ayet (22:41:14) | الْمُنْكَرِۜ | المنكر | l-munker(i) | kötülük- | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar öyle kimselerdir ki, şâyet kendilerine yeryüzünde imkân ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir. | |||||
| 20 | Hacc 44. Ayet (22:44:11) | نَك۪يرِ | نكير | nekîr(i) | benim inkarım | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 43,44. İbrahim’in kavmi ile Lût’un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Mûsâ da yalanlandı ve nihayet o inkârcılara mühlet verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Beni inkâr etmek nasılmış, (gördüler). | |||||
| 21 | Hacc 72. Ayet (22:72:11) | الْمُنْكَرَۜ | المنكر | l-munker(a) | hoşnutsuzluk | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kâfirlerin yüz ifadelerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: “Şimdi size bu durumdan[379] daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kâfirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!” | |||||
| 22 | Mü'minûn 69. Ayet (23:69:7) | مُنْكِرُونَۘ | منكرون | munkirûn(e) | inkar ediyorlar | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkâr ediyorlar? | |||||
| 23 | Nûr 21. Ayet (24:21:16) | وَالْمُنْكَرِۜ | والمنكر | vel munker(i) | ve kötülüğü | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayâsızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediği kimseyi tertemiz kılar. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 24 | Neml 41. Ayet (27:41:2) | نَكِّرُوا | نكروا | nekkirû | tanınmaz hale getirin | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman, “Tahtını tanınmaz hâle getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?” dedi. | |||||
| 25 | Ankebut 29. Ayet (29:29:9) | الْمُنْكَرَۜ | المنكر | l-munker(a) | edepsizce şeyler | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz hâlâ erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?” Kavminin cevabı, “Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi Allah’ın azabını getir bize” demeden ibaret oldu. | |||||
| 26 | Ankebut 45. Ayet (29:45:14) | وَالْمُنْكَرِۜ | والمنكر | vel-munker(i) | ve kötülükler(den) | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. | |||||
| 27 | Lokman 17. Ayet (31:17:9) | الْمُنْكَرِ | المنكر | l-munkeri | kötülük- | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.” | |||||
| 28 | Lokman 19. Ayet (31:19:8) | اَنْكَرَ | انكر | enkera | en çirkini | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yürüyüşünde tabiî ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!” | |||||
| 29 | Sebe' 45. Ayet (34:45:14) | نَك۪يرِ۟ | نكير | nekîr(i) | benim inkarım | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Hâlbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Elçilerimi yalanladılar. Peki, beni inkâr etmenin sonucu nasıl oldu! | |||||
| 30 | Fâtır 26. Ayet (35:26:7) | نَك۪يرِ۟ | نكير | nekîr(i) | benim inkarım | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra ben inkâr edenleri yakaladım. Beni inkâr etmenin sonucu nasıl oldu! | |||||
| 31 | Mü'min 81. Ayet (40:81:6) | تُنْكِرُونَ | تنكرون | tunkirûn(e) | inkar ediyorsunuz | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size âyetlerini gösteriyor. Allah’ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz? | |||||
| 32 | Şûrâ 47. Ayet (42:47:21) | نَك۪يرٍ | نكير | nekîr(in) | inkar | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’tan, geri çevrilmesi imkânsız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır, ne de (günahlarınızı) inkâr edebilirsiniz! | |||||
| 33 | Zâriyât 25. Ayet (51:25:9) | مُنْكَرُونَ | منكرون | munkerûn(e) | tanınmamış | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani onlar, İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. O da “Size de selâm olsun.” demiş, “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü). | |||||
| 34 | Kamer 6. Ayet (54:6:8) | نُكُرٍۙ | نكر | nukur(in) | görülmemiş tanınmamış | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar. | |||||
| 35 | Mücadele 2. Ayet (58:2:16) | مُنْكَرًا | منكرا | munkeran | çirkin (olanı) | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçinizden kadınlarına zıhar[529] yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 36 | Talak 8. Ayet (65:8:14) | نُكْرًا | نكرا | nukrâ(n) | korkunç | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nice kentlerin halkı Rablerinin ve O’nun elçilerinin emrinden uzaklaşıp azdılar. Bu yüzden kendilerini çetin bir hesaba çektik ve görülmedik bir azaba çarptırdık. | |||||
| 37 | Mülk 18. Ayet (67:18:8) | نَك۪يرِ | نكير | nekîr(i) | benim inkarım | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Beni inkâr etmenin sonucu nasıl oldu!? | |||||