| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Fatiha 6. Ayet (1:6:1) | اِهْدِنَا | اهدنا | ihdinâ | bizi ilet | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. | |||||
| 2 | Bakara 125. Ayet (2:125:12) | وَعَهِدْنَٓا | وعهدنا | ve ’ahidnâ | ve emretmiştik | ع ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den[34] kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.” | |||||
| 3 | En'am 130. Ayet (6:130:17) | شَهِدْنَا | شهدنا | şehidnâ | şahidiz | ش ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O gün Allah, şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler. | |||||
| 4 | A'raf 156. Ayet (7:156:0) | هُدْنَٓا | هدنا | hudnâ | yöneldik | ه و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah, şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.” | |||||
| 5 | A'raf 172. Ayet (7:172:0) | شَهِدْنَاۚۛ | شهدنا | şehidnâ | şahidiz | ش ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir. | |||||
| 6 | Yusuf 81. Ayet (12:81:11) | شَهِدْنَٓا | شهدنا | şehidnâ | biz şahid | ش ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik.” | |||||
| 7 | Tâhâ 115. Ayet (20:115:2) | عَهِدْنَٓا | عهدنا | ‘ahidnâ | biz emretmiştik | ع ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, bundan önce biz Âdem’e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme, diye) emrettik. O ise bunu unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık. | |||||
| 8 | Neml 49. Ayet (27:49:10) | شَهِدْنَا | شهدنا | şehidnâ | şahit olmadık | ش ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz, sonra da velisine; ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’, diyeceğiz.” | |||||
| 9 | Sâd 22. Ayet (38:22:20) | وَاهْدِنَٓا | واهدنا | ve-hdinâ | bizi götür | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Dâvûd’un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. Onlar, “Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler. | |||||