"هذا" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 227 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 25. Ayet (2:25:20) هٰذَا هذا hâże Bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Hâlbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
2 Bakara 26. Ayet (2:26:27) بِهٰذَا بهذا bi-hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.[12]
3 Bakara 79. Ayet (2:79:8) هٰذَا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
4 Bakara 126. Ayet (2:126:6) هٰذَا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Hani İbrahim, “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Allah da, “İnkâr edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti.
5 Âl-i İmran 37. Ayet (3:37:23) هٰذَاۜ هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı[88] da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. “Meryem! Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu, Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.
6 Âl-i İmran 51. Ayet (3:51:6) هٰذَا هذا hâżâ budur هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur.”
7 Âl-i İmran 62. Ayet (3:62:2) هٰذَا هذا hâżâ budur هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
8 Âl-i İmran 68. Ayet (3:68:7) وَهٰذَا وهذا ve hâżâ ve bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, insanların İbrahim’e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir. Allah da mü’minlerin dostudur.
9 Âl-i İmran 125. Ayet (3:125:8) هٰذَا هذا hâżâ şu (anda) هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.
10 Âl-i İmran 138. Ayet (3:138:1) هٰذَا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bu (Kur’an), insanlar için bir açıklama, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve bir öğüttür.
11 Âl-i İmran 165. Ayet (3:165:9) هٰذَاۜ هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde, “Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O (musibet), kendinizdendir.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
12 Âl-i İmran 191. Ayet (3:191:16) هٰذَا هذا hâżâ bunu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.
13 Mâide 31. Ayet (5:31:19) هٰذَا هذا hâżâ şu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.
14 Mâide 41. Ayet (5:41:36) هٰذَا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır.
15 Mâide 110. Ayet (5:110:61) هٰذَٓا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun.[164] Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.[165] Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.[166] Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi.
16 Mâide 119. Ayet (5:119:3) هٰذَا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle diyecek: “Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür.” Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.
17 En'am 7. Ayet (6:7:13) هٰذَٓا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Eğer sana kâğıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkâr edenler, “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi.
18 En'am 19. Ayet (6:19:13) هٰذَا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir.[171] İşte bu Kur’an bana, onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. Gerçekten siz mi Allah ile beraber başka ilâhlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem.” De ki: “O, ancak tek bir ilâhtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.”
19 En'am 25. Ayet (6:25:29) هٰذَٓا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden, (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız.[173] Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler, “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler.
20 En'am 30. Ayet (6:30:9) هٰذَا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Rab’lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hâllerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: “Nasıl, şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?” Onlar, “Evet, Rabbimize andolsun ki, gerçekmiş” diyecekler. (Allah), “Öyleyse inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek.
21 En'am 76. Ayet (6:76:8) هٰذَا هذا hâżâ budur هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. “İşte Rabbim!” dedi. Yıldız batınca da, “Ben öyle batanları sevmem” dedi.
22 En'am 77. Ayet (6:77:6) هٰذَا هذا hâżâ budur هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ay’ı doğarken görünce de, “İşte Rabbim!” dedi. Ay da batınca, “Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi.
23 En'am 78. Ayet (6:78:6) هٰذَا هذا hâżâ budur هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Güneşi doğarken görünce de, “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. O da batınca (kavmine dönüp), “Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi.
24 En'am 78. Ayet (6:78:8) هٰذَٓا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Güneşi doğarken görünce de, “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. O da batınca (kavmine dönüp), “Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi.
25 En'am 92. Ayet (6:92:1) وَهٰذَا وهذا ve hâżâ bu da هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu (Kur’an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilâhî kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır.[185] Ahirete iman edenler, ona da inanırlar. Onlar namazlarını vaktinde kılarlar.
26 En'am 126. Ayet (6:126:1) وَهٰذَا وهذا ve hâżâ işte budur هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Şüphesiz düşünüp öğüt alacak bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık.
27 En'am 130. Ayet (6:130:15) هٰذَاۜ هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) (O gün Allah, şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.
28 En'am 136. Ayet (6:136:10) هٰذَا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca, “Şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor.. Ne kötü hükmediyorlar![194]
29 En'am 136. Ayet (6:136:13) وَهٰذَا وهذا ve hâżâ bu da هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca, “Şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor.. Ne kötü hükmediyorlar![194]
30 En'am 144. Ayet (6:144:23) بِهٰذَاۚ بهذا bi-hâżâ böyle هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki, sığırdan da iki. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde, orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.[199]
31 En'am 150. Ayet (6:150:9) هٰذَاۚ هذا hâżâ bunu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Haydi, Allah şunu haram kıldı” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların arzularına uyma. Onlar Rablerine, başka şeyleri denk tutuyorlar.
32 En'am 153. Ayet (6:153:2) هٰذَا هذا hâżâ budur هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.
33 En'am 155. Ayet (6:155:1) وَهٰذَا وهذا ve hâżâ işte bu (Kur'an) da هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.
34 A'raf 43. Ayet (7:43:16) لِهٰذَا لهذا li-hâżâ buraya هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar akar. “Hamd, bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun, Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. Onlara, “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir.
35 A'raf 51. Ayet (7:51:15) هٰذَاۙ هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.[218]
36 A'raf 109. Ayet (7:109:7) هٰذَا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun’un kavminden ileri gelenler, dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır.”
37 A'raf 123. Ayet (7:123:10) هٰذَا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Göreceksiniz!”
38 A'raf 169. Ayet (7:169:0) هٰذَا هذا hâżâ şu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Hâlbuki, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?
39 A'raf 172. Ayet (7:172:0) هٰذَا هذا hâżâ bu- هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.
40 A'raf 203. Ayet (7:203:0) هٰذَا هذا hâżâ bu (Kur'an) هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: “Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya.” De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. Bu (Kur’an âyetleri), Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır). İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir.”
41 Enfal 31. Ayet (8:31:0) هٰذَٓاۙ هذا hâżâ bunun هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara karşı âyetlerimiz okunduğu zaman, “Duyduk, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler.
42 Enfal 31. Ayet (8:31:0) هٰذَٓا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara karşı âyetlerimiz okunduğu zaman, “Duyduk, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler.
43 Enfal 32. Ayet (8:32:0) هٰذَا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Hani onlar, “Ey Allah’ım, eğer şu (Kur’an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir” demişlerdi.
44 Tevbe 28. Ayet (9:28:0) هٰذَاۚ هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
45 Tevbe 35. Ayet (9:35:0) هٰذَا هذا hâżâ (işte) budur هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, “İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım, biriktirip sakladıklarınızı!” denilecek.
46 Yunus 2. Ayet (10:2:0) هٰذَا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler?
47 Yunus 15. Ayet (10:15:0) هٰذَٓا هذا hâżâ bundan هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım.”
48 Yunus 37. Ayet (10:37:0) هٰذَا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bu Kur’an, Allah’tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o, kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitab’ı (Allah’ın Levh-i Mahfuz’daki yazısını) açıklayıcı olarak, indirilmiştir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır.
49 Yunus 48. Ayet (10:48:0) هٰذَا هذا hâżâ bu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer doğru söyleyenler iseniz, (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar.
50 Yunus 68. Ayet (10:68:0) بِهٰذَاۜ بهذا bihâżâ bu konuda هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah, bir çocuk edindi” dediler. O, bundan uzaktır. O, her bakımdan sınırsız zengindir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?