"هلك" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 76 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 195. Ayet (2:195:9) التَّهْلُكَةِۚۛ التهلكة ttehluke(ti) tehlikeye ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.
2 Bakara 205. Ayet (2:205:8) وَيُهْلِكَ ويهلك ve yuhlike ve yok etmeğe ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.
3 Âl-i İmran 117. Ayet (3:117:17) فَاَهْلَكَتْهُۜ فاهلكته fe-ehleket(hu) onu mahveden ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgârın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.
4 Âl-i İmran 121. Ayet (3:121:4) اَهْلِكَ اهلك ehlike ailen- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani sen mü’minleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
5 Nisâ 176. Ayet (4:176:9) هَلَكَ هلك heleke ölen ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah, size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
6 Mâide 17. Ayet (5:17:20) يُهْلِكَ يهلك yuhlike helak etmek ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular.[146] De ki: “Şâyet Allah, Meryem oğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”
7 En'am 6. Ayet (6:6:4) اَهْلَكْنَا اهلكنا ehleknâ yok ettik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik.
8 En'am 6. Ayet (6:6:25) فَاَهْلَكْنَاهُمْ فاهلكناهم fe-ehleknâhum fakat onları helak ettik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik.
9 En'am 26. Ayet (6:26:7) يُهْلِكُونَ يهلكون yuhlikûne mahvediyorlar ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar başkalarını ondan (Kur’an’dan) alıkoyarlar, hem de kendileri ondan uzak kalırlar. Onlar farkına varmaksızın, ancak kendilerini helâk ediyorlar.
10 En'am 47. Ayet (6:47:11) يُهْلَكُ يهلك yuhleku helak edilir ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ne dersiniz, Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helâk edilecek?”
11 En'am 131. Ayet (6:131:6) مُهْلِكَ مهلك muhlike helak edici ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Bu (peygamberlerin gönderilmesi), Allah’ın, halkları habersizken ülkeleri haksız yere helâk etmeyeceği içindir.
12 A'raf 4. Ayet (7:4:4) اَهْلَكْنَاهَا اهلكناها ehleknâhâ helak ettik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Nice memleketleri helâk ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat hâlinde iken gelmişti.
13 A'raf 129. Ayet (7:129:15) يُهْلِكَ يهلك yuhlike yok eder ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi, geldikten sonra da.” Mûsâ, “Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helâk edecek ve sizi bu yerde (Mısır’da) egemen kılıp, nasıl davranacağınıza bakacaktır” dedi.
14 A'raf 155. Ayet (7:155:0) اَهْلَكْتَهُمْ اهلكتهم ehlektehum bunları da helak ederdin ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Mûsâ, “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helâk ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helâk mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın” dedi.
15 A'raf 155. Ayet (7:155:0) اَتُهْلِكُنَا اتهلكنا e-tuhlikunâ bizi helak mı edeceksin? ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Mûsâ, “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helâk ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helâk mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın” dedi.
16 A'raf 164. Ayet (7:164:0) مُهْلِكُهُمْ مهلكهم muhlikuhum helak edeceği ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani onlardan bir topluluk demişti ki: “Siz, Allah’ın helâk edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?” Onlar da, “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)” demişlerdi.
17 A'raf 173. Ayet (7:173:0) اَفَتُهْلِكُنَا افتهلكنا efetuhlikunâ bizi helak mı ediyorsun? ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut, “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helâk mı edeceksin?” dememeniz içindir.
18 Enfal 42. Ayet (8:42:0) لِيَهْلِكَ ليهلك li-yehlike helak olsun diye ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (savaşa yanaşmazdınız). Fakat Allah, olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki, ölen açık bir delille ölsün, yaşayan da açık bir delille yaşasın. Şüphesiz Allah, elbette hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
19 Enfal 42. Ayet (8:42:0) هَلَكَ هلك heleke helak olan ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (savaşa yanaşmazdınız). Fakat Allah, olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki, ölen açık bir delille ölsün, yaşayan da açık bir delille yaşasın. Şüphesiz Allah, elbette hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
20 Enfal 54. Ayet (8:54:0) فَاَهْلَكْنَاهُمْ فاهلكناهم fe-ehleknâhum biz de onları mahvetmiştik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları sebebiyle helâk etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi.
21 Tevbe 42. Ayet (9:42:0) يُهْلِكُونَ يهلكون yuhlikûne mahvediyorlar ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. Gerçi onlar, “Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. Allah, biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.
22 Yunus 13. Ayet (10:13:0) اَهْلَكْنَا اهلكنا ehleknâ helak ettik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.
23 Hûd 40. Ayet (11:40:14) وَاَهْلَكَ واهلك ve ehleke ve aileni أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274]
24 Hûd 46. Ayet (11:46:7) اَهْلِكَۚ اهلك ehlik(e) senin ailen- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi.
25 Hûd 81. Ayet (11:81:11) بِاَهْلِكَ باهلك bi-ehlike ailenle birlikte أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!”
26 Hûd 117. Ayet (11:117:4) لِيُهْلِكَ ليهلك li-yuhlike helak edecek ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helâk etmez.
27 Yusuf 25. Ayet (12:25:16) بِاَهْلِكَ باهلك bi-ehlike senin ailene أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır.”
28 Yusuf 93. Ayet (12:93:11) بِاَهْلِكُمْ باهلكم bi-ehlikum ailenizle birlikte أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi.
29 İbrahim 13. Ayet (14:13:15) لَنُهْلِكَنَّ لنهلكن le-nuhlikenne mutlaka helak edeceğiz ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, peygamberlerine; “Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz.”
30 Hicr 4. Ayet (15:4:2) اَهْلَكْنَا اهلكنا ehleknâ biz yok etmedik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır.
31 Hicr 65. Ayet (15:65:2) بِاَهْلِكَ باهلك bi-ehlike aileni أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.”
32 İsrâ 16. Ayet (17:16:4) نُهْلِكَ نهلك nuhlike helak etmek ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de[312] onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.
33 İsrâ 17. Ayet (17:17:2) اَهْلَكْنَا اهلكنا ehleknâ helak ettik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Nûh’tan sonra da nice nesilleri helâk ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter.
34 İsrâ 58. Ayet (17:58:6) مُهْلِكُوهَا مهلكوها muhlikûhâ onu yok ederiz ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helâk edeceğiz, ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. İşte bu, Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış bulunuyor.[319]
35 Kehf 59. Ayet (18:59:3) اَهْلَكْنَاهُمْ اهلكناهم ehleknâhum helak ettik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helâk edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.
36 Kehf 59. Ayet (18:59:7) لِمَهْلِكِهِمْ لمهلكهم li-mehlikihim onları helak etmek için ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helâk edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.
37 Meryem 74. Ayet (19:74:2) اَهْلَكْنَا اهلكنا ehleknâ helak ettik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onlardan önce, mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helâk ettik.
38 Meryem 98. Ayet (19:98:2) اَهْلَكْنَا اهلكنا ehleknâ helak ettik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun?
39 Tâhâ 128. Ayet (20:128:5) اَهْلَكْنَا اهلكنا ehleknâ yok edişimiz ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Yurtlarında dolaşıp durdukları, kendilerinden önceki nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır.
40 Tâhâ 132. Ayet (20:132:2) اَهْلَكَ اهلك ehleke ailene أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınmanındır.
41 Tâhâ 134. Ayet (20:134:3) اَهْلَكْنَاهُمْ اهلكناهم ehleknâhum onları helak etseydik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka, “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi.
42 Enbiyâ 6. Ayet (21:6:6) اَهْلَكْنَاهَاۚ اهلكناها ehleknâhâ helak ettiğimiz ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler?
43 Enbiyâ 9. Ayet (21:9:7) وَاَهْلَكْنَا واهلكنا ve ehleknâ ve helak ettik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helâk ettik.
44 Enbiyâ 95. Ayet (21:95:4) اَهْلَكْنَاهَٓا اهلكناها ehleknâhâ helak ettiğimiz ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Helâk ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkânsızdır.
45 Hacc 45. Ayet (22:45:4) اَهْلَكْنَاهَا اهلكناها ehleknâhâ helak ettiğimiz ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Halkı zulmetmekteyken helâk ettiğimiz, böylece duvarları, çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler, nice kullanılmaz kuyular, nice muhteşem saraylar vardır!
46 Mü'minûn 27. Ayet (23:27:19) وَاَهْلَكَ واهلك ve ehleke ve aileni أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384]
47 Mü'minûn 48. Ayet (23:48:4) الْمُهْلَك۪ينَ المهلكين l-muhlekîn(e) helak edilenler- ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece ikisini de yalanladılar, bu yüzden de helâk edilenlerden oldular.
48 Şu'arâ 139. Ayet (26:139:2) فَاَهْلَكْنَاهُمْۜ فاهلكناهم fe-ehleknâhum biz de onları helak ettik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece onlar Hûd’u yalanladılar. Biz de bu yüzden onları helâk ettik. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
49 Şu'arâ 208. Ayet (26:208:2) اَهْلَكْنَا اهلكنا ehleknâ biz helak etmedik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helâk etmedik.
50 Neml 49. Ayet (27:49:11) مَهْلِكَ مهلك mehlike helakine ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz, sonra da velisine; ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’, diyeceğiz.”