| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | A'raf 171. Ayet (7:171:0) | وَاقِعٌ | واقع | vâki’un | üstlerine düşecek | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. | |||||
| 2 | Tevbe 5. Ayet (9:5:0) | وَاقْعُدُوا | واقعدوا | vak’udû | ve otur(up) bekleyin | ق ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 3 | Kehf 53. Ayet (18:53:6) | مُوَاقِعُوهَا | مواقعوها | muvâki’ûhâ | içine düşeceklerini | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Suçlular (o gün) ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır. | |||||
| 4 | Şûrâ 22. Ayet (42:22:7) | وَاقِعٌ | واقع | vâki’un | başlarına inerken | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur. | |||||
| 5 | Zâriyât 6. Ayet (51:6:3) | لَوَاقِعٌۜ | لواقع | le-vâki’(un) | olacaktır | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6. Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.[504] | |||||
| 6 | Tûr 7. Ayet (52:7:4) | لَوَاقِعٌۙ | لواقع | le-vâki’(un) | vukubulacaktır | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a[506], yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. | |||||
| 7 | Vâkı'a 1. Ayet (56:1:3) | الْوَاقِعَةُۙ | الواقعة | l-vâki’a(tu) | olacak vak'a | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır. | |||||
| 8 | Vâkı'a 75. Ayet (56:75:3) | بِمَوَاقِعِ | بمواقع | bi-mevâki’i | yerlerine | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 75,76. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir- | |||||
| 9 | Hâkka 15. Ayet (69:15:3) | الْوَاقِعَةُۙ | الواقعة | l-vâki’a(tu) | olacak olan | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 13,14,15. Sûr’a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur. | |||||
| 10 | Meâric 1. Ayet (70:1:4) | وَاقِعٍۙ | واقع | vâki’(in) | vuku bulacak | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3. Soran birisi, yükselme yollarının sahibi[557] Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.[558] | |||||
| 11 | Mürselât 7. Ayet (77:7:3) | لَوَاقِعٌۜ | لواقع | levâki’(un) | elbette olacaktır | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6,7. Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir. | |||||