| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | En'am 130. Ayet (6:130:4) | وَالْاِنْسِ | والانس | vel-insi | ve insan | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O gün Allah, şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler. | |||||
| 2 | A'raf 38. Ayet (7:38:11) | وَالْاِنْسِ | والانس | vel-insi | ve insan | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lânet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. Allah, der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz.” | |||||
| 3 | A'raf 179. Ayet (7:179:0) | وَالْاِنْسِۘ | والانس | vel-ins(i) | ve insan | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235] | |||||
| 4 | Neml 17. Ayet (27:17:6) | وَالْاِنْسِ | والانس | vel-insi | ve insanlar(dan) | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı. | |||||
| 5 | Fussilet 25. Ayet (41:25:22) | وَالْاِنْسِۚ | والانس | vel-ins(i) | ve insan(lardan) | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı. | |||||
| 6 | Fussilet 29. Ayet (41:29:10) | وَالْاِنْسِ | والانس | vel-insi | ve insanları | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ateşe giren) inkârcılar şöyle derler: “Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar.” | |||||
| 7 | Ahkaf 18. Ayet (46:18:14) | وَالْاِنْسِۜ | والانس | vel-ins(i) | ve insan(lardan) | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır. | |||||
| 8 | Zâriyât 56. Ayet (51:56:4) | وَالْاِنْسَ | والانس | vel-inse | ve insanları | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. | |||||
| 9 | Rahman 33. Ayet (55:33:4) | وَالْاِنْسِ | والانس | vel-insi | ve insanlar | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz. | |||||