| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 22. Ayet (2:22:22) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz de | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. | |||||
| 2 | Bakara 42. Ayet (2:42:7) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin. | |||||
| 3 | Bakara 44. Ayet (2:44:6) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz hâlde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz? | |||||
| 4 | Bakara 50. Ayet (2:50:9) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz de | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. | |||||
| 5 | Bakara 51. Ayet (2:51:11) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. | |||||
| 6 | Bakara 55. Ayet (2:55:14) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz de | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı. | |||||
| 7 | Bakara 83. Ayet (2:83:28) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. | |||||
| 8 | Bakara 84. Ayet (2:84:14) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz. | |||||
| 9 | Bakara 92. Ayet (2:92:10) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilâh edinmiştiniz. | |||||
| 10 | Bakara 132. Ayet (2:132:16) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | sizler | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. | |||||
| 11 | Bakara 187. Ayet (2:187:11) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz de | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 12 | Bakara 187. Ayet (2:187:50) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 13 | Bakara 188. Ayet (2:188:16) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin. | |||||
| 14 | Bakara 216. Ayet (2:216:23) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz ise | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 15 | Bakara 232. Ayet (2:232:31) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 16 | Bakara 272. Ayet (2:272:26) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir. | |||||
| 17 | Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:18) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 18 | Âl-i İmran 70. Ayet (3:70:8) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz hâlde, niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz? | |||||
| 19 | Âl-i İmran 71. Ayet (3:71:10) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? | |||||
| 20 | Âl-i İmran 99. Ayet (3:99:14) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz hâlde, niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” | |||||
| 21 | Âl-i İmran 101. Ayet (3:101:3) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve üstelik size | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkâr edersiniz? Kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle o, doğru yola iletilmiştir. | |||||
| 22 | Âl-i İmran 102. Ayet (3:102:12) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün. | |||||
| 23 | Âl-i İmran 123. Ayet (3:123:5) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O hâlde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. | |||||
| 24 | Âl-i İmran 139. Ayet (3:139:5) | وَاَنْتُمُ | وانتم | ve entumu | mutlaka siz | اَنْتُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz. | |||||
| 25 | Âl-i İmran 143. Ayet (3:143:11) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz. | |||||
| 26 | Nisâ 43. Ayet (4:43:8) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 27 | Mâide 1. Ayet (5:1:18) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin.[137] İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla[138], okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar[139], size helâl kılındı. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir. | |||||
| 28 | Mâide 95. Ayet (5:95:8) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. | |||||
| 29 | Enfal 20. Ayet (8:20:0) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve (Kur’an’ı) dinlediğiniz hâlde ondan yüz çevirmeyin. | |||||
| 30 | Enfal 27. Ayet (8:27:0) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin. | |||||
| 31 | Enfal 60. Ayet (8:60:0) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez. | |||||
| 32 | Hûd 28. Ayet (11:28:18) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz hâlde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?” | |||||
| 33 | Yusuf 13. Ayet (12:13:11) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | sizin | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babaları, “Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer, diye korkuyorum.” | |||||
| 34 | Nahl 74. Ayet (16:74:8) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz ise | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık Allah’a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. Çünkü Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 35 | Enbiyâ 3. Ayet (21:3:14) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?” | |||||
| 36 | Nûr 19. Ayet (24:19:18) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ancak siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnananlar arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 37 | Neml 54. Ayet (27:54:7) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik.) Hani o, kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre, o çirkin işi mi yapıyorsunuz?” | |||||
| 38 | Sâffât 18. Ayet (37:18:3) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Evet, hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz).” | |||||
| 39 | Zümer 55. Ayet (39:55:14) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 55,56. Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, “Allah’ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay hâlime! Gerçekten ben alay edenlerden idim” demesin. | |||||
| 40 | Zuhruf 71. Ayet (43:71:13) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız. | |||||
| 41 | Muhammed 35. Ayet (47:35:6) | وَاَنْتُمُ | وانتم | ve entumu | siz iken | اَنْتُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın za’f göstermeyin. Üstün olduğunuz hâlde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir. | |||||
| 42 | Muhammed 38. Ayet (47:38:20) | وَاَنْتُمُ | وانتم | ve entumu | ve sizler | اَنْتُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O’ndan yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar. | |||||
| 43 | Hucurât 2. Ayet (49:2:21) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. | |||||
| 44 | Necm 61. Ayet (53:61:1) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 59,60,61. Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? | |||||
| 45 | Vâkı'a 84. Ayet (56:84:1) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz de | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. | |||||