| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Mâide 13. Ayet (5:13:5) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever. | |||||
| 2 | Mâide 20. Ayet (5:20:15) | وَجَعَلَكُمْ | وجعلكم | v ece’alekum | ve sizi yaptı | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Mûsâ, kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar kılmıştı[147] ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti.” | |||||
| 3 | Mâide 60. Ayet (5:60:15) | وَجَعَلَ | وجعل | ve ce’ale | ve yapmışsa | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lânetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.” | |||||
| 4 | En'am 1. Ayet (6:1:7) | وَجَعَلَ | وجعل | ve ce’ale | ve var etti | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkâr edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar. | |||||
| 5 | En'am 6. Ayet (6:6:20) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve kılmıştık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik. | |||||
| 6 | En'am 25. Ayet (6:25:5) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | fakat biz koyduk | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden, (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız.[173] Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler, “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler. | |||||
| 7 | En'am 96. Ayet (6:96:3) | وَجَعَلَ | وجعل | ve ce’ale | ve kılmıştır | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). | |||||
| 8 | En'am 100. Ayet (6:100:1) | وَجَعَلُوا | وجعلوا | ve ce’alû | ve yaptılar | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de cinleri Allah’a birtakım ortaklar yaptılar. Oysa onları O yarattı. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların niteledikleri şeylerden uzaktır, yücedir. | |||||
| 9 | En'am 122. Ayet (6:122:5) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve verdiğimiz | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. | |||||
| 10 | En'am 136. Ayet (6:136:1) | وَجَعَلُوا | وجعلوا | ve ce’alû | ve kıldılar | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca, “Şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor.. Ne kötü hükmediyorlar![194] | |||||
| 11 | A'raf 10. Ayet (7:10:5) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve verdik | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, size yeryüzünde imkân ve iktidar verdik.[214] Sizin için orada birçok geçim imkânları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 12 | A'raf 189. Ayet (7:189:0) | وَجَعَلَ | وجعل | ve ce’ale | ve var eti | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239] | |||||
| 13 | Tevbe 40. Ayet (9:40:0) | وَجَعَلَ | وجعل | ve ce’ale | ve kıldı | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 14 | Yunus 73. Ayet (10:73:0) | وَجَعَلْنَاهُمْ | وجعلناهم | ve ce’alnâhum | ve onları yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Bak, uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu! | |||||
| 15 | Ra'd 3. Ayet (13:3:5) | وَجَعَلَ | وجعل | ve ce’ale | ve var etti | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır.[289] O, geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. | |||||
| 16 | Ra'd 33. Ayet (13:33:9) | وَجَعَلُوا | وجعلوا | ve ce’alû | onlar koştular | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. | |||||
| 17 | Ra'd 38. Ayet (13:38:6) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve verdik | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır. | |||||
| 18 | İbrahim 30. Ayet (14:30:1) | وَجَعَلُوا | وجعلوا | ve ce’alû | ve koştular | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın yolundan saptırmak için O’na ortaklar koştular. De ki: “Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir.” | |||||
| 19 | Hicr 20. Ayet (15:20:1) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve var ettik | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik. | |||||
| 20 | Nahl 72. Ayet (16:72:7) | وَجَعَلَ | وجعل | ve ce’ale | ve yarattı | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? | |||||
| 21 | Nahl 78. Ayet (16:78:9) | وَجَعَلَ | وجعل | ve ce’ale | ve verdi | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi. | |||||
| 22 | Nahl 80. Ayet (16:80:7) | وَجَعَلَ | وجعل | ve ce’ale | ve yaptı | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde, gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler; onların yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi. | |||||
| 23 | Nahl 81. Ayet (16:81:7) | وَجَعَلَ | وجعل | ve ce’ale | ve var etti | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Böylece Allah, müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor. | |||||
| 24 | Nahl 81. Ayet (16:81:12) | وَجَعَلَ | وجعل | ve ce’ale | ve var eyledi | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Böylece Allah, müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor. | |||||
| 25 | İsrâ 2. Ayet (17:2:4) | وَجَعَلْنَاهُ | وجعلناه | ve ce’alnâhu | ve onu yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu, “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek, İsrailoğullarına bir rehber yaptık. | |||||
| 26 | İsrâ 6. Ayet (17:6:9) | وَجَعَلْنَاكُمْ | وجعلناكم | ve ce’alnâkum | ve yaptık sizi | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik; sayınızı daha da çoğalttık. | |||||
| 27 | İsrâ 8. Ayet (17:8:8) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve yapmışızdır | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer yine eski duruma dönerseniz, biz de (cezaya) döneriz. Biz cehennemi kâfirlere bir zindan yapmışızdır. | |||||
| 28 | İsrâ 12. Ayet (17:12:1) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve biz yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. İşte biz her şeyi açıkça anlattık. | |||||
| 29 | İsrâ 12. Ayet (17:12:8) | وَجَعَلْنَٓا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. İşte biz her şeyi açıkça anlattık. | |||||
| 30 | İsrâ 46. Ayet (17:46:1) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve kılarız (koyarız) | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur’an’da (ibadete lâyık ilâh olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.[317] | |||||
| 31 | İsrâ 99. Ayet (17:99:14) | وَجَعَلَ | وجعل | ve ce’ale | ve koymuştur | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için, hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. Fakat zalimler ancak inkârda direttiler. | |||||
| 32 | Kehf 32. Ayet (18:32:12) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve bitirmiştik | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk. | |||||
| 33 | Kehf 52. Ayet (18:52:11) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve biz koyduk | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Allah’ın, “Ortağım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın” diyeceği, onların da çağıracakları, fakat kendilerine (çağırdıklarının) cevap vermeyecekleri ve bizim de aralarına bir uçurum koyacağımız günü hatırla! | |||||
| 34 | Kehf 59. Ayet (18:59:6) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve belirledik | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helâk edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik. | |||||
| 35 | Meryem 30. Ayet (19:30:7) | وَجَعَلَن۪ي | وجعلني | ve ce’alenî | ve beni yaptı | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı.” | |||||
| 36 | Meryem 31. Ayet (19:31:1) | وَجَعَلَن۪ي | وجعلني | ve ce’alenî | ve beni kıldı | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti.” | |||||
| 37 | Meryem 50. Ayet (19:50:5) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve verdik | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik). | |||||
| 38 | Enbiyâ 30. Ayet (21:30:11) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve yarattık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? | |||||
| 39 | Enbiyâ 31. Ayet (21:31:1) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve yarattık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik. | |||||
| 40 | Enbiyâ 31. Ayet (21:31:8) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve açtık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik. | |||||
| 41 | Enbiyâ 32. Ayet (21:32:1) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler. | |||||
| 42 | Enbiyâ 73. Ayet (21:73:1) | وَجَعَلْنَاهُمْ | وجعلناهم | ve ce’alnâhum | ve onları yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi. | |||||
| 43 | Enbiyâ 91. Ayet (21:91:8) | وَجَعَلْنَاهَا | وجعلناها | ve ce’alnâhâ | ve onu yapmıştık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık. | |||||
| 44 | Mü'minûn 44. Ayet (23:44:13) | وَجَعَلْنَاهُمْ | وجعلناهم | ve ce’alnâhum | ve hepsini yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helâk ettik ve onları birer ibretli hikâye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah’ın rahmetinden uzak olsun! | |||||
| 45 | Mü'minûn 50. Ayet (23:50:1) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve kıldık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik. | |||||
| 46 | Furkan 20. Ayet (25:20:13) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve biz yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir. | |||||
| 47 | Furkan 35. Ayet (25:35:5) | وَجَعَلْنَا | وجعلنا | ve ce’alnâ | ve yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Biz, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Hârûn’u da ona yardımcı kıldık. | |||||
| 48 | Furkan 37. Ayet (25:37:7) | وَجَعَلْنَاهُمْ | وجعلناهم | ve ce’alnâhum | ve onları yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık. | |||||
| 49 | Furkan 47. Ayet (25:47:9) | وَجَعَلَ | وجعل | ve ce’ale | ve yaptı | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır. | |||||
| 50 | Furkan 53. Ayet (25:53:11) | وَجَعَلَ | وجعل | ve ce’ale | ve koymuştur | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır. | |||||