| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 102. Ayet (2:102:42) | وَزَوْجِه۪ۜ | وزوجه | ve zevcih(i) | ve karısının | ز و ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi! | |||||
| 2 | Bakara 112. Ayet (2:112:4) | وَجْهَهُ | وجهه | vechehu | yüzünü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, öyle değil! Kim “ihsan”[30] derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir. | |||||
| 3 | Bakara 115. Ayet (2:115:7) | وَجْهُ | وجه | vechu | yüzü (zatı) | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü[32] işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 4 | Bakara 144. Ayet (2:144:4) | وَجْهِكَ | وجهك | vechike | yüzünün | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.[38] | |||||
| 5 | Bakara 144. Ayet (2:144:11) | وَجْهَكَ | وجهك | vecheke | yüzünü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.[38] | |||||
| 6 | Bakara 148. Ayet (2:148:2) | وِجْهَةٌ | وجهة | vichetun | bir yönü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. | |||||
| 7 | Bakara 149. Ayet (2:149:5) | وَجْهَكَ | وجهك | vecheke | yüzünü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram’a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir. | |||||
| 8 | Bakara 150. Ayet (2:150:5) | وَجْهَكَ | وجهك | vecheke | yüzünü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız. | |||||
| 9 | Bakara 272. Ayet (2:272:18) | وَجْهِ | وجه | vechi | (yüzü) rızasını | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir. | |||||
| 10 | Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:5) | وَجْهِيَ | وجهي | vechiye | özümü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 72. Ayet (3:72:12) | وَجْهَ | وجه | veche | önünde | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden bir grup, “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi.[95] | |||||
| 12 | Nisâ 1. Ayet (4:1:13) | زَوْجَهَا | زوجها | zevcehâ | eşini | ز و ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da[104] eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir. | |||||
| 13 | Nisâ 125. Ayet (4:125:6) | وَجْهَهُ | وجهه | vechehu | yüzünü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim’i dost edindi. | |||||
| 14 | Mâide 108. Ayet (5:108:7) | وَجْهِهَٓا | وجهها | vechihâ | gereği | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu (usul), şahitliği lâyıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu doğruya iletmez. | |||||
| 15 | En'am 3. Ayet (6:3:9) | وَجَهْرَكُمْ | وجهركم | ve cehrakum | ve açığınızı | ج ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlbuki O, göklerde de Allah’tır, yerde de. Sizin gizlinizi de bilir, açığa vurduğunuzu da. Sizin daha ne kazanacağınızı da bilir. | |||||
| 16 | En'am 52. Ayet (6:52:9) | وَجْهَهُۜ | وجهه | vecheh(u) | O'nun rızasını | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176] | |||||
| 17 | En'am 79. Ayet (6:79:2) | وَجَّهْتُ | وجهت | veccehtu | çevirdim | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” | |||||
| 18 | En'am 79. Ayet (6:79:3) | وَجْهِيَ | وجهي | vechiye | yüzümü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” | |||||
| 19 | A'raf 189. Ayet (7:189:0) | زَوْجَهَا | زوجها | zevcehâ | eşini | ز و ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239] | |||||
| 20 | Tevbe 24. Ayet (9:24:0) | وَجِهَادٍ | وجهاد | ve cihâdin | ve cihad etmekten | ج ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” | |||||
| 21 | Yunus 105. Ayet (10:105:0) | وَجْهَكَ | وجهك | vecheke | yüzünü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.” | |||||
| 22 | Yusuf 9. Ayet (12:9:8) | وَجْهُ | وجه | vechu | yüzü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz.” | |||||
| 23 | Yusuf 93. Ayet (12:93:6) | وَجْهِ | وجه | vechi | yüzü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi. | |||||
| 24 | Yusuf 96. Ayet (12:96:7) | وَجْهِه۪ | وجهه | vechihi | yüzü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. Yakub, “Ben size, Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi. | |||||
| 25 | Ra'd 22. Ayet (13:22:4) | وَجْهِ | وجه | vechi | yüzünü (rızasını) | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır. | |||||
| 26 | Nahl 58. Ayet (16:58:6) | وَجْهُهُ | وجهه | vechuhu | yüzü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! | |||||
| 27 | Nahl 75. Ayet (16:75:19) | وَجَهْرًاۜ | وجهرا | ve cehrâ(an) | ve açık | ج ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler. | |||||
| 28 | Nahl 76. Ayet (16:76:16) | يُوَجِّهْهُ | يوجهه | yuveccihhu | onu gönderse | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu? | |||||
| 29 | Kehf 28. Ayet (18:28:10) | وَجْهَهُ | وجهه | vecheh(u) | rızasını | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme. | |||||
| 30 | Enbiyâ 90. Ayet (21:90:8) | زَوْجَهُۜ | زوجه | zevceh(u) | eşini | ز و ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi. | |||||
| 31 | Hacc 11. Ayet (22:11:18) | وَجْهِه۪۠ | وجهه | vechihi | yüz | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir. | |||||
| 32 | Mü'minûn 5. Ayet (23:5:3) | لِفُرُوجِهِمْ | لفروجهم | li-furûcihim | ırzlarını | ف ر ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ki, ırzlarını korurlar. | |||||
| 33 | Nûr 30. Ayet (24:30:7) | فُرُوجَهُمْۜ | فروجهم | furûcehum | ırzlarını | ف ر ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. | |||||
| 34 | Nûr 31. Ayet (24:31:7) | فُرُوجَهُنَّ | فروجهن | furûcehunne | ırzlarını | ف ر ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! | |||||
| 35 | Kasas 22. Ayet (28:22:2) | تَوَجَّهَ | توجه | teveccehe | yönelince | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Şehirden çıkıp) Medyen’e doğru yöneldiğinde, “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi. | |||||
| 36 | Kasas 88. Ayet (28:88:15) | وَجْهَهُۜ | وجهه | vecheh(u) | O'nun yüzü(zatı)ndan | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen Allah ile beraber başka bir ilâha ibadet etme. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O’nun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnızca O’nundur ve kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. | |||||
| 37 | Rum 30. Ayet (30:30:2) | وَجْهَكَ | وجهك | vecheke | yüzünü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata[425] sımsıkı tutun. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur.[426] İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 38 | Rum 38. Ayet (30:38:12) | وَجْهَ | وجه | veche | yüzünü (rızasını) | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. | |||||
| 39 | Rum 39. Ayet (30:39:18) | وَجْهَ | وجه | veche | yüzünü (rızasını) | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz, Allah katında artmaz. Ama Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekât verirseniz; işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır. | |||||
| 40 | Rum 43. Ayet (30:43:2) | وَجْهَكَ | وجهك | vecheke | yüzünü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah tarafından, geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır. | |||||
| 41 | Lokman 22. Ayet (31:22:3) | وَجْهَهُٓ | وجهه | vechehu | yüzünü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah’a varır. | |||||
| 42 | Ahzab 35. Ayet (33:35:19) | فُرُوجَهُمْ | فروجهم | furûcehum | ırzlarını | ف ر ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. | |||||
| 43 | Zümer 6. Ayet (39:6:8) | زَوْجَهَا | زوجها | zevcehâ | eşini | ز و ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan[466] eşini var etti. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı.[467] Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Mülk (mutlak hâkimiyet) yalnız O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde, nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? | |||||
| 44 | Zümer 24. Ayet (39:24:3) | بِوَجْهِه۪ | بوجهه | bi-vechihi | yüzüyle | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse[469], (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, “Kazandıklarınızı tadın” denir. | |||||
| 45 | Şûrâ 50. Ayet (42:50:2) | يُزَوِّجُهُمْ | يزوجهم | yuzevvicuhum | onları çift (ikiz) yapar | ز و ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 46 | Zuhruf 17. Ayet (43:17:9) | وَجْهُهُ | وجهه | vechuhu | yüzü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan biri, Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. | |||||
| 47 | Zâriyât 29. Ayet (51:29:6) | وَجْهَهَا | وجهها | vechehâ | yüzüne | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. “Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)” dedi. | |||||
| 48 | Rahman 27. Ayet (55:27:2) | وَجْهُ | وجه | vechu | yüzü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır. | |||||
| 49 | Mücadele 1. Ayet (58:1:8) | زَوْجِهَا | زوجها | zevcihâ | kocası | ز و ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 50 | Mülk 22. Ayet (67:22:5) | وَجْهِه۪ٓ | وجهه | vechihi | yüzüstü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi? | |||||