| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 144. Ayet (2:144:19) | وُجُوهَكُمْ | وجوهكم | vucûhekum | yüzlerinizi | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.[38] | |||||
| 2 | Bakara 150. Ayet (2:150:13) | وُجُوهَكُمْ | وجوهكم | vucûhekum | yüzünüzü | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız. | |||||
| 3 | Bakara 177. Ayet (2:177:5) | وُجُوهَكُمْ | وجوهكم | vucûhekum | yüzlerinizi | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 106. Ayet (3:106:3) | وُجُوهٌ | وجوه | vucûhun | (bazı) yüzler | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, “İmanınızdan sonra inkâr ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” denilir. | |||||
| 5 | Âl-i İmran 106. Ayet (3:106:5) | وُجُوهٌۚ | وجوه | vucûh(un) | (bazı) yüzler | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, “İmanınızdan sonra inkâr ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” denilir. | |||||
| 6 | Âl-i İmran 106. Ayet (3:106:9) | وُجُوهُهُمْ۠ | وجوههم | vucûhuhum | yüzleri | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, “İmanınızdan sonra inkâr ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” denilir. | |||||
| 7 | Âl-i İmran 107. Ayet (3:107:4) | وُجُوهُهُمْ | وجوههم | vucûhuhum | yüzleri | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 8 | Nisâ 43. Ayet (4:43:43) | بِوُجُوهِكُمْ | بوجوهكم | bivucûhikum | yüzlerinize | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 9 | Nisâ 47. Ayet (4:47:16) | وُجُوهًا | وجوها | vucûhen | bazı yüzleri | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut cumartesi halkını[120] lânetlediğimiz gibi onları lânetlemeden, yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir. | |||||
| 10 | Mâide 6. Ayet (5:6:10) | وُجُوهَكُمْ | وجوهكم | vucûhekum | yüzlerinizi | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. | |||||
| 11 | Mâide 6. Ayet (5:6:45) | بِوُجُوهِكُمْ | بوجوهكم | bi-vucûhikum | yüzlerinize | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. | |||||
| 12 | A'raf 29. Ayet (7:29:6) | وُجُوهَكُمْ | وجوهكم | vucûhekum | yüzlerinizi | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O’na) doğrultun. Dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.” | |||||
| 13 | Enfal 50. Ayet (8:50:0) | وُجُوهَهُمْ | وجوههم | vucûhehum | yüzlerine | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler, kâfirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve “haydi tadın yangın azabını” diyerek canlarını alırken bir görseydin. | |||||
| 14 | Yunus 26. Ayet (10:26:0) | وُجُوهَهُمْ | وجوههم | vucûhehum | onların yüzlerini | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 15 | Yunus 27. Ayet (10:27:0) | وُجُوهُهُمْ | وجوههم | vucûhuhum | yüzleri | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah’(ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. Sanki yüzleri, karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. İşte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 16 | İbrahim 50. Ayet (14:50:5) | وُجُوهَهُمُ | وجوههم | vucûhehumu | yüzlerini | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir. | |||||
| 17 | İsrâ 7. Ayet (17:7:13) | وُجُوهَكُمْ | وجوهكم | vucûhekum | yüzlerinizi | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.) | |||||
| 18 | İsrâ 97. Ayet (17:97:18) | وُجُوهِهِمْ | وجوههم | vucûhihim | yüzleri | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O’nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir. Cehennemin ateşi dindikçe, onlara çılgın ateşi artırırız. | |||||
| 19 | Kehf 29. Ayet (18:29:24) | الْوُجُوهَۜ | الوجوه | l-vucûh(e) | yüzleri | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.[328] | |||||
| 20 | Tâhâ 111. Ayet (20:111:2) | الْوُجُوهُ | الوجوه | l-vucûhu | bütün yüzler | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen, mutlaka hüsrana uğramıştır. | |||||
| 21 | Enbiyâ 39. Ayet (21:39:9) | وُجُوهِهِمُ | وجوههم | vucûhihimu | yüzleri- | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler! | |||||
| 22 | Hacc 72. Ayet (22:72:8) | وُجُوهِ | وجوه | vucûhi | yüzlerinde | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kâfirlerin yüz ifadelerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: “Şimdi size bu durumdan[379] daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kâfirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!” | |||||
| 23 | Mü'minûn 104. Ayet (23:104:2) | وُجُوهَهُمُ | وجوههم | vucûhehumu | yüzlerini | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar. | |||||
| 24 | Furkan 34. Ayet (25:34:4) | وُجُوهِهِمْ | وجوههم | vucûhihim | yüzleri | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya; işte onlar konumları itibariyle daha kötü, tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar. | |||||
| 25 | Neml 90. Ayet (27:90:5) | وُجُوهُهُمْ | وجوههم | vucûhuhum | onların yüzleri | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.) | |||||
| 26 | Ahzab 66. Ayet (33:66:3) | وُجُوهُهُمْ | وجوههم | vucûhuhum | yüzleri | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, “Keşke Allah’a ve Resûl’e itaat edeydik” diyecekler. | |||||
| 27 | Zümer 60. Ayet (39:60:8) | وُجُوهُهُمْ | وجوههم | vucûhuhum | yüzlerini | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenleri görürsün, yüzleri kapkara kesilmiştir. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!? | |||||
| 28 | Muhammed 27. Ayet (47:27:6) | وُجُوهَهُمْ | وجوههم | vucûhehum | yüzlerine | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken hâlleri nasıl olacak? | |||||
| 29 | Fetih 29. Ayet (48:29:21) | وُجُوهِهِمْ | وجوههم | vucûhihim | yüzlerinde | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. | |||||
| 30 | Kamer 48. Ayet (54:48:6) | وُجُوهِهِمْۜ | وجوههم | vucûhihim | yüzleri | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, “Cehennemin dokunuşunu tadın!” denecek. | |||||
| 31 | Mülk 27. Ayet (67:27:5) | وُجُوهُ | وجوه | vucûhu | yüzleri | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu (azabı) yakından gördükleri zaman inkâr edenlerin yüzleri kötüleşir ve onlara, “İşte bu, (alaylı bir biçimde) isteyip durduğunuz şeydir” denir. | |||||
| 32 | Kıyamet 22. Ayet (75:22:1) | وُجُوهٌ | وجوه | vucûhun | yüzler vardır | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün birtakım yüzler aydındır. | |||||
| 33 | Kıyamet 24. Ayet (75:24:1) | وَوُجُوهٌ | ووجوه | ve vucûhun | ve yüzler vardır | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün birtakım yüzler de asıktır. | |||||
| 34 | Abese 38. Ayet (80:38:1) | وُجُوهٌ | وجوه | vucûhun | yüzler (var ki) | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar, | |||||
| 35 | Abese 40. Ayet (80:40:1) | وَوُجُوهٌ | ووجوه | ve vucûhun | ve yüzler (vardır) | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler. | |||||
| 36 | Mutaffifîn 24. Ayet (83:24:3) | وُجُوهِهِمْ | وجوههم | vucûhihim | yüzlerinde | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün. | |||||
| 37 | Gâşiye 2. Ayet (88:2:1) | وُجُوهٌ | وجوه | vucûhun | yüzler var ki | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir. | |||||
| 38 | Gâşiye 8. Ayet (88:8:1) | وُجُوهٌ | وجوه | vucûhun | yüzler de var ki | و ج ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün birtakım yüzler vardır ki, nimet içinde mutludurlar. | |||||