| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 51. Ayet (2:51:2) | وٰعَدْنَا | وعدنا | vâ’adnâ | sözleşmiştik | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. | |||||
| 2 | A'raf 44. Ayet (7:44:10) | وَعَدَنَا | وعدنا | ve’adenâ | bize va'dettiğini | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va’dettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın lâneti zalimlere!” diye seslenir. | |||||
| 3 | A'raf 142. Ayet (7:142:1) | وَوٰعَدْنَا | ووعدنا | ve vâ’adnâ | ve sözleştik | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Mûsâ, kardeşi Hârûn’a, “Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. Sakın bozguncuların yoluna uyma” dedi.[227] | |||||
| 4 | Tâhâ 80. Ayet (20:80:8) | وَوٰعَدْنَاكُمْ | ووعدناكم | ve vâ’adnâkum | ve size va'dettik | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Allah, şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tûr’un sağ yanını va’dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik.” | |||||
| 5 | Mü'minûn 83. Ayet (23:83:2) | وُعِدْنَا | وعدنا | vu’idnâ | yapıldı | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Bu, öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir. | |||||
| 6 | Neml 68. Ayet (27:68:2) | وُعِدْنَا | وعدنا | vu’idnâ | vadedildi (yapıldı) | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.” | |||||
| 7 | Kasas 61. Ayet (28:61:2) | وَعَدْنَاهُ | وعدناه | ve’adnâhu | kendisine vadettiğimiz | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? | |||||
| 8 | Ahzab 12. Ayet (33:12:9) | وَعَدَنَا | وعدنا | ve ’adena | bize vaadde bulunmadı | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Resûlü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı. | |||||
| 9 | Ahzab 22. Ayet (33:22:8) | وَعَدَنَا | وعدنا | ve ’adena | bize va'dettiğidir | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler, düşman birliklerini görünce, “İşte bu, Allah’ın ve Resûlünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resûlü doğru söylemişlerdir” dediler. Bu, onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır. | |||||
| 10 | Zuhruf 42. Ayet (43:42:4) | وَعَدْنَاهُمْ | وعدناهم | ve’adnâhum | onları uyardığımız | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz yeter. | |||||