| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Nisâ 21. Ayet (4:21:3) | وَقَدْ | وقد | ve kad | andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız? | |||||
| 2 | Tâhâ 125. Ayet (20:125:6) | وَقَدْ | وقد | ve kad | andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O da şöyle der: “Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum hâlde, niçin beni kör olarak haşrettin?” | |||||
| 3 | Kasas 38. Ayet (28:38:12) | فَاَوْقِدْ | فاوقد | fe-evkid | ateş yak | و ق د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi. | |||||
| 4 | Nahl 91. Ayet (16:91:11) | وَقَدْ | وقد | ve kad | çünkü | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir. | |||||
| 5 | Yunus 51. Ayet (10:51:0) | وَقَدْ | وقد | ve kad | elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Onlara) “Azap gerçekleştikten sonra mı O’na iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz” (denilecek). | |||||
| 6 | İbrahim 12. Ayet (14:12:7) | وَقَدْ | وقد | ve kad | elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah, bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, biz ne diye O’na tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler, yalnız Allah’a tevekkül etsinler.” | |||||
| 7 | Hicr 13. Ayet (15:13:4) | وَقَدْ | وقد | ve kad | elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Önceki milletlerin (helâkine dair Allah’ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur’an’a) inanmazlar. | |||||
| 8 | Ahkaf 17. Ayet (46:17:9) | وَقَدْ | وقد | ve kad | gelip geçmiş iken | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. | |||||
| 9 | Ahkaf 21. Ayet (46:21:8) | وَقَدْ | وقد | ve kad | gelip geçti | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd’u) hatırla. Hani Ahkâf’taki kavmini, “Ancak Allah’a ibadet edin, çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” diye uyarmıştı. | |||||
| 10 | Tâhâ 99. Ayet (20:99:9) | وَقَدْ | وقد | vekad | gerçekten | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 40. Ayet (3:40:7) | وَقَدْ | وقد | vekad | halbuki | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zekeriya, “Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Allah, “Öyledir, ama Allah dilediğini yapar” dedi. | |||||
| 12 | Mümtehine 1. Ayet (60:1:13) | وَقَدْ | وقد | ve kad | halbuki | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda cihad etmek için çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz.[537] Oysa ben sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan sapmıştır. | |||||
| 13 | Kalem 43. Ayet (68:43:5) | وَقَدْ | وقد | ve kad | halbuki | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 42,43. Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir hâlde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Hâlbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı. | |||||
| 14 | Saf 5. Ayet (61:5:9) | وَقَدْ | وقد | ve kad | halde | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Mûsâ kavmine, “Ey kavmim! Allah’ın size gönderdiği peygamberi olduğumu bilip durduğunuz hâlde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini (doğru yoldan) saptırdı. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez. | |||||
| 15 | Nisâ 140. Ayet (4:140:1) | وَقَدْ | وقد | ve kad | muhakkak | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. | |||||
| 16 | En'am 80. Ayet (6:80:7) | وَقَدْ | وقد | ve kad | muhakkak | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” | |||||
| 17 | Müddessir 18. Ayet (74:18:3) | وَقَدَّرَۙ | وقدر | ve kadder(a) | ölçtü biçti | ق د ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti. | |||||
| 18 | Sebe' 11. Ayet (34:11:4) | وَقَدِّرْ | وقدر | ve kaddir | ölçülü yap | ق د ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 10,11. Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik. | |||||
| 19 | Furkan 23. Ayet (25:23:1) | وَقَدِمْنَٓا | وقدمنا | ve kadimnâ | önüne geçiririz | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik. | |||||
| 20 | Bakara 75. Ayet (2:75:5) | وَقَدْ | وقد | ve kad | oysa | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.[25] | |||||
| 21 | Bakara 246. Ayet (2:246:39) | وَقَدْ | وقد | vekad | oysa | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti. Onlar, “Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 22 | Nisâ 60. Ayet (4:60:20) | وَقَدْ | وقد | vekad | oysa | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu hâlde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.[124] | |||||
| 23 | Yunus 91. Ayet (10:91:0) | وَقَدْ | وقد | ve kad | oysa | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. | |||||
| 24 | Nûh 14. Ayet (71:14:1) | وَقَدْ | وقد | ve kad | oysa | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | ‘Hâlbuki, O, sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.’ | |||||
| 25 | Sebe' 53. Ayet (34:53:1) | وَقَدْ | وقد | ve kad | oysa andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı. | |||||
| 26 | Duhân 13. Ayet (44:13:4) | وَقَدْ | وقد | ve kad | oysa elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti. | |||||
| 27 | Mü'min 28. Ayet (40:28:15) | وَقَدْ | وقد | ve kad | oysa gerçekten | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mü’min bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Hâlbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah, aşırı giden, yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez.” | |||||
| 28 | Mâide 61. Ayet (5:61:5) | وَقَدْ | وقد | vekad | oysa muhakkak | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları hâlde, size geldiklerinde “İnandık” dediler. Allah, onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir. | |||||
| 29 | Nisâ 161. Ayet (4:161:3) | وَقَدْ | وقد | vekad | rağmen | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 160,161. Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu hâlde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helâl kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık. | |||||
| 30 | Bakara 237. Ayet (2:237:7) | وَقَدْ | وقد | vekad | takdirde | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikâh bağı elinde bulunanın (kocanın, paylarından) vazgeçmesi başka. Bununla birlikte (ey erkekler), sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah’a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 31 | Hümeze 6. Ayet (104:6:3) | الْمُوقَدَةُۙ | الموقدة | l-mûkade(tu) | tutuşturulmuş | و ق د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. O, Allah’ın, yüreklere işleyen tutuşturulmuş ateşidir. | |||||
| 32 | Kaf 28. Ayet (50:28:5) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle der: “Benim huzurumda çekişmeyin. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım.” | |||||
| 33 | Mücadele 5. Ayet (58:5:12) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve Resûlüne düşmanlık edenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Oysa biz apaçık âyetler indirdik. Kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır. | |||||
| 34 | Nûh 24. Ayet (71:24:1) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır.” | |||||
| 35 | Tâhâ 61. Ayet (20:61:12) | وَقَدْ | وقد | v ekad | ve doğrusu | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır.” | |||||
| 36 | Yunus 5. Ayet (10:5:0) | وَقَدَّرَهُ | وقدره | ve-kadderahu | ve düzenleyen | ق د ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır. | |||||
| 37 | Şems 10. Ayet (91:10:1) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır. | |||||
| 38 | Yusuf 100. Ayet (12:100:20) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve gerçekten | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” | |||||
| 39 | Meryem 8. Ayet (19:8:10) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve gerçekten | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zekeriyya, “Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?” dedi. | |||||
| 40 | Meryem 9. Ayet (19:9:8) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve gerçekten | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Vahiy meleği) dedi ki: Evet, öyle. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu, bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım.”[338] | |||||
| 41 | Ankebut 38. Ayet (29:38:3) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve gerçekten | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd ve Semûd kavimlerini de helâk ettik. Bu, onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Şeytan, onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Hâlbuki onlar gözü açık kimselerdi. | |||||
| 42 | Bakara 223. Ayet (2:223:8) | وَقَدِّمُوا | وقدموا | vekaddimû | ve hazırlık yapın | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Allah’a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin. (Ey Muhammed!) Mü’minleri müjdele. | |||||
| 43 | Yusuf 25. Ayet (12:25:3) | وَقَدَّتْ | وقدت | ve kaddet | ve kadın yırttı | ق د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır.” | |||||
| 44 | Sebe' 13. Ayet (34:13:10) | وَقُدُورٍ | وقدور | ve kudûrin | ve kazanlar(dan) | ق د ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davûd ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır. | |||||
| 45 | Ra'd 42. Ayet (13:42:1) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve kuşkusuz | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Bütün tuzaklar Allah’a aittir. O, her nefsin kazandığını bilir. İnkâr edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir. | |||||
| 46 | İbrahim 46. Ayet (14:46:1) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve kuşkusuz | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah, onu bilir). | |||||
| 47 | En'am 119. Ayet (6:119:10) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve muhakkak | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken, üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir.[191] Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir. | |||||
| 48 | Kehf 91. Ayet (18:91:2) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve muhakkak | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır. | |||||
| 49 | Tâhâ 64. Ayet (20:64:6) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve muhakkak | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra hâlinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır.” | |||||
| 50 | Tâhâ 111. Ayet (20:111:5) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve muhakkak | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen, mutlaka hüsrana uğramıştır. | |||||