"ولا" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 853 sonuç bulundu.
550 - 600 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
550 Furkan 19. Ayet (25:19:8) وَلَا ولا velâ ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) (İlâh edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.
551 Furkan 21. Ayet (25:21:6) لَوْلَٓا لولا levlâ değil mi? لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bize kavuşacaklarını ummayanlar, “Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.
552 Furkan 29. Ayet (25:29:11) خَذُولًا خذولا ḣażûlâ(n) yüzüstü bırakandır خ ذ ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Andolsun, Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir.”
553 Furkan 32. Ayet (25:32:4) لَوْلَا لولا levlâ değil miydi? لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Biz, Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.[392]
554 Furkan 33. Ayet (25:33:1) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.
555 Furkan 41. Ayet (25:41:11) رَسُولًا رسولا rasûlâ(n) elçi ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) 41,42. Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilâhlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilâhlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.
556 Furkan 42. Ayet (25:42:6) لَوْلَٓا لولا levlâ eğer etmeseydik لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) 41,42. Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilâhlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilâhlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.
557 Furkan 55. Ayet (25:55:8) وَلَا ولا velâ ve ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’ı bırakıp, kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Kâfir, Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.
558 Furkan 68. Ayet (25:68:8) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.
559 Furkan 68. Ayet (25:68:16) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.
560 Furkan 77. Ayet (25:77:6) لَوْلَا لولا levlâ olmadıktan sonra لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.”
561 Şu'arâ 13. Ayet (26:13:3) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Hârûn’a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap).”[396]
562 Şu'arâ 16. Ayet (26:16:3) فَقُولَٓا فقولا fe-kûlâ ve deyin ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Firavun’a gidin ve deyin: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz”,
563 Şu'arâ 49. Ayet (26:49:20) وَلَاُصَلِّبَنَّكُمْ ولاصلبنكم ve leusallibennekum ve asacağım ص ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi.
564 Şu'arâ 87. Ayet (26:87:1) وَلَا ولا velâ  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!”
565 Şu'arâ 88. Ayet (26:88:5) وَلَا ولا velâ ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!”
566 Şu'arâ 101. Ayet (26:101:1) وَلَا ولا velâ ve yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Candan bir dostumuz da yok.”
567 Şu'arâ 151. Ayet (26:151:1) وَلَا ولا velâ لَا
Diyanet İşleri (Yeni) 151,152. “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.”
568 Şu'arâ 152. Ayet (26:152:5) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) 151,152. “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.”
569 Şu'arâ 156. Ayet (26:156:1) وَلَا ولا velâ sakın لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar.”
570 Şu'arâ 181. Ayet (26:181:3) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın.”
571 Şu'arâ 183. Ayet (26:183:1) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”
572 Şu'arâ 183. Ayet (26:183:5) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”
573 Neml 46. Ayet (27:46:9) لَوْلَا لولا levlâ gerekmez mi? لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Salih, onlara “Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!”
574 Neml 48. Ayet (27:48:9) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı.
575 Neml 70. Ayet (27:70:1) وَلَا ولا velâ  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.
576 Neml 70. Ayet (27:70:4) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.
577 Neml 80. Ayet (27:80:5) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
578 Kasas 7. Ayet (28:7:13) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik.
579 Kasas 7. Ayet (28:7:15) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik.
580 Kasas 10. Ayet (28:10:10) لَوْلَٓا لولا levlâ eğer olmasaydık لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
581 Kasas 13. Ayet (28:13:7) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
582 Kasas 31. Ayet (28:31:16) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini (yere) at.” (Mûsâ, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın.”
583 Kasas 47. Ayet (28:47:1) وَلَوْلَٓا ولولا ve levlâ keşke olmasalardı لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
584 Kasas 47. Ayet (28:47:10) لَوْلَٓا لولا levlâ keşke لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
585 Kasas 47. Ayet (28:47:13) رَسُولًا رسولا rasûlen bir elçi ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
586 Kasas 48. Ayet (28:48:7) لَوْلَٓا لولا levlâ değil miydi? لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar, “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler.
587 Kasas 59. Ayet (28:59:10) رَسُولًا رسولا rasûlen bir elçi ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin, ülkelerin merkezî yerlerine, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helâk edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helâk etmeyiz.
588 Kasas 77. Ayet (28:77:7) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez.”
589 Kasas 77. Ayet (28:77:17) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez.”
590 Kasas 78. Ayet (28:78:24) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
591 Kasas 80. Ayet (28:80:13) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler.
592 Kasas 82. Ayet (28:82:16) لَوْلَٓا لولا levlâ olmasaydı لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, “Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kâfirler iflah olmayacak” demeye başladılar.
593 Kasas 83. Ayet (28:83:11) وَلَا ولا velâ ve ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.
594 Kasas 87. Ayet (28:87:1) وَلَا ولا velâ ve sakın  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan çevirmesinler. Rabbine çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma!
595 Kasas 87. Ayet (28:87:13) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan çevirmesinler. Rabbine çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma!
596 Kasas 88. Ayet (28:88:1) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Sen Allah ile beraber başka bir ilâha ibadet etme. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O’nun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnızca O’nundur ve kesinlikle O’na döndürüleceksiniz.
597 Ankebut 22. Ayet (29:22:6) وَلَا ولا velâ ve ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Siz, yerde de gökte de (Allah’ı) âciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.
598 Ankebut 22. Ayet (29:22:16) وَلَا ولا velâ ve ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Siz, yerde de gökte de (Allah’ı) âciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.
599 Ankebut 33. Ayet (29:33:14) وَلَا ولا velâ ve ne de لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde, Lût, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, “Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helâk edilenlerden olacaktır.”