| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 3. Ayet (2:3:6) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | ve şeyden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gaybe[9] inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. | |||||
| 2 | Bakara 267. Ayet (2:267:10) | وَمِمَّٓا | ومما | ve mimmâ | ve şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye lâyıktır. | |||||
| 3 | En'am 162. Ayet (6:162:6) | وَمَمَات۪ي | ومماتي | ve memâtî | ve ölümüm | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.” | |||||
| 4 | Enfal 3. Ayet (8:3:0) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | مِنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir. | |||||
| 5 | Ra'd 17. Ayet (13:17:12) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | ve vardır | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. İşte Allah, hak ile batıla böyle misal getirir. Köpüğe gelince sönüp gider. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. İşte Allah, böyle misaller verir. | |||||
| 6 | Nahl 68. Ayet (16:68:12) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | ve | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.” | |||||
| 7 | Hacc 35. Ayet (22:35:13) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | ve şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir. | |||||
| 8 | Kasas 54. Ayet (28:54:10) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | ve şeyden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükâfatları kendilerine iki kez verilecektir. | |||||
| 9 | Secde 16. Ayet (32:16:9) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | ve şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar. | |||||
| 10 | Yâsîn 36. Ayet (36:36:11) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | ve nice şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. | |||||
| 11 | Şûrâ 38. Ayet (42:38:9) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir. | |||||
| 12 | Câsiye 21. Ayet (45:21:14) | وَمَمَاتُهُمْۜ | ومماتهم | ve memâtuhum | ve ölümleri | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! | |||||
| 13 | Mümtehine 4. Ayet (60:4:16) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | ve | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Yalnız İbrahim’in, babasına, “Senin için mutlaka bağışlama dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez” sözü başka. Onlar şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.”[538] | |||||