"وَاَنَّ" Analizi


Arapça Metin (Harekeli) ve benzeşen aramasında 71 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 46. Ayet (2:46:6) وَاَنَّهُمْ وانهم ve ennehum ve gerçekten onlar  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini çok iyi bilirler.
2 Bakara 165. Ayet (2:165:28) وَاَنَّ وان ve enne ve gerçekten  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da O’na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah’ı severcesine severler. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!
3 Âl-i İmran 171. Ayet (3:171:6) وَاَنَّ وان ve enne ve muhakkak  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) (Şehitler) Allah’ın nimetine, keremine ve Allah’ın, mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.
4 Âl-i İmran 182. Ayet (3:182:5) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır.” Allah, kullara asla zulmedici değildir.
5 Mâide 59. Ayet (5:59:19) وَاَنَّ وان ve enne oysa  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilâhî kitap)lara inandığımızdan ve çoğunuzun da fasıklar olmasından ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz.”
6 Mâide 82. Ayet (5:82:24) وَاَنَّهُمْ وانهم ve ennehum ve onlar  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz hıristiyanlarız” diyenler olduğunu mutlaka görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar.
7 Mâide 97. Ayet (5:97:23) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah; Ka’be’yi, o saygıdeğer evi, haram ayı[159], hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar(ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. Bunlar, göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah’ın bildiğini ve Allah’ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir.[160]
8 Mâide 98. Ayet (5:98:6) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bilin ki, Allah’ın cezası çetindir ve Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
9 En'am 153. Ayet (6:153:1) وَاَنَّ وان ve enne ve işte  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.
10 Enfal 14. Ayet (8:14:0) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte şimdi siz tadın onu! Kâfirlere bir de cehennem azabı vardır.
11 Enfal 18. Ayet (8:18:0) وَاَنَّ وان ve enna çünkü  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte durum bu: (Allah, mü’minleri güzel bir şekilde dener). Bir de Allah, kâfirlerin tuzağını zayıf düşürendir.
12 Enfal 19. Ayet (8:19:0) وَاَنَّ وان ve enna çünkü  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey inkârcılar!) Eğer fetih[245] istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir.
13 Enfal 24. Ayet (8:24:0) وَاَنَّهُٓ وانه ve ennehu ve siz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.
14 Enfal 28. Ayet (8:28:0) وَاَنَّ وان ve enne ve süphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır.
15 Enfal 51. Ayet (8:51:0) وَاَنَّ وان ve enne yoksa şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey kâfirler!) Bu, sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. Yoksa, Allah kullarına zulmedici değildir.
16 Enfal 53. Ayet (8:53:0) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
17 Tevbe 2. Ayet (9:2:0) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. Şunu bilin ki, siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz; Allah ise, inkârcıları perişan edecektir.
18 Tevbe 78. Ayet (9:78:0) وَاَنَّ وان ve enne ve muhakkak  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini[260] ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi?
19 Tevbe 104. Ayet (9:104:0) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu; tövbeyi çok kabul edenin, çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi?
20 Yusuf 52. Ayet (12:52:7) وَاَنَّ وان ve enne ve muhakkak  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) (Yûsuf), “Benim böyle yapmam, Aziz’in; yokluğunda, benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah’ın, hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi” dedi.
21 Hicr 50. Ayet (15:50:1) وَاَنَّ وان ve enne fakat  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 49,50. Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.
22 Nahl 62. Ayet (16:62:16) وَاَنَّهُمْ وانهم ve ennehum ve onlar  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır.
23 Nahl 107. Ayet (16:107:8) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir.
24 İsrâ 10. Ayet (17:10:1) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 9,10. Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü’minler için büyük bir mükâfat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.
25 Kehf 21. Ayet (18:21:9) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz, (insanları) onların hâlinden haberdar ettik ki, Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevî tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), “Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların hâlini daha iyi bilir” dediler. Duruma hâkim olanlar ise, “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler.
26 Tâhâ 119. Ayet (20:119:1) وَاَنَّكَ وانك ve enneke ve şüphesiz sen  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın.”
27 Hacc 6. Ayet (22:6:6) وَاَنَّهُ وانه ve ennehu ve O  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O, her şeye hakkıyla kadirdir.
28 Hacc 6. Ayet (22:6:9) وَاَنَّهُ وانه ve ennehu ve O  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O, her şeye hakkıyla kadirdir.
29 Hacc 7. Ayet (22:7:1) وَاَنَّ وان ve enne ve muhakkak  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltecektir.
30 Hacc 7. Ayet (22:7:7) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltecektir.
31 Hacc 10. Ayet (22:10:5) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ona), “İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. Allah, kesinlikle kullara zulmedici değildir” (denir.)
32 Hacc 16. Ayet (22:16:5) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler hâlinde indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini doğru yola iletir.
33 Hacc 61. Ayet (22:61:12) وَاَنَّ وان ve enne ve doğrusu  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyle. Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
34 Hacc 62. Ayet (22:62:6) وَاَنَّ وان ve enne ve gerçekten  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.
35 Hacc 62. Ayet (22:62:13) وَاَنَّ وان ve enne ve gerçek şu ki  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.
36 Mü'minûn 115. Ayet (23:115:5) وَاَنَّكُمْ وانكم ve ennekum ve sizin  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”
37 Nûr 10. Ayet (24:10:6) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden, hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı, hâliniz nice olurdu?
38 Nûr 20. Ayet (24:20:6) وَاَنَّ وان ve enne ve kuşkusuz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı, hâliniz nice olurdu?
39 Şu'arâ 226. Ayet (26:226:1) وَاَنَّهُمْ وانهم ve ennehum ve onlar  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 225,226. Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.[403]
40 Lokman 29. Ayet (31:29:21) وَاَنَّ وان ve enne ve elbette  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Görmedin mi ki, Allah, geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah, işlediklerinizden hakkıyla haberdardır.
41 Lokman 30. Ayet (31:30:6) وَاَنَّ وان ve enne ve elbette  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.
42 Lokman 30. Ayet (31:30:12) وَاَنَّ وان ve enne ve gerçekten  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.
43 Mü'min 43. Ayet (40:43:14) وَاَنَّ وان ve enne ve elbette  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.”
44 Mü'min 43. Ayet (40:43:18) وَاَنَّ وان ve enne ve elbette  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.”
45 Muhammed 3. Ayet (47:3:7) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır.
46 Muhammed 11. Ayet (47:11:7) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, Allah’ın inananların yardımcısı olması, inkâr edenlerin ise, hiçbir yardımcısı bulunmamasından dolayıdır.
47 Necm 40. Ayet (53:40:1) وَاَنَّ وان ve enne ve muhakkak  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.
48 Necm 42. Ayet (53:42:1) وَاَنَّ وان ve enne ve sonunda  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz en son varış Rabbinedir.
49 Necm 43. Ayet (53:43:1) وَاَنَّهُ وانه ve ennehu ve şüphesiz O  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.
50 Necm 44. Ayet (53:44:1) وَاَنَّهُ وانه ve ennehu ve şüphesiz O  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz O, öldürür ve diriltir.