| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 70. Ayet (2:70:13) | وَاِنَّٓا | وانا | ve innâ | ama mutlaka biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler. | |||||
| 2 | En'am 146. Ayet (6:146:27) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | biz elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık.[201] Biz elbette doğru söyleyenleriz. | |||||
| 3 | Kehf 8. Ayet (18:8:1) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | biz elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak hâline getireceğiz. | |||||
| 4 | Zuhruf 14. Ayet (43:14:1) | وَاِنَّٓا | وانا | ve innâ | biz elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. | |||||
| 5 | Hicr 23. Ayet (15:23:1) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | biziz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz | |||||
| 6 | Bakara 149. Ayet (2:149:9) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | bu elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram’a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir. | |||||
| 7 | Bakara 74. Ayet (2:74:12) | وَاِنَّ | وان | ve inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. | |||||
| 8 | Enfal 42. Ayet (8:42:0) | وَاِنَّ | وان | ve inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (savaşa yanaşmazdınız). Fakat Allah, olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki, ölen açık bir delille ölsün, yaşayan da açık bir delille yaşasın. Şüphesiz Allah, elbette hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 9 | En'am 121. Ayet (6:121:9) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | çünkü o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz.[192] | |||||
| 10 | En'am 28. Ayet (6:28:15) | وَاِنَّهُمْ | وانهم | ve innehum | çünkü onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi, elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 199. Ayet (3:199:1) | وَاِنَّ | وان | ve-inne | doğrusu | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. | |||||
| 12 | Hûd 62. Ayet (11:62:16) | وَاِنَّنَا | واننا | ve innenâ | doğrusu biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz.” | |||||
| 13 | Hâkka 50. Ayet (69:50:1) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | doğrusu o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Kur’an, kâfirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir. | |||||
| 14 | Âdiyât 8. Ayet (100:8:1) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | doğrusu o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok katıdır. | |||||
| 15 | Mü'minûn 18. Ayet (23:18:9) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter. | |||||
| 16 | Şûrâ 48. Ayet (42:48:11) | وَاِنَّٓا | وانا | ve innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür. | |||||
| 17 | Zuhruf 37. Ayet (43:37:1) | وَاِنَّهُمْ | وانهم | ve innehum | elbette onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. | |||||
| 18 | Bakara 252. Ayet (2:252:7) | وَاِنَّكَ | وانك | ve inneke | elbette sen | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar Allah’ın âyetleridir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin. | |||||
| 19 | Fussilet 45. Ayet (41:45:14) | وَاِنَّهُمْ | وانهم | ve innehum | fakat onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun! Biz, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. | |||||
| 20 | Yunus 92. Ayet (10:92:0) | وَاِنَّ | وان | ve inne | gerçekte ise | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir. | |||||
| 21 | Enfal 5. Ayet (8:5:0) | وَاِنَّ | وان | ve inne | gerçekten de | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nasıl ki, Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mü’minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi. | |||||
| 22 | Zuhruf 4. Ayet (43:4:1) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | gerçekten O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz o, katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz’da) mevcuttur, çok yücedir, hikmetlerle doludur. | |||||
| 23 | Fussilet 41. Ayet (41:41:7) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | halbuki o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kur’an kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. Şüphesiz o, çok değerli ve sağlam bir kitaptır. | |||||
| 24 | A'raf 114. Ayet (7:114:3) | وَاِنَّكُمْ | وانكم | ve innekum | hem de siz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Evet. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi. | |||||
| 25 | Hicr 79. Ayet (15:79:3) | وَاِنَّهُمَا | وانهما | ve innehumâ | her ikisi de | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şu’ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler. | |||||
| 26 | Şu'arâ 192. Ayet (26:192:1) | وَاِنَّهُ | وانه | innehu | muhakkak ki o (Kur'an) | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu Kur’an, âlemlerin Rabbi’nin indirmesidir. | |||||
| 27 | Vâkı'a 76. Ayet (56:76:1) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | muhakkak o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 75,76. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir- | |||||
| 28 | Sebe' 24. Ayet (34:24:9) | وَاِنَّٓا | وانا | ve innâ | o halde biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Size göklerden ve yerden kim rızık verir?” De ki: “Allah. O hâlde, ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz, ya da siz!” | |||||
| 29 | Mü'minûn 90. Ayet (23:90:4) | وَاِنَّهُمْ | وانهم | ve innehum | onlarsa | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar. | |||||
| 30 | Yusuf 11. Ayet (12:11:10) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | oysa biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz.” | |||||
| 31 | Bakara 144. Ayet (2:144:21) | وَاِنَّ | وان | ve inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.[38] | |||||
| 32 | Âl-i İmran 185. Ayet (3:185:5) | وَاِنَّمَا | وانما | ve-innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. | |||||
| 33 | Şu'arâ 104. Ayet (26:104:1) | وَاِنَّ | وان | ve inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır. | |||||
| 34 | Şu'arâ 140. Ayet (26:140:1) | وَاِنَّ | وان | ve inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. | |||||
| 35 | Şu'arâ 159. Ayet (26:159:1) | وَاِنَّ | وان | ve inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. | |||||
| 36 | Ankebut 41. Ayet (29:41:12) | وَاِنَّ | وان | ve inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi! | |||||
| 37 | En'am 19. Ayet (6:19:34) | وَاِنَّن۪ي | وانني | ve innenî | şüphesiz ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir.[171] İşte bu Kur’an bana, onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. Gerçekten siz mi Allah ile beraber başka ilâhlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem.” De ki: “O, ancak tek bir ilâhtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.” | |||||
| 38 | Hûd 109. Ayet (11:109:16) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | şüphesiz biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz. | |||||
| 39 | Yusuf 63. Ayet (12:63:15) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | şüphesiz biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, babalarına döndüklerinde, “Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kardeşimizi (Bünyamin’i) bizimle gönder ki zahire alalım. Onu biz elbette koruruz” dediler. | |||||
| 40 | Enbiyâ 94. Ayet (21:94:10) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | şüphesiz biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu hâlde, kim mü’min olarak bir salih amel işlerse, çalışması asla inkâr edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız. | |||||
| 41 | Mü'minûn 95. Ayet (23:95:1) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | şüphesiz biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter. | |||||
| 42 | Bakara 45. Ayet (2:45:4) | وَاِنَّهَا | وانها | innehâ | şüphesiz bu | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.[14] Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. | |||||
| 43 | Yusuf 51. Ayet (12:51:27) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | şüphesiz o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, kadınlara, “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Kadınlar, “Hâşâ! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. Aziz’in karısı ise, “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. | |||||
| 44 | Yusuf 68. Ayet (12:68:21) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | şüphesiz O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 45 | Nahl 122. Ayet (16:122:5) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | şüphesiz O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir. | |||||
| 46 | Şu'arâ 196. Ayet (26:196:1) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | şüphesiz o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı. | |||||
| 47 | Hâkka 48. Ayet (69:48:1) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | şüphesiz O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Kur’an, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür. | |||||
| 48 | Zuhruf 44. Ayet (43:44:1) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | şüphesiz O (Kur'an) | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz. | |||||
| 49 | Hûd 110. Ayet (11:110:14) | وَاِنَّهُمْ | وانهم | ve innehum | şüphesiz onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. | |||||
| 50 | Şûrâ 52. Ayet (42:52:23) | وَاِنَّكَ | وانك | ve inneke | şüphesiz sen | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 52,53. İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner. | |||||