| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 45. Ayet (2:45:4) | وَاِنَّهَا | وانها | innehâ | şüphesiz bu | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.[14] Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. | |||||
| 2 | Bakara 70. Ayet (2:70:13) | وَاِنَّٓا | وانا | ve innâ | ama mutlaka biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler. | |||||
| 3 | Bakara 74. Ayet (2:74:12) | وَاِنَّ | وان | ve inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. | |||||
| 4 | Bakara 74. Ayet (2:74:19) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. | |||||
| 5 | Bakara 74. Ayet (2:74:26) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. | |||||
| 6 | Bakara 130. Ayet (2:130:14) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | ve şüphesiz o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir. | |||||
| 7 | Bakara 144. Ayet (2:144:21) | وَاِنَّ | وان | ve inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.[38] | |||||
| 8 | Bakara 146. Ayet (2:146:8) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve (yine) elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler.[39] | |||||
| 9 | Bakara 149. Ayet (2:149:9) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | bu elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram’a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir. | |||||
| 10 | Bakara 156. Ayet (2:156:8) | وَاِنَّٓا | وانا | ve innâ | ve şüphesiz biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. | |||||
| 11 | Bakara 176. Ayet (2:176:7) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu (azab) da, Allah’ın, Kitab’ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkâr etmesi) sebebiyledir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler. | |||||
| 12 | Bakara 252. Ayet (2:252:7) | وَاِنَّكَ | وانك | ve inneke | elbette sen | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar Allah’ın âyetleridir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin. | |||||
| 13 | Âl-i İmran 62. Ayet (3:62:11) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 14 | Âl-i İmran 78. Ayet (3:78:1) | وَاِنَّ | وان | ve-inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab’dan olmadığı hâlde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, “Bu, Allah katındandır” derler. Hâlbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. | |||||
| 15 | Âl-i İmran 185. Ayet (3:185:5) | وَاِنَّمَا | وانما | ve-innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. | |||||
| 16 | Âl-i İmran 199. Ayet (3:199:1) | وَاِنَّ | وان | ve-inne | doğrusu | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. | |||||
| 17 | Nisâ 72. Ayet (4:72:1) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse, “Allah, bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım” der. | |||||
| 18 | Nisâ 157. Ayet (4:157:17) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 156,157. Bir de inkârlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler. | |||||
| 19 | Mâide 22. Ayet (5:22:8) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | ve şüphesiz biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Mûsâ! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü, zorba bir millet var. Onlar oradan çıkmadıkça, biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, biz de gireriz.” | |||||
| 20 | Mâide 49. Ayet (5:49:29) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aralarında, Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. | |||||
| 21 | En'am 19. Ayet (6:19:34) | وَاِنَّن۪ي | وانني | ve innenî | şüphesiz ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir.[171] İşte bu Kur’an bana, onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. Gerçekten siz mi Allah ile beraber başka ilâhlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem.” De ki: “O, ancak tek bir ilâhtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.” | |||||
| 22 | En'am 28. Ayet (6:28:15) | وَاِنَّهُمْ | وانهم | ve innehum | çünkü onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi, elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar. | |||||
| 23 | En'am 119. Ayet (6:119:20) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve doğrusu | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken, üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir.[191] Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir. | |||||
| 24 | En'am 121. Ayet (6:121:9) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | çünkü o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz.[192] | |||||
| 25 | En'am 121. Ayet (6:121:11) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz.[192] | |||||
| 26 | En'am 146. Ayet (6:146:27) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | biz elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık.[201] Biz elbette doğru söyleyenleriz. | |||||
| 27 | En'am 165. Ayet (6:165:19) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | ve O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 28 | A'raf 66. Ayet (7:66:11) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | ve elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavminin ileri gelenlerinden inkâr edenler dediler ki: “Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz.” | |||||
| 29 | A'raf 114. Ayet (7:114:3) | وَاِنَّكُمْ | وانكم | ve innekum | hem de siz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Evet. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi. | |||||
| 30 | A'raf 127. Ayet (7:127:19) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | ve biz daima | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Mûsâ’yı ve kavmini, bu ülkede fesat çıkarsınlar, seni ve ilâhlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?” Firavun, “Biz onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?” dedi. | |||||
| 31 | A'raf 167. Ayet (7:167:0) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | ve O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Şüphesiz Rabbin, elbette cezayı çabuk verendir. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 32 | Enfal 5. Ayet (8:5:0) | وَاِنَّ | وان | ve inne | gerçekten de | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nasıl ki, Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mü’minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi. | |||||
| 33 | Enfal 42. Ayet (8:42:0) | وَاِنَّ | وان | ve inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (savaşa yanaşmazdınız). Fakat Allah, olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki, ölen açık bir delille ölsün, yaşayan da açık bir delille yaşasın. Şüphesiz Allah, elbette hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 34 | Tevbe 49. Ayet (9:49:0) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan “Bana izin ver, beni fitneye (isyana) sevk etme” diyen de vardır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Şüphesiz ki cehennem, kâfirleri elbette kuşatacaktır. | |||||
| 35 | Yunus 83. Ayet (10:83:0) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi. | |||||
| 36 | Yunus 83. Ayet (10:83:0) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | ve şüphesiz o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi. | |||||
| 37 | Yunus 92. Ayet (10:92:0) | وَاِنَّ | وان | ve inne | gerçekte ise | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir. | |||||
| 38 | Hûd 45. Ayet (11:45:10) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh, Rabbine seslenip şöyle dedi: “Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir. Senin va’din elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin.” | |||||
| 39 | Hûd 62. Ayet (11:62:16) | وَاِنَّنَا | واننا | ve innenâ | doğrusu biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz.” | |||||
| 40 | Hûd 76. Ayet (11:76:11) | وَاِنَّهُمْ | وانهم | ve innehum | ve onlara | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elçilerimiz, “Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir” dediler. | |||||
| 41 | Hûd 79. Ayet (11:79:10) | وَاِنَّكَ | وانك | ve inneke | ve sen | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler. | |||||
| 42 | Hûd 91. Ayet (11:91:9) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | ve biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin.” | |||||
| 43 | Hûd 109. Ayet (11:109:16) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | şüphesiz biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz. | |||||
| 44 | Hûd 110. Ayet (11:110:14) | وَاِنَّهُمْ | وانهم | ve innehum | şüphesiz onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. | |||||
| 45 | Hûd 111. Ayet (11:111:1) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. | |||||
| 46 | Yusuf 11. Ayet (12:11:10) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | oysa biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz.” | |||||
| 47 | Yusuf 12. Ayet (12:12:6) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | ve biz elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz.” | |||||
| 48 | Yusuf 51. Ayet (12:51:27) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | şüphesiz o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, kadınlara, “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Kadınlar, “Hâşâ! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. Aziz’in karısı ise, “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. | |||||
| 49 | Yusuf 61. Ayet (12:61:5) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | ve biz muhakkak | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız.” | |||||
| 50 | Yusuf 63. Ayet (12:63:15) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | şüphesiz biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, babalarına döndüklerinde, “Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kardeşimizi (Bünyamin’i) bizimle gönder ki zahire alalım. Onu biz elbette koruruz” dediler. | |||||