| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Yunus 48. Ayet (10:48:0) | الْوَعْدُ | الوعد | l-va’du | vaad edilen | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer doğru söyleyenler iseniz, (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar. | |||||
| 2 | Ra'd 31. Ayet (13:31:45) | وَعْدُ | وعد | va’du | va'di | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. | |||||
| 3 | İsrâ 5. Ayet (17:5:3) | وَعْدُ | وعد | va’du | zamanı | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi. | |||||
| 4 | İsrâ 7. Ayet (17:7:10) | وَعْدُ | وعد | va’du | zamanı | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.) | |||||
| 5 | İsrâ 104. Ayet (17:104:10) | وَعْدُ | وعد | va’du | zamanı | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: “Bu topraklarda oturun, ahiret va’di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz.” | |||||
| 6 | İsrâ 108. Ayet (17:108:6) | وَعْدُ | وعد | va’du | va'di (sözü) | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimizin şanı yücedir. Rabbimizin va’di mutlaka gerçekleşecektir” derler. | |||||
| 7 | Kehf 98. Ayet (18:98:8) | وَعْدُ | وعد | va’du | va'di | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zülkarneyn, “Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir” dedi. | |||||
| 8 | Kehf 98. Ayet (18:98:13) | وَعْدُ | وعد | va’du | va'di | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zülkarneyn, “Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir” dedi. | |||||
| 9 | Meryem 61. Ayet (19:61:10) | وَعْدُهُ | وعده | va’duhu | va'di | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân’ın, kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O’nun va’di kesinlikle gerçekleşir. | |||||
| 10 | Enbiyâ 38. Ayet (21:38:4) | الْوَعْدُ | الوعد | l-va’du | tehdid(ettiğiniz azab) | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. | |||||
| 11 | Enbiyâ 97. Ayet (21:97:2) | الْوَعْدُ | الوعد | l-va’du | va'd | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler. | |||||
| 12 | Neml 71. Ayet (27:71:4) | الْوَعْدُ | الوعد | l-va’du | tehdid(ettiğiniz azab) | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. | |||||
| 13 | Sebe' 29. Ayet (34:29:4) | الْوَعْدُ | الوعد | l-va’du | tehdid(ettiğiniz azap) | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek” diyorlar. | |||||
| 14 | Yâsîn 48. Ayet (36:48:4) | الْوَعْدُ | الوعد | l-va’du | tehdid (ettiğiniz azab) | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar. | |||||
| 15 | Mülk 25. Ayet (67:25:4) | الْوَعْدُ | الوعد | l-va’du | tehdid(ettiğiniz azab) | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. | |||||
| 16 | Müzzemmil 18. Ayet (73:18:5) | وَعْدُهُ | وعده | va’duhu | O'nun va'di | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O günle gök (bile) yarılır, Allah’ın va’di gerçekleşir. | |||||