"وَكَذٰلِكَ" Analizi


Arapça Metin (Harekeli) ve benzeşen aramasında 38 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 143. Ayet (2:143:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet[36] yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl’e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.[37]
2 En'am 53. Ayet (6:53:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi?
3 En'am 55. Ayet (6:55:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
4 En'am 75. Ayet (6:75:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı[181] gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun.
5 En'am 84. Ayet (6:84:19) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. Zürriyetinden Dâvud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yûsuf’u, Mûsâ’yı ve Hârûn’u da. İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.
6 En'am 105. Ayet (6:105:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve işte böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.[189]
7 En'am 112. Ayet (6:112:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.
8 En'am 123. Ayet (6:123:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böyle, her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler. Hâlbuki onlar hilekârlığı ancak kendilerine yaparlar. Ama farkında olmuyorlar.
9 En'am 129. Ayet (6:129:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte biz, kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz.
10 En'am 137. Ayet (6:137:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve yine ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yine bunun gibi, Allah’a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helâke sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak.
11 A'raf 40. Ayet (7:40:21) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler![215] Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.
12 A'raf 41. Ayet (7:41:8) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.
13 A'raf 152. Ayet (7:152:0) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike işte biz böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Buzağıyı ilâh edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab, dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız.
14 A'raf 174. Ayet (7:174:0) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz.
15 Hûd 102. Ayet (11:102:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike işte böyledir ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında, Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz O’nun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir.
16 Yusuf 6. Ayet (12:6:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) “İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
17 Yusuf 21. Ayet (12:21:15) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
18 Yusuf 22. Ayet (12:22:7) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız.
19 Yusuf 56. Ayet (12:56:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece Yûsuf’a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkân ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz.
20 Ra'd 37. Ayet (13:37:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve işte ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.
21 Kehf 19. Ayet (18:19:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike yine böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.”
22 Kehf 21. Ayet (18:21:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz, (insanları) onların hâlinden haberdar ettik ki, Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevî tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), “Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların hâlini daha iyi bilir” dediler. Duruma hâkim olanlar ise, “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler.
23 Tâhâ 96. Ayet (20:96:13) وَكَذٰلِكَ وكذلك vekeżâlike ve böyle (yapmayı) ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Sâmirî, şöyle dedi: “Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi.”
24 Tâhâ 113. Ayet (20:113:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık.
25 Tâhâ 126. Ayet (20:126:6) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike öylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Evet, öyle. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der.
26 Tâhâ 127. Ayet (20:127:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Haddi aşan ve Rabbi’nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır.
27 Enbiyâ 88. Ayet (21:88:6) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız.
28 Hacc 16. Ayet (22:16:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler hâlinde indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini doğru yola iletir.
29 Furkan 31. Ayet (25:31:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter.
30 Neml 34. Ayet (27:34:12) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hâle getirirler. İşte onlar böyle yaparlar.”
31 Kasas 14. Ayet (28:14:8) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükâfatlandırırız.
32 Ankebut 47. Ayet (29:47:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve işte böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar)dan da ona inananlar vardır. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler.
33 Rum 19. Ayet (30:19:13) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike işte siz de öyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız.
34 Mü'min 6. Ayet (40:6:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece Rabbinin, inkâr edenler hakkındaki, “Onlar cehennemliklerdir” sözü gerçekleşmiş oldu.
35 Mü'min 37. Ayet (40:37:10) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) 36,37. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum.” Böylece Firavun’a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun’un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı.
36 Şûrâ 7. Ayet (42:7:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
37 Şûrâ 52. Ayet (42:52:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) 52,53. İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner.
38 Zuhruf 23. Ayet (43:23:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar.