| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 500 | Fâtır 36. Ayet (35:36:10) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler için ise cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız. | |||||
| 501 | Fâtır 39. Ayet (35:39:11) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi yeryüzünde halifeler kılandır. Artık kim inkâr ederse inkârı kendi aleyhinedir. İnkârcıların inkârı, Rableri katında ancak uğrayacakları gazabı artırır. İnkârcıların inkârı, ancak ziyanlarını arttırır. | |||||
| 502 | Fâtır 39. Ayet (35:39:19) | وَلَا | ولا | velâ | ve ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi yeryüzünde halifeler kılandır. Artık kim inkâr ederse inkârı kendi aleyhinedir. İnkârcıların inkârı, Rableri katında ancak uğrayacakları gazabı artırır. İnkârcıların inkârı, ancak ziyanlarını arttırır. | |||||
| 503 | Fâtır 43. Ayet (35:43:6) | وَلَا | ولا | velâ | oysa | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. | |||||
| 504 | Fâtır 44. Ayet (35:44:24) | وَلَا | ولا | velâ | ve yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir. | |||||
| 505 | Yâsîn 23. Ayet (36:23:14) | وَلَا | ولا | velâ | ve asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O’nu bırakıp da başka ilâhlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar.” | |||||
| 506 | Yâsîn 40. Ayet (36:40:8) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. | |||||
| 507 | Yâsîn 43. Ayet (36:43:7) | وَلَا | ولا | velâ | ve ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar. | |||||
| 508 | Yâsîn 54. Ayet (36:54:6) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir. | |||||
| 509 | Yâsîn 67. Ayet (36:67:9) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi. | |||||
| 510 | Sâffât 47. Ayet (37:47:4) | وَلَا | ولا | velâ | ve olmazlar | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar. | |||||
| 511 | Sâd 3. Ayet (38:3:8) | وَلَاتَ | ولات | velâte | fakat geçmişti | ل و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Onlar da feryat ettiler, ama artık kurtuluş zamanı değildi. | |||||
| 512 | Sâd 22. Ayet (38:22:18) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Dâvûd’un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. Onlar, “Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler. | |||||
| 513 | Sâd 26. Ayet (38:26:12) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır.” | |||||
| 514 | Sâd 44. Ayet (38:44:6) | وَلَا | ولا | velâ | ve asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma.”[465] Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi. | |||||
| 515 | Zümer 7. Ayet (39:7:7) | وَلَا | ولا | velâ | fakat | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkâr etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir. | |||||
| 516 | Zümer 7. Ayet (39:7:15) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkâr etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir. | |||||
| 517 | Zümer 43. Ayet (39:43:13) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?” | |||||
| 518 | Zümer 61. Ayet (39:61:9) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları başarıları sebebiyle kurtarır. Onlara kötülük dokunmaz. Onlar üzülmezler de. | |||||
| 519 | Mü'min 18. Ayet (40:18:13) | وَلَا | ولا | velâ | ve yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır. | |||||
| 520 | Mü'min 43. Ayet (40:43:11) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.” | |||||
| 521 | Mü'min 58. Ayet (40:58:9) | وَلَا | ولا | velâ | ve ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz. | |||||
| 522 | Fussilet 22. Ayet (41:22:10) | وَلَا | ولا | velâ | ve değildiniz | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.” | |||||
| 523 | Fussilet 30. Ayet (41:30:13) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va’dedilmekte olan cennetle sevinin!” | |||||
| 524 | Fussilet 34. Ayet (41:34:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve değildir | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. | |||||
| 525 | Fussilet 34. Ayet (41:34:4) | وَلَا | ولا | velâ | ve ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. | |||||
| 526 | Fussilet 37. Ayet (41:37:10) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gece, gündüz, güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah’a secde edin.[478] | |||||
| 527 | Fussilet 42. Ayet (41:42:7) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye lâyık olan Allah tarafından indirilmiştir. | |||||
| 528 | Fussilet 47. Ayet (41:47:15) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok.” | |||||
| 529 | Şûrâ 8. Ayet (42:8:18) | وَلَا | ولا | velâ | ve yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah dileseydi, onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur. | |||||
| 530 | Şûrâ 13. Ayet (42:13:21) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır. | |||||
| 531 | Şûrâ 15. Ayet (42:15:6) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların hevâ ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben, Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah, hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O’nadır.” | |||||
| 532 | Şûrâ 31. Ayet (42:31:13) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde O’nu âciz bırakamazsınız. Sizin için Allah’tan başka hiçbir dost ve yardımcı yoktur. | |||||
| 533 | Şûrâ 52. Ayet (42:52:12) | وَلَا | ولا | velâ | ve nedir | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 52,53. İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner. | |||||
| 534 | Zuhruf 52. Ayet (43:52:9) | وَلَا | ولا | velâ | ve olmayandır | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?” | |||||
| 535 | Zuhruf 62. Ayet (43:62:1) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. | |||||
| 536 | Zuhruf 86. Ayet (43:86:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve değillerdir | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O’nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler. | |||||
| 537 | Duhân 41. Ayet (44:41:8) | وَلَا | ولا | velâ | ve olmaz | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez. | |||||
| 538 | Câsiye 10. Ayet (45:10:4) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arkalarında da cehennem vardır. Dünyada kazandıkları ve Allah’tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. Onlar için elbette büyük bir azap vardır. | |||||
| 539 | Câsiye 10. Ayet (45:10:10) | وَلَا | ولا | velâ | ve (sağlamaz) | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arkalarında da cehennem vardır. Dünyada kazandıkları ve Allah’tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. Onlar için elbette büyük bir azap vardır. | |||||
| 540 | Câsiye 18. Ayet (45:18:8) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma. | |||||
| 541 | Câsiye 35. Ayet (45:35:14) | وَلَا | ولا | velâ | ve olmaz | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bunun sebebi, Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez. | |||||
| 542 | Ahkaf 9. Ayet (46:9:12) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim.[491] Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.” | |||||
| 543 | Ahkaf 13. Ayet (46:13:11) | وَلَا | ولا | velâ | ve değildir | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de. | |||||
| 544 | Ahkaf 35. Ayet (46:35:8) | وَلَا | ولا | velâ | ve asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) O hâlde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir. | |||||
| 545 | Muhammed 33. Ayet (47:33:9) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın. | |||||
| 546 | Muhammed 36. Ayet (47:36:11) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Eğer inanır ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, O size mükâfatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez. | |||||
| 547 | Fetih 17. Ayet (48:17:5) | وَلَا | ولا | velâ | ve yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, onu elem dolu bir azaba uğratır. | |||||
| 548 | Fetih 17. Ayet (48:17:9) | وَلَا | ولا | velâ | ve yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, onu elem dolu bir azaba uğratır. | |||||
| 549 | Fetih 22. Ayet (48:22:11) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler sizinle savaşsalardı, arkalarını dönüp kaçarlar, sonra da ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirlerdi. | |||||