| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 50 | Yusuf 103. Ayet (12:103:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve değildir | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir. | |||||
| 51 | Yusuf 108. Ayet (12:108:14) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve değilim | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. Allah’ın şanı yücedir. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” | |||||
| 52 | Yusuf 109. Ayet (12:109:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | مَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 53 | İbrahim 4. Ayet (14:4:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 54 | İbrahim 22. Ayet (14:22:31) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ne de | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.” | |||||
| 55 | Hicr 4. Ayet (15:4:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | مَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır. | |||||
| 56 | Hicr 22. Ayet (15:22:9) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve değilsiniz | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.[297] | |||||
| 57 | Nahl 43. Ayet (16:43:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.[304] | |||||
| 58 | Nahl 64. Ayet (16:64:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik. | |||||
| 59 | Nahl 77. Ayet (16:77:5) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve değildir | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet’in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 60 | Nahl 115. Ayet (16:115:8) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve şeyi | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[307] | |||||
| 61 | İsrâ 54. Ayet (17:54:11) | وَمَٓا | وما | ve mâ | مَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbiniz sizi daha iyi bilir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder, dilerse azap eder. Seni de onlara vekil olarak göndermedik. | |||||
| 62 | İsrâ 85. Ayet (17:85:9) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.” | |||||
| 63 | İsrâ 105. Ayet (17:105:5) | وَمَٓا | وما | ve mâ | مَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onu (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. | |||||
| 64 | Kehf 36. Ayet (18:36:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve hiç | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum.” | |||||
| 65 | Kehf 56. Ayet (18:56:16) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar. | |||||
| 66 | Kehf 63. Ayet (18:63:10) | وَمَٓا | وما | ve mâ | fakat | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Genç, “Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti” dedi. | |||||
| 67 | Tâhâ 73. Ayet (20:73:7) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlı ve daha kalıcıdır.” | |||||
| 68 | Tâhâ 83. Ayet (20:83:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | nedir? | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Mûsâ, Tûr’a varınca): “Seni, acele ile kavminden uzaklaştıran nedir, ey Mûsâ?” (dedik.)[358] | |||||
| 69 | Enbiyâ 7. Ayet (21:7:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | مَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. | |||||
| 70 | Enbiyâ 25. Ayet (21:25:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, “Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. | |||||
| 71 | Enbiyâ 107. Ayet (21:107:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. | |||||
| 72 | Hacc 52. Ayet (22:52:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[377] | |||||
| 73 | Nûr 47. Ayet (24:47:13) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve değillerdir | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Münâfıklar), “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Hâlbuki onlar inanmış değillerdir. | |||||
| 74 | Furkan 20. Ayet (25:20:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir. | |||||
| 75 | Furkan 56. Ayet (25:56:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. | |||||
| 76 | Şu'arâ 99. Ayet (26:99:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | مَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı.” | |||||
| 77 | Şu'arâ 109. Ayet (26:109:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 78 | Şu'arâ 114. Ayet (26:114:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve değilim | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben inananları kovacak değilim.” | |||||
| 79 | Şu'arâ 127. Ayet (26:127:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | مَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 80 | Şu'arâ 145. Ayet (26:145:1) | وَمَٓا | وما | vemâ | مَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 81 | Şu'arâ 164. Ayet (26:164:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | مَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 82 | Şu'arâ 180. Ayet (26:180:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 83 | Şu'arâ 186. Ayet (26:186:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve değilsin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.” | |||||
| 84 | Şu'arâ 208. Ayet (26:208:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helâk etmedik. | |||||
| 85 | Neml 81. Ayet (27:81:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve değilsin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin. | |||||
| 86 | Kasas 27. Ayet (28:27:19) | وَمَٓا | وما | ve mâ | مَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu’ayb, “Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birisini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın” dedi. | |||||
| 87 | Kasas 60. Ayet (28:60:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve ne | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Dünyalık olarak) size verilen her şey, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah’ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 88 | Ankebut 22. Ayet (29:22:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve değilsiniz | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz, yerde de gökte de (Allah’ı) âciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır. | |||||
| 89 | Rum 39. Ayet (30:39:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ne ki | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz, Allah katında artmaz. Ama Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekât verirseniz; işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır. | |||||
| 90 | Rum 39. Ayet (30:39:13) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ama | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz, Allah katında artmaz. Ama Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekât verirseniz; işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır. | |||||
| 91 | Rum 53. Ayet (30:53:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve değilsin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Sen, çağrını ancak âyetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin. | |||||
| 92 | Sebe' 28. Ayet (34:28:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | مَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 93 | Sebe' 34. Ayet (34:34:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri, “Biz, sizinle gönderileni inkâr ediyoruz” demişlerdir. | |||||
| 94 | Sebe' 37. Ayet (34:37:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve değildir | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ne mallarınız ne de çocuklarınız, sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükâfat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler. | |||||
| 95 | Sebe' 39. Ayet (34:39:12) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ne ki | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” | |||||
| 96 | Sebe' 44. Ayet (34:44:1) | وَمَٓا | وما | ve mâ | مَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik. | |||||
| 97 | Sebe' 44. Ayet (34:44:6) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik. | |||||
| 98 | Fâtır 22. Ayet (35:22:11) | وَمَٓا | وما | ve mâ | yoksa değilsin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin. | |||||
| 99 | Yâsîn 15. Ayet (36:15:7) | وَمَٓا | وما | ve mâ | ve | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.” | |||||