"و ج ه" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 78 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Kehf 29. Ayet (18:29:24) الْوُجُوهَۜ الوجوه l-vucûh(e) yüzleri و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.[328]
2 Tâhâ 111. Ayet (20:111:2) الْوُجُوهُ الوجوه l-vucûhu bütün yüzler و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen, mutlaka hüsrana uğramıştır.
3 Zümer 24. Ayet (39:24:3) بِوَجْهِه۪ بوجهه bi-vechihi yüzüyle و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse[469], (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, “Kazandıklarınızı tadın” denir.
4 Nisâ 43. Ayet (4:43:43) بِوُجُوهِكُمْ بوجوهكم bivucûhikum yüzlerinize و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
5 Mâide 6. Ayet (5:6:45) بِوُجُوهِكُمْ بوجوهكم bi-vucûhikum yüzlerinize و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.
6 Kasas 22. Ayet (28:22:2) تَوَجَّهَ توجه teveccehe yönelince و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) (Şehirden çıkıp) Medyen’e doğru yöneldiğinde, “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi.
7 İnsân 9. Ayet (76:9:3) لِوَجْهِ لوجه li-vechi rızası için و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) (Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) “Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz.”
8 Bakara 115. Ayet (2:115:7) وَجْهُ وجه vechu yüzü (zatı) و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü[32] işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
9 Bakara 272. Ayet (2:272:18) وَجْهِ وجه vechi (yüzü) rızasını و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir.
10 Âl-i İmran 72. Ayet (3:72:12) وَجْهَ وجه veche önünde و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden bir grup, “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi.[95]
11 Yusuf 9. Ayet (12:9:8) وَجْهُ وجه vechu yüzü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz.”
12 Yusuf 93. Ayet (12:93:6) وَجْهِ وجه vechi yüzü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi.
13 Ra'd 22. Ayet (13:22:4) وَجْهِ وجه vechi yüzünü (rızasını) و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.
14 Rum 38. Ayet (30:38:12) وَجْهَ وجه veche yüzünü (rızasını) و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
15 Rum 39. Ayet (30:39:18) وَجْهَ وجه veche yüzünü (rızasını) و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz, Allah katında artmaz. Ama Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekât verirseniz; işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır.
16 Rahman 27. Ayet (55:27:2) وَجْهُ وجه vechu yüzü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.
17 Leyl 20. Ayet (92:20:3) وَجْهِ وجه vechi rızasına و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) 19,20. O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).[584]
18 Bakara 148. Ayet (2:148:2) وِجْهَةٌ وجهة vichetun bir yönü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
19 En'am 79. Ayet (6:79:2) وَجَّهْتُ وجهت veccehtu çevirdim و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.”
20 Bakara 144. Ayet (2:144:4) وَجْهِكَ وجهك vechike yüzünün و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.[38]
21 Bakara 144. Ayet (2:144:11) وَجْهَكَ وجهك vecheke yüzünü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.[38]
22 Bakara 149. Ayet (2:149:5) وَجْهَكَ وجهك vecheke yüzünü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram’a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir.
23 Bakara 150. Ayet (2:150:5) وَجْهَكَ وجهك vecheke yüzünü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız.
24 Yunus 105. Ayet (10:105:0) وَجْهَكَ وجهك vecheke yüzünü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.”
25 Rum 30. Ayet (30:30:2) وَجْهَكَ وجهك vecheke yüzünü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata[425] sımsıkı tutun. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur.[426] İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
26 Rum 43. Ayet (30:43:2) وَجْهَكَ وجهك vecheke yüzünü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Allah tarafından, geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır.
27 Bakara 112. Ayet (2:112:4) وَجْهَهُ وجهه vechehu yüzünü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, öyle değil! Kim “ihsan”[30] derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
28 Nisâ 125. Ayet (4:125:6) وَجْهَهُ وجهه vechehu yüzünü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim’i dost edindi.
29 En'am 52. Ayet (6:52:9) وَجْهَهُۜ وجهه vecheh(u) O'nun rızasını و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176]
30 Yusuf 96. Ayet (12:96:7) وَجْهِه۪ وجهه vechihi yüzü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. Yakub, “Ben size, Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi.
31 Nahl 58. Ayet (16:58:6) وَجْهُهُ وجهه vechuhu yüzü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir!
32 Kehf 28. Ayet (18:28:10) وَجْهَهُ وجهه vecheh(u) rızasını و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.
33 Hacc 11. Ayet (22:11:18) وَجْهِه۪۠ وجهه vechihi yüz و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.
34 Kasas 88. Ayet (28:88:15) وَجْهَهُۜ وجهه vecheh(u) O'nun yüzü(zatı)ndan و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Sen Allah ile beraber başka bir ilâha ibadet etme. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O’nun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnızca O’nundur ve kesinlikle O’na döndürüleceksiniz.
35 Lokman 22. Ayet (31:22:3) وَجْهَهُٓ وجهه vechehu yüzünü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah’a varır.
36 Zuhruf 17. Ayet (43:17:9) وَجْهُهُ وجهه vechuhu yüzü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan biri, Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir.
37 Mülk 22. Ayet (67:22:5) وَجْهِه۪ٓ وجهه vechihi yüzüstü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi?
38 Mâide 108. Ayet (5:108:7) وَجْهِهَٓا وجهها vechihâ gereği و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Bu (usul), şahitliği lâyıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu doğruya iletmez.
39 Zâriyât 29. Ayet (51:29:6) وَجْهَهَا وجهها vechehâ yüzüne و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. “Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)” dedi.
40 Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:5) وَجْهِيَ وجهي vechiye özümü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir.
41 En'am 79. Ayet (6:79:3) وَجْهِيَ وجهي vechiye yüzümü و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.”
42 Âl-i İmran 106. Ayet (3:106:3) وُجُوهٌ وجوه vucûhun (bazı) yüzler و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, “İmanınızdan sonra inkâr ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” denilir.
43 Âl-i İmran 106. Ayet (3:106:5) وُجُوهٌۚ وجوه vucûh(un) (bazı) yüzler و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, “İmanınızdan sonra inkâr ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” denilir.
44 Hacc 72. Ayet (22:72:8) وُجُوهِ وجوه vucûhi yüzlerinde و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kâfirlerin yüz ifadelerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: “Şimdi size bu durumdan[379] daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kâfirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!”
45 Mülk 27. Ayet (67:27:5) وُجُوهُ وجوه vucûhu yüzleri و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Onu (azabı) yakından gördükleri zaman inkâr edenlerin yüzleri kötüleşir ve onlara, “İşte bu, (alaylı bir biçimde) isteyip durduğunuz şeydir” denir.
46 Kıyamet 22. Ayet (75:22:1) وُجُوهٌ وجوه vucûhun yüzler vardır و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) O gün birtakım yüzler aydındır.
47 Abese 38. Ayet (80:38:1) وُجُوهٌ وجوه vucûhun yüzler (var ki) و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar,
48 Gâşiye 2. Ayet (88:2:1) وُجُوهٌ وجوه vucûhun yüzler var ki و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir.
49 Gâşiye 8. Ayet (88:8:1) وُجُوهٌ وجوه vucûhun yüzler de var ki و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) O gün birtakım yüzler vardır ki, nimet içinde mutludurlar.
50 Nisâ 47. Ayet (4:47:16) وُجُوهًا وجوها vucûhen bazı yüzleri و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut cumartesi halkını[120] lânetlediğimiz gibi onları lânetlemeden, yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir.