| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 189. Ayet (2:189:6) | مَوَاق۪يتُ | مواقيت | mevâkîtu | vakit ölçüleridir | و ق ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana, hilâlleri soruyorlar. De ki: “Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir.[53] İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.[54] | |||||
| 2 | Nisâ 103. Ayet (4:103:20) | مَوْقُوتًا | موقوتا | mevkûtâ(n) | vakitli olarak | و ق ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. | |||||
| 3 | A'raf 142. Ayet (7:142:8) | م۪يقَاتُ | ميقات | mîkâtu | tayin ettiği vakit | و ق ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Mûsâ, kardeşi Hârûn’a, “Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. Sakın bozguncuların yoluna uyma” dedi.[227] | |||||
| 4 | A'raf 143. Ayet (7:143:4) | لِم۪يقَاتِنَا | لميقاتنا | li-mîkâtinâ | tayin ettiğimiz vakitte | و ق ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi, dağa tecelli edince[228] onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi. | |||||
| 5 | A'raf 155. Ayet (7:155:0) | لِم۪يقَاتِنَاۚ | لميقاتنا | li-mîkâtinâ | bizimle buluşma vakti için | و ق ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Mûsâ, “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helâk ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helâk mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın” dedi. | |||||
| 6 | A'raf 187. Ayet (7:187:0) | لِوَقْتِهَٓا | لوقتها | li-vaktihâ | tam zamanında | و ق ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” | |||||
| 7 | Hicr 38. Ayet (15:38:3) | الْوَقْتِ | الوقت | l-vakti | vaktin | و ق ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 37,38. Allah da, "O hâlde, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi. | |||||
| 8 | Şu'arâ 38. Ayet (26:38:3) | لِم۪يقَاتِ | لميقات | li-mîkâti | belirlenen vaktinde | و ق ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler. | |||||
| 9 | Sâd 81. Ayet (38:81:3) | الْوَقْتِ | الوقت | l-vakti | vaktin | و ق ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 80,81. Allah, şöyle dedi: “Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin.” | |||||
| 10 | Duhân 40. Ayet (44:40:4) | م۪يقَاتُهُمْ | ميقاتهم | mîkâtuhum | varacağı gündür | و ق ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır. | |||||
| 11 | Vâkı'a 50. Ayet (56:50:3) | م۪يقَاتِ | ميقات | mîkâti | buluşma vakti | و ق ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 49,50. De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır.” | |||||
| 12 | Mürselât 11. Ayet (77:11:3) | اُقِّتَتْۜ | اقتت | ukkitet | vakit belirlendiği | و ق ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberler için (ümmetlerine şahitlik etmek üzere) vakit belirlendiği zaman (kıyamet gerçekleşir). | |||||
| 13 | Nebe' 17. Ayet (78:17:5) | م۪يقَاتًاۙ | ميقاتا | mîkâtâ(n) | belirlenmiş bir vakittir | و ق ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz hüküm ve ayırma günü belirlenmiş bir vakittir. | |||||