| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Nisâ 100. Ayet (4:100:24) | وَقَعَ | وقع | veka’a | düşer | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 2 | Mâide 91. Ayet (5:91:5) | يُوقِعَ | يوقع | yûki’a | sokmak | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz? | |||||
| 3 | A'raf 71. Ayet (7:71:3) | وَقَعَ | وقع | veka’a | inmiştir | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hûd, “Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Allah’ın, haklarında hiçbir delil indirmediği, yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu birtakım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” dedi. | |||||
| 4 | A'raf 118. Ayet (7:118:1) | فَوَقَعَ | فوقع | fe-veka’a | ortaya çıktı | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı. | |||||
| 5 | A'raf 134. Ayet (7:134:2) | وَقَعَ | وقع | veka’a | çökünce | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üzerlerine azap çökünce, “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler. | |||||
| 6 | A'raf 171. Ayet (7:171:0) | وَاقِعٌ | واقع | vâki’un | üstlerine düşecek | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. | |||||
| 7 | Yunus 51. Ayet (10:51:0) | وَقَعَ | وقع | veka’a | gerçekleşti | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Onlara) “Azap gerçekleştikten sonra mı O’na iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz” (denilecek). | |||||
| 8 | Hicr 29. Ayet (15:29:7) | فَقَعُوا | فقعوا | feka’û | hemen kapanın | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 28,29. Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti. | |||||
| 9 | Kehf 53. Ayet (18:53:6) | مُوَاقِعُوهَا | مواقعوها | muvâki’ûhâ | içine düşeceklerini | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Suçlular (o gün) ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır. | |||||
| 10 | Hacc 65. Ayet (22:65:18) | تَقَعَ | تقع | teka’a | düşmesin | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. | |||||
| 11 | Neml 82. Ayet (27:82:2) | وَقَعَ | وقع | veka’a | geldiği | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. | |||||
| 12 | Neml 85. Ayet (27:85:1) | وَوَقَعَ | ووقع | ve veka’a | ve vuku bulmuştur | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar. | |||||
| 13 | Sâd 72. Ayet (38:72:7) | فَقَعُوا | فقعوا | fe-ka’û | derhal kapanın | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin.” | |||||
| 14 | Şûrâ 22. Ayet (42:22:7) | وَاقِعٌ | واقع | vâki’un | başlarına inerken | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur. | |||||
| 15 | Zâriyât 6. Ayet (51:6:3) | لَوَاقِعٌۜ | لواقع | le-vâki’(un) | olacaktır | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6. Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.[504] | |||||
| 16 | Tûr 7. Ayet (52:7:4) | لَوَاقِعٌۙ | لواقع | le-vâki’(un) | vukubulacaktır | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a[506], yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. | |||||
| 17 | Vâkı'a 1. Ayet (56:1:2) | وَقَعَتِ | وقعت | veka’ati | olduğu | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır. | |||||
| 18 | Vâkı'a 1. Ayet (56:1:3) | الْوَاقِعَةُۙ | الواقعة | l-vâki’a(tu) | olacak vak'a | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır. | |||||
| 19 | Vâkı'a 2. Ayet (56:2:2) | لِوَقْعَتِهَا | لوقعتها | li-vak’atihâ | onun oluşunu | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır. | |||||
| 20 | Vâkı'a 75. Ayet (56:75:3) | بِمَوَاقِعِ | بمواقع | bi-mevâki’i | yerlerine | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 75,76. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir- | |||||
| 21 | Hâkka 15. Ayet (69:15:2) | وَقَعَتِ | وقعت | veka’ati | vuku bulur | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 13,14,15. Sûr’a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur. | |||||
| 22 | Hâkka 15. Ayet (69:15:3) | الْوَاقِعَةُۙ | الواقعة | l-vâki’a(tu) | olacak olan | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 13,14,15. Sûr’a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur. | |||||
| 23 | Meâric 1. Ayet (70:1:4) | وَاقِعٍۙ | واقع | vâki’(in) | vuku bulacak | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3. Soran birisi, yükselme yollarının sahibi[557] Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.[558] | |||||
| 24 | Mürselât 7. Ayet (77:7:3) | لَوَاقِعٌۜ | لواقع | levâki’(un) | elbette olacaktır | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6,7. Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir. | |||||