| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 187. Ayet (2:187:65) | يَتَّقُونَ | يتقون | yettekûn(e) | korunup sakınırlar | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 2 | Bakara 282. Ayet (2:282:29) | وَلْيَتَّقِ | وليتق | vel-yetteki | korksun | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.[79] Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[80] | |||||
| 3 | Bakara 283. Ayet (2:283:18) | وَلْيَتَّقِ | وليتق | vel-yetteki | ve korksun | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. | |||||
| 4 | Nisâ 9. Ayet (4:9:11) | فَلْيَتَّقُوا | فليتقوا | felyettekû | korksunlar | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. | |||||
| 5 | Mâide 27. Ayet (5:27:14) | يُتَقَبَّلْ | يتقبل | yutekabbel | kabul edilmemişti | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. | |||||
| 6 | Mâide 27. Ayet (5:27:21) | يَتَقَبَّلُ | يتقبل | yetekabbelu | kabul eder | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. | |||||
| 7 | En'am 32. Ayet (6:32:11) | يَتَّقُونَۜ | يتقون | yettekûn(e) | korunan(lar) | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? | |||||
| 8 | En'am 51. Ayet (6:51:17) | يَتَّقُونَ | يتقون | yettekûn(e) | korunurlar | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur’an ile) uyar. | |||||
| 9 | En'am 69. Ayet (6:69:4) | يَتَّقُونَ | يتقون | yettekûne | korunanlar | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar. | |||||
| 10 | En'am 69. Ayet (6:69:12) | يَتَّقُونَ | يتقون | yettekûn(e) | korunurlar diye | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar. | |||||
| 11 | A'raf 156. Ayet (7:156:0) | يَتَّقُونَ | يتقون | yettekûne | korunanlara | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah, şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.” | |||||
| 12 | A'raf 164. Ayet (7:164:0) | يَتَّقُونَ | يتقون | yettekûn(e) | korunurlar (diye) | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani onlardan bir topluluk demişti ki: “Siz, Allah’ın helâk edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?” Onlar da, “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)” demişlerdi. | |||||
| 13 | A'raf 169. Ayet (7:169:0) | يَتَّقُونَۜ | يتقون | yettekûn(e) | korunanlar için | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Hâlbuki, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz? | |||||
| 14 | Enfal 56. Ayet (8:56:0) | يَتَّقُونَ | يتقون | yettekûn(e) | çekinmeden | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir. | |||||
| 15 | Tevbe 53. Ayet (9:53:0) | يُتَقَبَّلَ | يتقبل | yutekabbele | kabul edilmeyecektir | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine de ki: “İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz.” | |||||
| 16 | Tevbe 115. Ayet (9:115:0) | يَتَّقُونَۜ | يتقون | yettekûn(e) | sakınacakları | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe, Allah bir toplumu saptıracak değildir. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 17 | Yunus 6. Ayet (10:6:0) | يَتَّقُونَ | يتقون | yettekûn(e) | sakınan | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz gece ve gündüzün ard arda değişmesinde, Allah’ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde, Allah’a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır. | |||||
| 18 | Yunus 63. Ayet (10:63:0) | يَتَّقُونَۜ | يتقون | yettekûn(e) | sakınanlar | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. | |||||
| 19 | Yusuf 57. Ayet (12:57:7) | يَتَّقُونَ۟ | يتقون | yettekûn(e) | korunanlar | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elbette ki, ahiret mükâfatı, inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. | |||||
| 20 | Yusuf 90. Ayet (12:90:16) | يَتَّقِ | يتق | yetteki | korkarsa | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kardeşleri, “Yoksa sen, sen Yûsuf musun?” dediler. O da, “Ben Yûsuf’um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez” dedi. | |||||
| 21 | Tâhâ 113. Ayet (20:113:10) | يَتَّقُونَ | يتقون | yettekûne | korunurlar | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık. | |||||
| 22 | Nûr 52. Ayet (24:52:7) | وَيَتَّقْهِ | ويتقه | ve yettekihi | ve sakınırsa | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah’a ve Resûlüne itaat eder, Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa, işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir. | |||||
| 23 | Şu'arâ 11. Ayet (26:11:4) | يَتَّقُونَ | يتقون | yettekûn(e) | onlar korunmayacaklar mı? | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 10,11. Hani Rabbin, Mûsâ’ya; “Zalimler topluluğuna, Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. | |||||
| 24 | Neml 53. Ayet (27:53:5) | يَتَّقُونَ | يتقون | yettekûn(e) | korunanları | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip Allah’a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık. | |||||
| 25 | Zümer 24. Ayet (39:24:2) | يَتَّق۪ي | يتقي | yettekî | korunmağa çalışan | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse[469], (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, “Kazandıklarınızı tadın” denir. | |||||
| 26 | Zümer 28. Ayet (39:28:7) | يَتَّقُونَ | يتقون | yettekûn(e) | sakınırlar | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onu, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak indirdik. | |||||
| 27 | Fussilet 18. Ayet (41:18:5) | يَتَّقُونَ۟ | يتقون | yettekûn(e) | korunanları | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnananları ve Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtardık. | |||||
| 28 | Talak 2. Ayet (65:2:26) | يَتَّقِ | يتق | yetteki | sakınırsa | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. | |||||
| 29 | Talak 4. Ayet (65:4:22) | يَتَّقِ | يتق | yetteki | korkarsa | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir. | |||||
| 30 | Talak 5. Ayet (65:5:7) | يَتَّقِ | يتق | yetteki | korkarsa | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, Allah’ın size indirdiği emridir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükâfatını büyütür. | |||||
| 31 | Müddessir 37. Ayet (74:37:5) | يَتَقَدَّمَ | يتقدم | yetekaddeme | ileri gitmek | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 32,33,34,35,36,37. Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir. | |||||