| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 228. Ayet (2:228:7) | يَحِلُّ | يحل | yehillu | helal olmaz | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 2 | Bakara 229. Ayet (2:229:9) | يَحِلُّ | يحل | yahillu | helal değildir | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 3 | Nisâ 19. Ayet (4:19:6) | يَحِلُّ | يحل | yahillu | helal değildir | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. Açık bir hayâsızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.[111] | |||||
| 4 | Nisâ 62. Ayet (4:62:10) | يَحْلِفُونَ | يحلفون | yahlifûne | yemin ederler | ح ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman hâlleri nasıl olur? | |||||
| 5 | A'raf 157. Ayet (7:157:0) | وَيُحِلُّ | ويحل | ve yuhillu | ve helal kılan | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî[229] peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.[230] Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. | |||||
| 6 | Tevbe 37. Ayet (9:37:0) | يُحِلُّونَهُ | يحلونه | yuhillûnehu | onu helal sayarlar | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram ayları ertelemek[257], ancak inkârda daha da ileri gitmektir ki bununla inkâr edenler saptırılır. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılmak için haram ayı bir yıl helâl, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah, inkârcı toplumu doğru yola iletmez.[258] | |||||
| 7 | Tevbe 37. Ayet (9:37:0) | فَيُحِلُّوا | فيحلوا | fe-yuhillû | helal yapsınlar | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram ayları ertelemek[257], ancak inkârda daha da ileri gitmektir ki bununla inkâr edenler saptırılır. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılmak için haram ayı bir yıl helâl, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah, inkârcı toplumu doğru yola iletmez.[258] | |||||
| 8 | Tevbe 42. Ayet (9:42:0) | وَسَيَحْلِفُونَ | وسيحلفون | ve seyahlifûne | bir de yemin edecekler | ح ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. Gerçi onlar, “Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. Allah, biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. | |||||
| 9 | Tevbe 56. Ayet (9:56:0) | وَيَحْلِفُونَ | ويحلفون | ve yahlifûne | ve yemin ediyorlar | ح ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kesinlikle sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Oysa onlar sizden değillerdir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur. | |||||
| 10 | Tevbe 62. Ayet (9:62:0) | يَحْلِفُونَ | يحلفون | yahlifûne | yemin ederler | ح ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizi razı etmek için, Allah’a yemin ederler. Eğer gerçekten mü’min iseler (bilsinler ki), Allah ve Resûlü’nü razı etmeleri daha önceliklidir. | |||||
| 11 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | يَحْلِفُونَ | يحلفون | yahlifûne | yemin ediyorlar | ح ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 12 | Tevbe 95. Ayet (9:95:0) | سَيَحْلِفُونَ | سيحلفون | se-yahlifûne | yemin edecekler | ح ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının karşılığı olarak, varacakları yer de cehennemdir. | |||||
| 13 | Tevbe 96. Ayet (9:96:0) | يَحْلِفُونَ | يحلفون | yahlifûne | yemin ediyorlar | ح ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin edeceklerdir. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. | |||||
| 14 | Tevbe 107. Ayet (9:107:0) | وَلَيَحْلِفُنَّ | وليحلفن | ve leyahlifunne | ve yemin edecekler | ح ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.[261] | |||||
| 15 | Hûd 39. Ayet (11:39:7) | وَيَحِلُّ | ويحل | ve yehillu | ve ineceğini | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız. | |||||
| 16 | Kehf 31. Ayet (18:31:9) | يُحَلَّوْنَ | يحلون | yuhallevne | bezenirler | ح ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir! | |||||
| 17 | Tâhâ 81. Ayet (20:81:9) | فَيَحِلَّ | فيحل | feyehille | sonra iner | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helâk olmuş demektir.” | |||||
| 18 | Tâhâ 81. Ayet (20:81:13) | يَحْلِلْ | يحلل | yahlil | inerse | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helâk olmuş demektir.” | |||||
| 19 | Tâhâ 86. Ayet (20:86:21) | يَحِلَّ | يحل | yehille | insin | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Mûsâ, öfke dolu ve üzgün bir hâlde halkına döndü. “Ey kavmim! Rabbiniz, size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti, yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?” dedi. | |||||
| 20 | Hacc 23. Ayet (22:23:13) | يُحَلَّوْنَ | يحلون | yuhallevne | takınırlar | ح ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altından bileziklerle, incilerle süsleneceklerdir. Oradaki giysileri ise ipektir. | |||||
| 21 | Ahzab 52. Ayet (33:52:2) | يَحِلُّ | يحل | yahillu | helal | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helâl değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir. | |||||
| 22 | Fâtır 33. Ayet (35:33:4) | يُحَلَّوْنَ | يحلون | yuhallevne | takınırlar | ح ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir. | |||||
| 23 | Zümer 40. Ayet (39:40:5) | وَيَحِلُّ | ويحل | ve yehillu | ve (kimin) konuyor? | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 39,40. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!” | |||||
| 24 | Mücadele 14. Ayet (58:14:15) | وَيَحْلِفُونَ | ويحلفون | ve yahlifûne | ve yemin ediyorlar | ح ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmez misin? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Onlar bile bile yalan yere yemin ederler. | |||||
| 25 | Mücadele 18. Ayet (58:18:5) | فَيَحْلِفُونَ | فيحلفون | fe-yahlifûne | sonra yemin ederler | ح ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah’a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir. | |||||
| 26 | Mücadele 18. Ayet (58:18:8) | يَحْلِفُونَ | يحلفون | yahlifûne | yemin ettikleri | ح ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah’a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir. | |||||
| 27 | Mümtehine 10. Ayet (60:10:26) | يَحِلُّونَ | يحلون | yahillûne | helal | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mü’min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri göndermeyin. Çünkü müslüman hanımlar kâfirlere helâl değillerdir. Kâfirler de müslüman hanımlara helâl olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızın nikâhlarına tutunmayın. (Zira bu nikâhlar ortadan kalkmıştır.) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kâfir kocalarından) isteyin. Kâfirler de (İslâm’ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[539] | |||||