| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Nisâ 44. Ayet (4:44:11) | وَيُر۪يدُونَ | ويريدون | ve yurîdûne | ve istiyorlar | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar. | |||||
| 2 | Nisâ 60. Ayet (4:60:15) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | istiyorlar | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu hâlde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.[124] | |||||
| 3 | Nisâ 91. Ayet (4:91:3) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | ister | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik. | |||||
| 4 | Nisâ 150. Ayet (4:150:6) | وَيُر۪يدُونَ | ويريدون | ve yurîdûne | ve isterler | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 150,151. Şüphesiz, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, “(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. | |||||
| 5 | Nisâ 150. Ayet (4:150:17) | وَيُر۪يدُونَ | ويريدون | ve yurîdûne | ve isterler | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 150,151. Şüphesiz, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, “(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. | |||||
| 6 | Mâide 37. Ayet (5:37:1) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | isterler | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır. | |||||
| 7 | En'am 52. Ayet (6:52:8) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | isteyerek | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176] | |||||
| 8 | Tevbe 32. Ayet (9:32:0) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | istiyorlar | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. | |||||
| 9 | Kehf 28. Ayet (18:28:9) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | isteyerek | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme. | |||||
| 10 | Kasas 79. Ayet (28:79:8) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | isteyen(ler) | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, “Keşke Kârûn’a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir” dediler. | |||||
| 11 | Kasas 83. Ayet (28:83:7) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | istemeyen(ler) | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. | |||||
| 12 | Rum 38. Ayet (30:38:11) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | isteyenler | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. | |||||
| 13 | Ahzab 13. Ayet (33:13:24) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | istemiyorlardı | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani onlardan bir grup, “Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkânınız yok. Haydi geri dönün” demişti. Onlardan bir başka grup da, “Evlerimiz açık (korumasız)” diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı. | |||||
| 14 | Fetih 15. Ayet (48:15:10) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | onlar istiyorlar | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur.” Onlar, “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar. | |||||
| 15 | Tûr 42. Ayet (52:42:2) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | istiyorlar | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl, inkâr edenler tuzağa düşecek olanlardır.[507] | |||||
| 16 | Saf 8. Ayet (61:8:1) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | istiyorlar | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır. | |||||