| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 75. Ayet (2:75:9) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûne | işitirlerdi de | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.[25] | |||||
| 2 | Bakara 171. Ayet (2:171:9) | يَسْمَعُ | يسمع | yesme’u | bir şey işitmeyen | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkâr edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar. | |||||
| 3 | En'am 36. Ayet (6:36:4) | يَسْمَعُونَۜ | يسمعون | yesme’ûn(e) | işiten(ler) | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Davete), ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. Sonra da hepsi O’na döndürülürler. | |||||
| 4 | A'raf 100. Ayet (7:100:19) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûn(e) | hiç işitmezler | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler. | |||||
| 5 | A'raf 179. Ayet (7:179:0) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûne | fakat işitmezler | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235] | |||||
| 6 | A'raf 195. Ayet (7:195:0) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûne | işitecekleri | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!” | |||||
| 7 | A'raf 198. Ayet (7:198:0) | يَسْمَعُواۜ | يسمعوا | yesme’û | işitmezler | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, hâlbuki onlar görmezler. | |||||
| 8 | Enfal 21. Ayet (8:21:0) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûn(e) | işitmedikleri halde | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşitmedikleri hâlde, “işittik” diyenler gibi de olmayın. | |||||
| 9 | Tevbe 6. Ayet (9:6:0) | يَسْمَعَ | يسمع | yesme’a | işitsin | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah’a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa, Allah’ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Bu, onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir. | |||||
| 10 | Yunus 67. Ayet (10:67:0) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûn(e) | duyan | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık); gündüzü ise aydınlık kılandır. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. | |||||
| 11 | Nahl 65. Ayet (16:65:16) | يَسْمَعُونَ۟ | يسمعون | yesme’ûn(e) | işiten | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır. | |||||
| 12 | Meryem 42. Ayet (19:42:10) | يَسْمَعُ | يسمع | yesme’u | işitmeyen | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani babasına şöyle demişti: “Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?” | |||||
| 13 | Meryem 62. Ayet (19:62:2) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûne | işitmezler | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) “selâm!” (deyişini) işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır. | |||||
| 14 | Enbiyâ 45. Ayet (21:45:6) | يَسْمَعُ | يسمع | yesme’u | işitmez(ler) | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler. | |||||
| 15 | Enbiyâ 100. Ayet (21:100:7) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûn(e) | işitmezler | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler. | |||||
| 16 | Enbiyâ 102. Ayet (21:102:2) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûne | duymazlar | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Canlarının istediği nimetler içinde ebedî olarak kalırlar. | |||||
| 17 | Hacc 46. Ayet (22:46:12) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûne | işitecekleri | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur. | |||||
| 18 | Furkan 44. Ayet (25:44:5) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûne | işitiyorlar | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar. | |||||
| 19 | Şu'arâ 72. Ayet (26:72:3) | يَسْمَعُونَكُمْ | يسمعونكم | yesme’ûnekum | onlar sizi işitiyorlar- | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, dedi ki: “Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?” | |||||
| 20 | Rum 23. Ayet (30:23:14) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûn(e) | işiten | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Geceleyin uyumanız ve gündüzün O’nun lütfundan istemeniz de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. | |||||
| 21 | Lokman 7. Ayet (31:7:9) | يَسْمَعْهَا | يسمعها | yesma’hâ | onları hiç işitmemiş | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.[429] | |||||
| 22 | Secde 26. Ayet (32:26:18) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûn(e) | işitmiyorlar mı? | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. Hâlâ duymayacaklar mı? | |||||
| 23 | Fâtır 14. Ayet (35:14:4) | يَسْمَعُوا | يسمعوا | yesme’û | işitmezler | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkâr ederler. Bunları sana hiç kimse, hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez. | |||||
| 24 | Fâtır 22. Ayet (35:22:8) | يُسْمِعُ | يسمع | yusmi’u | işittirir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin. | |||||
| 25 | Sâffât 8. Ayet (37:8:2) | يَسَّمَّعُونَ | يسمعون | yessemme’ûne | dinleyemezler | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır. | |||||
| 26 | Fussilet 4. Ayet (41:4:7) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûn(e) | işitmezler | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar işitmezler. | |||||
| 27 | Câsiye 8. Ayet (45:8:1) | يَسْمَعُ | يسمع | yesme’u | o işitir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele! | |||||
| 28 | Câsiye 8. Ayet (45:8:11) | يَسْمَعْهَاۚ | يسمعها | yesma’hâ | hiç onları işitmemiş | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele! | |||||
| 29 | Kaf 42. Ayet (50:42:2) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûne | duyarlar | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir. İşte bu, (kabirlerden) çıkış günüdür. | |||||
| 30 | Vâkı'a 25. Ayet (56:25:2) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûne | işitmezler | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler. | |||||
| 31 | Mücadele 1. Ayet (58:1:13) | يَسْمَعُ | يسمع | yesme’u | işitir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 32 | Nebe' 35. Ayet (78:35:2) | يَسْمَعُونَ | يسمعون | yesme’ûne | işitmezler | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan. | |||||