| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 57. Ayet (2:57:18) | يَظْلِمُونَ | يظلمون | yazlimûn(e) | zulmetmekteler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 2 | Bakara 281. Ayet (2:281:15) | يُظْلَمُونَ۟ | يظلمون | yuzlemûn(e) | haksızlık edilmeyecektir | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 25. Ayet (3:25:15) | يُظْلَمُونَ | يظلمون | yuzlemûn(e) | zulme uğratılmadığı | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, hâlleri nice olacaktır. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 117. Ayet (3:117:23) | يَظْلِمُونَ | يظلمون | yazlimûn(e) | zulmediyorlardı | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgârın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. | |||||
| 5 | Âl-i İmran 161. Ayet (3:161:21) | يُظْلَمُونَ | يظلمون | yuzlemûn(e) | hiçbir haksızlığa uğratılmazlar | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir. | |||||
| 6 | Nisâ 40. Ayet (4:40:4) | يَظْلِمُ | يظلم | yazlimu | haksızlık etmez | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir. | |||||
| 7 | Nisâ 49. Ayet (4:49:13) | يُظْلَمُونَ | يظلمون | yuzlemûne | onlara zulmedilmez | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah, dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar zulmedilmez. | |||||
| 8 | Nisâ 110. Ayet (4:110:5) | يَظْلِمْ | يظلم | yazlim | zulmederse | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bir kötülük yapar, yahut kendine zulmeder, sonra da Allah’tan bağışlama dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur. | |||||
| 9 | Nisâ 124. Ayet (4:124:15) | يُظْلَمُونَ | يظلمون | yuzlemûne | ve haksızlığa uğratılmazlar | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min olarak, erkek veya kadın, her kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar. | |||||
| 10 | En'am 160. Ayet (6:160:16) | يُظْلَمُونَ | يظلمون | yuzlemûn(e) | haksızlığa uğratılmazlar | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez. | |||||
| 11 | A'raf 9. Ayet (7:9:11) | يَظْلِمُونَ | يظلمون | yazlimûn(e) | haksızlık etmelerinden | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır. | |||||
| 12 | A'raf 160. Ayet (7:160:0) | يَظْلِمُونَ | يظلمون | yazlimûn(e) | zulmediyorlardı | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onları on iki kabile hâlinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı. | |||||
| 13 | A'raf 162. Ayet (7:162:0) | يَظْلِمُونَ۟ | يظلمون | yazlimûn(e) | haksızlık | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.[232] | |||||
| 14 | A'raf 177. Ayet (7:177:0) | يَظْلِمُونَ | يظلمون | yazlimûn(e) | zulmediyor | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür! | |||||
| 15 | Tevbe 70. Ayet (9:70:0) | لِيَظْلِمَهُمْ | ليظلمهم | li-yazlimehum | onlara zulmediyor | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 16 | Tevbe 70. Ayet (9:70:0) | يَظْلِمُونَ | يظلمون | yazlimûn(e) | zulmediyorlardı | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 17 | Yunus 44. Ayet (10:44:0) | يَظْلِمُ | يظلم | yazlimu | haksızlık etmez | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler. | |||||
| 18 | Yunus 44. Ayet (10:44:0) | يَظْلِمُونَ | يظلمون | yazlimûn(e) | haksızlık ederler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler. | |||||
| 19 | Yunus 47. Ayet (10:47:0) | يُظْلَمُونَ | يظلمون | yuzlemûn(e) | haksızlığa uğratılmazlar | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. | |||||
| 20 | Yunus 54. Ayet (10:54:0) | يُظْلَمُونَ | يظلمون | yuzlemûn(e) | haksızlığa uğratılmazlar | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir. | |||||
| 21 | Nahl 33. Ayet (16:33:22) | يَظْلِمُونَ | يظلمون | yazlimûn(e) | zulmediyorlardı | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O kâfirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 22 | Nahl 111. Ayet (16:111:15) | يُظْلَمُونَ | يظلمون | yuzlemûn(e) | haksızlık edilmez | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği, kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün. | |||||
| 23 | Nahl 118. Ayet (16:118:15) | يَظْلِمُونَ | يظلمون | yazlimûn(e) | zulm | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz (bununla) onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 24 | İsrâ 71. Ayet (17:71:14) | يُظْلَمُونَ | يظلمون | yuzlemûne | haksızlığa uğratılmazlar | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.[321] | |||||
| 25 | Kehf 49. Ayet (18:49:26) | يَظْلِمُ | يظلم | yazlimu | zulmetmez | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez. | |||||
| 26 | Meryem 60. Ayet (19:60:11) | يُظْلَمُونَ | يظلمون | yuzlemûne | haksızlığa uğratılmayacaklardır | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân’ın, kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O’nun va’di kesinlikle gerçekleşir. | |||||
| 27 | Mü'minûn 62. Ayet (23:62:12) | يُظْلَمُونَ | يظلمون | yuzlemûn(e) | haksızlık edilmez | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Onlar zulme, haksızlığa uğratılmazlar. | |||||
| 28 | Furkan 19. Ayet (25:19:11) | يَظْلِمْ | يظلم | yazlim | zulmederse | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İlâh edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız. | |||||
| 29 | Ankebut 40. Ayet (29:40:24) | لِيَظْلِمَهُمْ | ليظلمهم | li-yazlimehum | onlara zulmedecek | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 30 | Ankebut 40. Ayet (29:40:28) | يَظْلِمُونَ | يظلمون | yazlimûn(e) | zulmediyorlardı | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 31 | Rum 9. Ayet (30:9:28) | لِيَظْلِمَهُمْ | ليظلمهم | li-yazlimehum | onlara zulmedecek | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 32 | Rum 9. Ayet (30:9:32) | يَظْلِمُونَۜ | يظلمون | yazlimûn(e) | zulmediyorlardı | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 33 | Zümer 69. Ayet (39:69:15) | يُظْلَمُونَ | يظلمون | yuzlemûn(e) | haksızlık edilmez | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzü, Rabbinin nuruyla aydınlanır. Kitap (amel defterleri) ortaya konur. Peygamberler ve şahitler getirilir ve haksızlığa uğratılmaksızın aralarında adaletle hüküm verilir. | |||||
| 34 | Şûrâ 42. Ayet (42:42:5) | يَظْلِمُونَ | يظلمون | yazlimûne | zulmedenler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 35 | Câsiye 22. Ayet (45:22:13) | يُظْلَمُونَ | يظلمون | yuzlemûn(e) | haksızlık edilmesin | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak, herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. Onlara zulm edilmez. | |||||
| 36 | Ahkaf 19. Ayet (46:19:9) | يُظْلَمُونَ | يظلمون | yuzlemûn(e) | haksızlık edilmez | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz. | |||||