| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Nisâ 162. Ayet (4:162:15) | وَالْمُق۪يم۪ينَ | والمقيمين | vel-mukîmîne | O kılanlar | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. | |||||
| 2 | Nahl 48. Ayet (16:48:12) | الْيَم۪ينِ | اليمين | l-yemîni | sağdan | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir. | |||||
| 3 | İsrâ 71. Ayet (17:71:9) | بِيَم۪ينِه۪ | بيمينه | bi-yemînihi | sağından | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.[321] | |||||
| 4 | Kehf 17. Ayet (18:17:9) | الْيَم۪ينِ | اليمين | l-yemîni | sağa doğru | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın. | |||||
| 5 | Kehf 18. Ayet (18:18:7) | الْيَم۪ينِ | اليمين | l-yemîni | sağlarına | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Uykuda oldukları hâlde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi.) Onları görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı. | |||||
| 6 | Kehf 82. Ayet (18:82:5) | يَت۪يمَيْنِ | يتيمين | yetîmeyni | iki yetim | ي ت م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.” | |||||
| 7 | Tâhâ 17. Ayet (20:17:3) | بِيَم۪ينِكَ | بيمينك | bi-yemînike | sağ elindeki | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?” | |||||
| 8 | Tâhâ 69. Ayet (20:69:4) | يَم۪ينِكَ | يمينك | yemînike | sağ elinde | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez.” | |||||
| 9 | Ankebut 48. Ayet (29:48:10) | بِيَم۪ينِكَ | بيمينك | bi-yemînik(e) | elinle | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar, şüpheye düşerlerdi. | |||||
| 10 | Ahzab 50. Ayet (33:50:13) | يَم۪ينُكَ | يمينك | yemînuke | elinde | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 11 | Ahzab 52. Ayet (33:52:19) | يَم۪ينُكَۜ | يمينك | yemînuk(e) | elinde | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helâl değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir. | |||||
| 12 | Sebe' 15. Ayet (34:15:9) | يَم۪ينٍ | يمين | yemînin | sağdan | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Sebe’ halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir.” | |||||
| 13 | Sâffât 28. Ayet (37:28:6) | الْيَم۪ينِ | اليمين | l-yemîn(i) | sağ- | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz.” | |||||
| 14 | Sâffât 93. Ayet (37:93:4) | بِالْيَم۪ينِ | باليمين | bilyemîn(i) | sağ eliyle | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi. | |||||
| 15 | Zümer 67. Ayet (39:67:13) | بِيَم۪ينِه۪ۜ | بيمينه | bi-yemînih(i) | sağ elinde | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir. | |||||
| 16 | Kaf 17. Ayet (50:17:5) | الْيَم۪ينِ | اليمين | l-yemîni | onun sağında | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üstelik, biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. | |||||
| 17 | Vâkı'a 27. Ayet (56:27:2) | الْيَم۪ينِ | اليمين | l-yemîni | sağın | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir![522] | |||||
| 18 | Vâkı'a 27. Ayet (56:27:5) | الْيَم۪ينِۜ | اليمين | l-yemîn(i) | sağın | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir![522] | |||||
| 19 | Vâkı'a 38. Ayet (56:38:2) | الْيَم۪ينِۜ۟ | اليمين | l-yemîn(i) | sağın | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37,38. Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. | |||||
| 20 | Vâkı'a 90. Ayet (56:90:6) | الْيَم۪ينِۙ | اليمين | l-yemîn(i) | sağ | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 90,91. Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, “Selâm sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir. | |||||
| 21 | Vâkı'a 91. Ayet (56:91:5) | الْيَم۪ينِ | اليمين | l-yemîn(i) | sağ | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 90,91. Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, “Selâm sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir. | |||||
| 22 | Hâkka 19. Ayet (69:19:5) | بِيَم۪ينِه۪ | بيمينه | bi-yemînihi | sağından | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun!” | |||||
| 23 | Hâkka 45. Ayet (69:45:3) | بِالْيَم۪ينِۙ | باليمين | bil-yemîn(i) | sağını | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 44,45. Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık. | |||||
| 24 | Meâric 37. Ayet (70:37:2) | الْيَم۪ينِۙ | اليمين | l-yemîni | sağ- | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37. Şimdi, inkâr edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar hâlinde sana doğru koşuyorlar? | |||||
| 25 | Müddessir 39. Ayet (74:39:3) | الْيَم۪ينِۜۛ | اليمين | l-yemîn(i) | sağın | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak ahiret mutluluğuna eren kimseler başka.[565] | |||||
| 26 | İnşikâk 7. Ayet (84:7:5) | بِيَم۪ينِه۪ۙ | بيمينه | bi-yemînih(i) | sağından | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kime kitabı sağından verilirse, | |||||