| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 185. Ayet (2:185:28) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | ister | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. | |||||
| 2 | Bakara 185. Ayet (2:185:33) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istemez | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. | |||||
| 3 | Bakara 253. Ayet (2:253:52) | يُر۪يدُ۟ | يريد | yurîd(u) | dilediği | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.[69] | |||||
| 4 | Âl-i İmran 108. Ayet (3:108:9) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istemez | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar Allah’ın, sana hak olarak okuduğumuz âyetleridir. Allah, âlemlere hiç zulüm etmek istemez. | |||||
| 5 | Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:23) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyordu | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır. | |||||
| 6 | Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:27) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyordu | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır. | |||||
| 7 | Âl-i İmran 176. Ayet (3:176:12) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük azap vardır. | |||||
| 8 | Nisâ 26. Ayet (4:26:1) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size (hükümlerini) açıklamak, size, sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 9 | Nisâ 27. Ayet (4:27:2) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar. | |||||
| 10 | Nisâ 27. Ayet (4:27:6) | وَيُر۪يدُ | ويريد | ve yurîdu | ve istiyorlar | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar. | |||||
| 11 | Nisâ 28. Ayet (4:28:1) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizden (yükümlülükleri) hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. | |||||
| 12 | Nisâ 44. Ayet (4:44:11) | وَيُر۪يدُونَ | ويريدون | ve yurîdûne | ve istiyorlar | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar. | |||||
| 13 | Nisâ 60. Ayet (4:60:15) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | istiyorlar | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu hâlde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.[124] | |||||
| 14 | Nisâ 60. Ayet (4:60:25) | وَيُر۪يدُ | ويريد | ve yurîdu | ve istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu hâlde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.[124] | |||||
| 15 | Nisâ 91. Ayet (4:91:3) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | ister | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik. | |||||
| 16 | Nisâ 134. Ayet (4:134:3) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | isterse | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim dünya sevabı (nimeti) istiyorsa (bilsin ki), dünya sevabı da, ahiret sevabı da Allah katındadır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 17 | Nisâ 150. Ayet (4:150:6) | وَيُر۪يدُونَ | ويريدون | ve yurîdûne | ve isterler | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 150,151. Şüphesiz, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, “(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. | |||||
| 18 | Nisâ 150. Ayet (4:150:17) | وَيُر۪يدُونَ | ويريدون | ve yurîdûne | ve isterler | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 150,151. Şüphesiz, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, “(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. | |||||
| 19 | Mâide 1. Ayet (5:1:24) | يُر۪يدُ | يريد | yurîd(u) | istediği | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin.[137] İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla[138], okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar[139], size helâl kılındı. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir. | |||||
| 20 | Mâide 6. Ayet (5:6:49) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istemiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. | |||||
| 21 | Mâide 6. Ayet (5:6:56) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. | |||||
| 22 | Mâide 37. Ayet (5:37:1) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | isterler | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır. | |||||
| 23 | Mâide 49. Ayet (5:49:23) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aralarında, Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. | |||||
| 24 | Mâide 91. Ayet (5:91:2) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz? | |||||
| 25 | En'am 52. Ayet (6:52:8) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | isteyerek | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176] | |||||
| 26 | A'raf 110. Ayet (7:110:1) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizi yerinizden çıkarmak istiyor.” Firavun, ileri gelenlere, “Öyle ise siz ne düşünüyorsunuz?” dedi.[225] | |||||
| 27 | Enfal 7. Ayet (8:7:0) | وَيُر۪يدُ | ويريد | ve yurîdu | oysa istiyordu | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va’dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.[242] | |||||
| 28 | Enfal 62. Ayet (8:62:0) | يُر۪يدُٓوا | يريدوا | yurîdû | isterlerse | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 62,63. Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah’tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat, Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 29 | Enfal 67. Ayet (8:67:0) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hâkim duruma gelmedikçe, hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz, hâlbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.[253] | |||||
| 30 | Enfal 71. Ayet (8:71:0) | يُر۪يدُوا | يريدوا | yurîdû | isterlerse | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer sana hainlik etmek isterlerse, (bil ki) onlar daha önce Allah’a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkân vermişti. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 31 | Tevbe 32. Ayet (9:32:0) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | istiyorlar | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. | |||||
| 32 | Tevbe 55. Ayet (9:55:0) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah, bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. | |||||
| 33 | Tevbe 85. Ayet (9:85:0) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla ancak, dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. | |||||
| 34 | Hûd 15. Ayet (11:15:3) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | isterse | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar. | |||||
| 35 | Hûd 34. Ayet (11:34:12) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | dilerse | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz. | |||||
| 36 | Hûd 107. Ayet (11:107:15) | يُر۪يدُ | يريد | yurîd(u) | dilediğini | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedî olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır. | |||||
| 37 | İsrâ 18. Ayet (17:18:3) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor (dünyayı) | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekân yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer. | |||||
| 38 | Kehf 28. Ayet (18:28:9) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | isteyerek | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme. | |||||
| 39 | Kehf 77. Ayet (18:77:15) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | yüz tutan | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ, “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi. | |||||
| 40 | Hacc 14. Ayet (22:14:17) | يُر۪يدُ | يريد | yurîd(u) | istediği | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhakkak ki Allah, iman edip salih ameller işleyenleri içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar. | |||||
| 41 | Hacc 16. Ayet (22:16:9) | يُر۪يدُ | يريد | yurîd(u) | dilediği | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler hâlinde indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini doğru yola iletir. | |||||
| 42 | Mü'minûn 24. Ayet (23:24:12) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.” | |||||
| 43 | Şu'arâ 35. Ayet (26:35:1) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?” | |||||
| 44 | Kasas 79. Ayet (28:79:8) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | isteyen(ler) | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, “Keşke Kârûn’a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir” dediler. | |||||
| 45 | Kasas 83. Ayet (28:83:7) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | istemeyen(ler) | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. | |||||
| 46 | Rum 38. Ayet (30:38:11) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | isteyenler | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. | |||||
| 47 | Ahzab 13. Ayet (33:13:24) | يُر۪يدُونَ | يريدون | yurîdûne | istemiyorlardı | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani onlardan bir grup, “Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkânınız yok. Haydi geri dönün” demişti. Onlardan bir başka grup da, “Evlerimiz açık (korumasız)” diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı. | |||||
| 48 | Ahzab 33. Ayet (33:33:17) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin. Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. | |||||
| 49 | Sebe' 43. Ayet (34:43:11) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | isteyen | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, “Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Bir de, “Bu (Kur’an), uydurulmuş bir yalandır” dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu, ancak apaçık bir büyüdür” dediler. | |||||
| 50 | Fâtır 10. Ayet (35:10:3) | يُر۪يدُ | يريد | yurîdu | istiyor | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir.[447] Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar. | |||||