| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 85. Ayet (2:85:20) | مُحَرَّمٌ | محرم | muharramun | yasaklanmış iken | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 2 | Bakara 173. Ayet (2:173:2) | حَرَّمَ | حرم | harrame | haram kıldı | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[46] | |||||
| 3 | Bakara 275. Ayet (2:275:24) | وَحَرَّمَ | وحرم | ve harrame | ve haram kılmıştır | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 35. Ayet (3:35:12) | مُحَرَّرًا | محررا | muharraran | tam hür olarak | ح ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, İmran’ın karısı, “Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” demişti. | |||||
| 5 | Âl-i İmran 93. Ayet (3:93:9) | حَرَّمَ | حرم | harrame | haram kıldığı | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.” | |||||
| 6 | Nisâ 160. Ayet (4:160:5) | حَرَّمْنَا | حرمنا | harramnâ | yasakladık | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 160,161. Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu hâlde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helâl kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık. | |||||
| 7 | Mâide 26. Ayet (5:26:3) | مُحَرَّمَةٌ | محرمة | muharrametun | yasaklandı | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “O hâlde, orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme.” | |||||
| 8 | Mâide 72. Ayet (5:72:25) | حَرَّمَ | حرم | harrama | haram etmiştir | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu.[154] Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” | |||||
| 9 | En'am 119. Ayet (6:119:14) | حَرَّمَ | حرم | harrame | haram kıldığı | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken, üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir.[191] Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir. | |||||
| 10 | En'am 139. Ayet (6:139:9) | وَمُحَرَّمٌ | ومحرم | ve muharramun | ve haramdır | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de dediler ki: “Şu hayvanların karınlarındaki yavrular (canlı olursa) sırf erkeklerimize aittir. Karılarımıza ise haramdır.” Eğer ölü olursa, o vakit onda hepsi ortaktırlar. Allah, onların bu tür nitelemelerinin cezasını verecektir.[195] Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 11 | En'am 140. Ayet (6:140:9) | وَحَرَّمُوا | وحرموا | ve harramû | ve haram kılanlar | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler, Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek- haram sayanlar, mutlaka ziyan etmişlerdir. Gerçekten onlar sapmışlardır. Doğru yolu bulmuş da değillerdir. | |||||
| 12 | En'am 143. Ayet (6:143:11) | حَرَّمَ | حرم | harrame | haram etti | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, (hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki, keçiden de iki. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin.” | |||||
| 13 | En'am 144. Ayet (6:144:9) | حَرَّمَ | حرم | harrame | haram etti | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki, sığırdan da iki. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde, orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.[199] | |||||
| 14 | En'am 145. Ayet (6:145:8) | مُحَرَّمًا | محرما | muharramen | bir haramlık | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz necistir- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.[200] | |||||
| 15 | En'am 146. Ayet (6:146:4) | حَرَّمْنَا | حرمنا | harramnâ | haram ettik | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık.[201] Biz elbette doğru söyleyenleriz. | |||||
| 16 | En'am 146. Ayet (6:146:11) | حَرَّمْنَا | حرمنا | harramnâ | haram kıldık | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık.[201] Biz elbette doğru söyleyenleriz. | |||||
| 17 | En'am 148. Ayet (6:148:12) | حَرَّمْنَا | حرمنا | harramnâ | haram yapmazdık | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.” | |||||
| 18 | En'am 150. Ayet (6:150:8) | حَرَّمَ | حرم | harrame | yasakladığına | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Haydi, Allah şunu haram kıldı” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların arzularına uyma. Onlar Rablerine, başka şeyleri denk tutuyorlar. | |||||
| 19 | En'am 151. Ayet (6:151:5) | حَرَّمَ | حرم | harrame | haram kıldığı | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın.[203] Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin.[204] İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” | |||||
| 20 | En'am 151. Ayet (6:151:34) | حَرَّمَ | حرم | harrama | yasakladığı | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın.[203] Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin.[204] İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” | |||||
| 21 | A'raf 32. Ayet (7:32:3) | حَرَّمَ | حرم | harrame | haram etti | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.” | |||||
| 22 | A'raf 33. Ayet (7:33:3) | حَرَّمَ | حرم | harrame | haram etmiştir | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” | |||||
| 23 | A'raf 50. Ayet (7:50:18) | حَرَّمَهُمَا | حرمهما | harramehumâ | bu ikisini haram etmiştir | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cehennemlikler de cennetliklere, “Ne olur, sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Onlar, “Şüphesiz, Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır” derler. | |||||
| 24 | A'raf 143. Ayet (7:143:30) | وَخَرَّ | وخر | ve ḣarra | ve düştü | خ ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi, dağa tecelli edince[228] onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi. | |||||
| 25 | Tevbe 29. Ayet (9:29:0) | حَرَّمَ | حرم | harrama | haram kıldı | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. | |||||
| 26 | Tevbe 37. Ayet (9:37:0) | حَرَّمَ | حرم | harrama | haram kıldığının | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram ayları ertelemek[257], ancak inkârda daha da ileri gitmektir ki bununla inkâr edenler saptırılır. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılmak için haram ayı bir yıl helâl, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah, inkârcı toplumu doğru yola iletmez.[258] | |||||
| 27 | Tevbe 37. Ayet (9:37:0) | حَرَّمَ | حرم | harrama | haram kıldığını | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram ayları ertelemek[257], ancak inkârda daha da ileri gitmektir ki bununla inkâr edenler saptırılır. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılmak için haram ayı bir yıl helâl, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah, inkârcı toplumu doğru yola iletmez.[258] | |||||
| 28 | Tevbe 81. Ayet (9:81:0) | حَرًّاۜ | حرا | harrâ(an) | sıcaktır | ح ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı. | |||||
| 29 | İbrahim 37. Ayet (14:37:12) | الْمُحَرَّمِۙ | المحرم | l-muharrami | mukaddes | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.” | |||||
| 30 | Nahl 35. Ayet (16:35:17) | حَرَّمْنَا | حرمنا | harramnâ | ve haram kılmazdık | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 31 | Nahl 81. Ayet (16:81:16) | الْحَرَّ | الحر | l-harra | sıcaktan | ح ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Böylece Allah, müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor. | |||||
| 32 | Nahl 115. Ayet (16:115:2) | حَرَّمَ | حرم | harrame | haram kıldı | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[307] | |||||
| 33 | Nahl 118. Ayet (16:118:4) | حَرَّمْنَا | حرمنا | harramnâ | haram kılmıştık | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz (bununla) onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 34 | İsrâ 33. Ayet (17:33:5) | حَرَّمَ | حرم | harrama | haram kıldığı | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. | |||||
| 35 | Furkan 68. Ayet (25:68:12) | حَرَّمَ | حرم | harrama | haram ettiği | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar. | |||||
| 36 | Neml 91. Ayet (27:91:9) | حَرَّمَهَا | حرمها | harramehâ | burayı saygıdeğer kıldı | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.” | |||||
| 37 | Kasas 12. Ayet (28:12:1) | وَحَرَّمْنَا | وحرمنا | ve harramnâ | ve haram etmiştik | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, daha önce onun, sütanalarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, “Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi. | |||||
| 38 | Cin 14. Ayet (72:14:9) | تَحَرَّوْا | تحروا | teharrav | aramışlardır | ح ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kuşkusuz içimizde müslüman olanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Kim müslüman olursa, işte onlar doğruyu arayıp bulmuşlardır.” | |||||