"‘aleyhimu" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 31 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 61. Ayet (2:61:39) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu üzerlerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
2 Bakara 246. Ayet (2:246:46) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu kendilerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti. Onlar, “Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.
3 Âl-i İmran 112. Ayet (3:112:2) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu onlara عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi.
4 Âl-i İmran 112. Ayet (3:112:19) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu üzerlerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi.
5 Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:59) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu üzerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.”
6 Nisâ 77. Ayet (4:77:15) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu kendilerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.”
7 Mâide 23. Ayet (5:23:10) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu onların üzerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Eğer mü’minler iseniz, yalnızca Allah’a tevekkül edin.”
8 Mâide 107. Ayet (5:107:13) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu onların üzerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) (Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam, onların yerine geçer ve “Allah’a yemin ederiz ki, bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Çünkü o takdirde, biz elbette zalimlerden oluruz” diye yemin ederler.
9 A'raf 30. Ayet (7:30:5) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu üzerlerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık lâyık oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.
10 A'raf 133. Ayet (7:133:2) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu onların üzerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.
11 A'raf 134. Ayet (7:134:3) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu üzerlerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Üzerlerine azap çökünce, “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler.
12 A'raf 157. Ayet (7:157:0) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu onlara عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî[229] peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.[230] Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
13 A'raf 160. Ayet (7:160:0) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu üzerlerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları on iki kabile hâlinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.
14 A'raf 160. Ayet (7:160:0) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu onlara عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları on iki kabile hâlinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.
15 Tevbe 42. Ayet (9:42:0) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu kendilerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. Gerçi onlar, “Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. Allah, biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.
16 Tevbe 118. Ayet (9:118:0) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu başlarına عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti.[264] Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah’(ın azabın)dan yine O’na sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hâllerine) dönsünler diye, onların tövbelerini de kabul etti. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir.
17 Ra'd 30. Ayet (13:30:11) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu onlara عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki, onlar Rahmân’ı inkâr ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. De ki: “O, benim Rabbimdir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben yalnız O’na tevekkül ettim, dönüşüm de yalnız O’nadır.”
18 Nahl 26. Ayet (16:26:12) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu başlarına عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah’ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi.
19 Enbiyâ 44. Ayet (21:44:7) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu kendilerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?
20 Kasas 45. Ayet (28:45:5) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu onların üzerinden عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat biz (bu haberi) göndereniz.
21 Kasas 63. Ayet (28:63:4) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu üzerlerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı” diyeceklerdir.
22 Kasas 66. Ayet (28:66:2) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu onlara عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Artık birbirlerine de soramazlar.
23 Fussilet 25. Ayet (41:25:12) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu kendilerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı.
24 Fussilet 30. Ayet (41:30:9) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu üzerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va’dedilmekte olan cennetle sevinin!”
25 Duhân 29. Ayet (44:29:3) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu onlara عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
26 Ahkaf 18. Ayet (46:18:4) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu kendilerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.
27 Zâriyât 41. Ayet (51:41:5) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu onlara عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Âd kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgârı göndermiştik.
28 Hadîd 16. Ayet (57:16:22) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu üzerlerinden عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.
29 Mücadele 19. Ayet (58:19:2) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu onları عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
30 Haşr 3. Ayet (59:3:5) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu onlara عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah, onlar hakkında sürülmeye hükmetmemiş olsaydı, muhakkak kendilerine dünyada azap edecekti. Ahirette ise, onlar için cehennem azabı vardır.
31 İnşikâk 21. Ayet (84:21:3) عَلَيْهِمُ عليهم ‘aleyhimu kendilerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara Kur’an okunduğu zaman secde etmiyorlar.