"‘aleynâ" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 51 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 70. Ayet (2:70:12) عَلَيْنَاۜ علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler.
2 Bakara 91. Ayet (2:91:12) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?”
3 Bakara 128. Ayet (2:128:13) عَلَيْنَاۚ علينا ‘aleynâ bizden عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.”
4 Bakara 247. Ayet (2:247:16) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bizim üzerimize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberleri onlara, “Allah, size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. Onlar, “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı.” Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
5 Bakara 250. Ayet (2:250:8) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ üzerimize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.”
6 Bakara 286. Ayet (2:286:23) عَلَيْنَٓا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”
7 Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:27) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96]
8 Âl-i İmran 84. Ayet (3:84:6) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O’na teslim olanlarız.”
9 Nisâ 77. Ayet (4:77:31) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.”
10 Mâide 112. Ayet (5:112:13) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani havariler de, “Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi. İsa da, “Eğer mü’minler iseniz, Allah’a karşı gelmekten sakının” demişti.
11 Mâide 114. Ayet (5:114:8) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bizim üzerimize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Meryem oğlu İsa, “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi.
12 En'am 157. Ayet (6:157:6) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) 156,157. “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz, yahut, “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz, diye bu Kur’an’ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.
13 A'raf 39. Ayet (7:39:7) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Öncekiler sonrakilere, “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın” derler.
14 A'raf 50. Ayet (7:50:8) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bizim üzerimize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Cehennemlikler de cennetliklere, “Ne olur, sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Onlar, “Şüphesiz, Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır” derler.
15 A'raf 126. Ayet (7:126:13) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ üzerimize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) “Sen sırf, Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al.”
16 Enfal 32. Ayet (8:32:0) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ başımıza عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani onlar, “Ey Allah’ım, eğer şu (Kur’an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir” demişlerdi.
17 Yunus 103. Ayet (10:103:0) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ üzerimize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız.
18 Hûd 27. Ayet (11:27:24) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, “Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler.
19 Hûd 91. Ayet (11:91:18) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin.”
20 Yusuf 38. Ayet (12:38:19) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ üzerimize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) “Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim, Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler.”
21 Yusuf 88. Ayet (12:88:18) عَلَيْنَاۜ علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde, “Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. Zahiremizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır” dediler.
22 Yusuf 90. Ayet (12:90:13) عَلَيْنَاۜ علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Kardeşleri, “Yoksa sen, sen Yûsuf musun?” dediler. O da, “Ben Yûsuf’um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez” dedi.
23 Yusuf 91. Ayet (12:91:6) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Allah’a andolsun, gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz suç işlemiştik.”
24 İbrahim 21. Ayet (14:21:27) عَلَيْنَٓا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler.
25 İsrâ 69. Ayet (17:69:20) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze, kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından, sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun)dan güvende misiniz?
26 İsrâ 73. Ayet (17:73:9) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ üstümüze عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.
27 İsrâ 75. Ayet (17:75:11) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.
28 İsrâ 86. Ayet (17:86:12) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık; sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın.
29 İsrâ 92. Ayet (17:92:6) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ üzerimize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) 90,91,92,93. Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.”
30 İsrâ 93. Ayet (17:93:16) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ üzerimize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) 90,91,92,93. Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.”
31 Tâhâ 45. Ayet (20:45:7) عَلَيْنَٓا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ ve Hârûn, şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz.”
32 Enbiyâ 104. Ayet (21:104:13) عَلَيْنَاۜ علينا ‘aleynâ üzerimize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Yazılı kâğıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız.
33 Mü'minûn 106. Ayet (23:106:4) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bizi عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk.”
34 Furkan 21. Ayet (25:21:8) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Bize kavuşacaklarını ummayanlar, “Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.
35 Şu'arâ 136. Ayet (26:136:3) عَلَيْنَٓا علينا ‘aleynâ bizce عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Sen ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bize göre birdir.”
36 Şu'arâ 187. Ayet (26:187:2) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ üzerimize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi gökten üzerimize bir parça düşür.”
37 Kasas 82. Ayet (28:82:20) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, “Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kâfirler iflah olmayacak” demeye başladılar.
38 Rum 47. Ayet (30:47:16) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ üzerimize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır.
39 Yâsîn 17. Ayet (36:17:2) عَلَيْنَٓا علينا ‘aleynâ üzerimize düşen عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir.”
40 Sâffât 31. Ayet (37:31:2) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) “Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız.”
41 Fussilet 21. Ayet (41:21:5) عَلَيْنَاۜ علينا ‘aleynâ aleyhimize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar derilerine, “Niçin aleyhimize şâhitlik ettiniz?” derler. Derileri de der ki; “Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca O’na döndürülüyorsunuz.”
42 Fussilet 40. Ayet (41:40:8) عَلَيْنَاۜ علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O hâlde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
43 Zuhruf 77. Ayet (43:77:5) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bizim hakkımızda عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) (Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin.” O da, “Siz hep böyle kalacaksınız” der.
44 Kaf 44. Ayet (50:44:8) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize göre عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) O gün yer, onların üzerinden süratle yarılıp açılır. Bu, (hesap için) bir toplamadır, bize göre kolaydır.
45 Tûr 27. Ayet (52:27:3) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu.”
46 Kalem 39. Ayet (68:39:4) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ üzerimizde عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut bizden, her ne hükmederseniz mutlaka öyle olacağına dair Kıyamete kadar sürecek kesin sözler mi aldınız?
47 Hâkka 44. Ayet (69:44:3) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) 44,45. Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık.
48 Kıyamet 17. Ayet (75:17:2) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize düşer عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.
49 Kıyamet 19. Ayet (75:19:3) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize düşer عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onu açıklamak da bize aittir.
50 Gâşiye 26. Ayet (88:26:3) عَلَيْنَا علينا ‘aleynâ bize düşer عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.