"Andolsun" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 249 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 87. Ayet (2:87:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?
2 Bakara 92. Ayet (2:92:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad Andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilâh edinmiştiniz.
3 Bakara 99. Ayet (2:99:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz sana apaçık âyetler indirdik. Bunları ancak fasıklar inkâr eder.
4 Bakara 102. Ayet (2:102:57) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!
5 Bakara 130. Ayet (2:130:10) وَلَقَدِ ولقد ve lekadi Andolsun ki قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir.
6 Bakara 155. Ayet (2:155:1) وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ ولنبلونكم ve lenebluvennekum andolsun sizi imtihan edeceğiz ب ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.
7 Âl-i İmran 143. Ayet (3:143:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun ki قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
8 Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:33) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun ki قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır.
9 Âl-i İmran 164. Ayet (3:164:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun ki قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
10 Nisâ 21. Ayet (4:21:3) وَقَدْ وقد ve kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız?
11 Nisâ 159. Ayet (4:159:1) وَاِنْ وان ve in ve andolsun إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa’ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır.[134]
12 Mâide 12. Ayet (5:12:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.”
13 Mâide 17. Ayet (5:17:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular.[146] De ki: “Şâyet Allah, Meryem oğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”
14 Mâide 28. Ayet (5:28:1) لَئِنْ لئن le-in andolsun eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.”
15 Mâide 32. Ayet (5:32:28) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap’ta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir.
16 Mâide 64. Ayet (5:64:17) وَلَيَز۪يدَنَّ وليزيدن ve leyezîdenne ve andolsun artıracaktır ز ي د
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lânete uğrasınlar! Hayır, O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah, bozguncuları sevmez.
17 Mâide 70. Ayet (5:70:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Fakat her ne zaman bir Peygamber, onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse; onlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.
18 Mâide 72. Ayet (5:72:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu.[154] Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.”
19 En'am 23. Ayet (6:23:8) وَاللّٰهِ والله va(A)llâhi Allah'a andolsun ki اللَّهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonunda onların manevraları, “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (O’na) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır.
20 En'am 34. Ayet (6:34:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur.[174] Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor.
21 En'am 34. Ayet (6:34:18) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur.[174] Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor.
22 En'am 94. Ayet (6:94:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz, sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır.
23 En'am 94. Ayet (6:94:22) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz, sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır.
24 A'raf 11. Ayet (7:11:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” dedik. İblis’ten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı.
25 A'raf 18. Ayet (7:18:6) لَمَنْ لمن lemen andolsun kim مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum.”
26 A'raf 59. Ayet (7:59:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi.
27 A'raf 93. Ayet (7:93:6) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Şu’ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: “Ey kavmim! Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim. Şimdi ben, inkârcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?”
28 A'raf 101. Ayet (7:101:7) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler.
29 A'raf 105. Ayet (7:105:10) قَدْ قد kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bana, Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.[223]
30 A'raf 130. Ayet (7:130:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık.
31 A'raf 179. Ayet (7:179:0) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235]
32 Tevbe 25. Ayet (9:25:0) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Nihayet (bozularak) gerisingeriye dönüp kaçmıştınız.[255]
33 Tevbe 48. Ayet (9:48:0) لَقَدِ لقد lekadi andolsun ki قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri hâlde, Allah’ın dini galip geldi.
34 Tevbe 66. Ayet (9:66:0) قَدْ قد kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz.
35 Tevbe 117. Ayet (9:117:0) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.
36 Tevbe 128. Ayet (9:128:0) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.
37 Yunus 13. Ayet (10:13:0) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.
38 Yunus 93. Ayet (10:93:0) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
39 Yunus 94. Ayet (10:94:0) لَقَدْ لقد lekad andolsun ki قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O hâlde, sakın şüphe edenlerden olma!
40 Hûd 25. Ayet (11:25:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.”
41 Hûd 69. Ayet (11:69:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. O, “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.
42 Hûd 96. Ayet (11:96:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) 96,97. Andolsun, biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. Hâlbuki Firavun’un emri doğru değildi.
43 Hûd 110. Ayet (11:110:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler.
44 Hûd 119. Ayet (11:119:10) لَاَمْلَـَٔنَّ لاملـن le-emle-enne andolsun dolduracağım م ل أ
Diyanet İşleri (Yeni) 118,119. Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.[280]
45 Yusuf 7. Ayet (12:7:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır.
46 Yusuf 14. Ayet (12:14:2) لَئِنْ لئن le-in andolsun إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar da, “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler.
47 Yusuf 15. Ayet (12:15:12) لَتُنَبِّئَنَّهُمْ لتنبئنهم letunebi-ennehum andolsun haber vereceksin ن ب أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, “Andolsun, (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik.
48 Yusuf 24. Ayet (12:24:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
49 Yusuf 32. Ayet (12:32:6) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.”
50 Ra'd 32. Ayet (13:32:1) وَلَقَدِ ولقد ve lekadi ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce de nice peygamberler alaya alındı da ben inkâr edenlere bir süre (mühlet) verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Benim cezalandırmam nasılmış!