| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 100 | A'raf 33. Ayet (7:33:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” | |||||
| 101 | A'raf 158. Ayet (7:158:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, diriltir ve öldürür. O hâlde, Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne, o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.” | |||||
| 102 | A'raf 187. Ayet (7:187:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” | |||||
| 103 | A'raf 187. Ayet (7:187:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” | |||||
| 104 | A'raf 188. Ayet (7:188:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.” | |||||
| 105 | A'raf 195. Ayet (7:195:0) | قُلِ | قل | kuli | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!” | |||||
| 106 | A'raf 203. Ayet (7:203:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: “Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya.” De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. Bu (Kur’an âyetleri), Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır). İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir.” | |||||
| 107 | Enfal 1. Ayet (8:1:0) | قُلِ | قل | kuli | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.” | |||||
| 108 | Tevbe 24. Ayet (9:24:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” | |||||
| 109 | Tevbe 51. Ayet (9:51:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.” | |||||
| 110 | Tevbe 52. Ayet (9:52:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Haydi bekleyedurun. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz.” | |||||
| 111 | Tevbe 53. Ayet (9:53:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine de ki: “İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz.” | |||||
| 112 | Tevbe 61. Ayet (9:61:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine onlardan peygamberi inciten ve “O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır” diyen kimseler de vardır. De ki: “O, sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah’a inanır, mü’minlere inanır (güvenir). İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. Allah’ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır.” | |||||
| 113 | Tevbe 64. Ayet (9:64:0) | قُلِ | قل | kuli | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafıklar, kalplerinde olan şeyleri, yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: “Siz alay ede durun! Allah, çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır.” | |||||
| 114 | Tevbe 65. Ayet (9:65:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler. De ki: “Allah’la, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?” | |||||
| 115 | Tevbe 81. Ayet (9:81:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı. | |||||
| 116 | Tevbe 83. Ayet (9:83:0) | فَقُلْ | فقل | fe-kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun.” | |||||
| 117 | Tevbe 94. Ayet (9:94:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” | |||||
| 118 | Tevbe 105. Ayet (9:105:0) | وَقُلِ | وقل | ve kuli | ve de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Çalışın, yapın. Yaptıklarınızı Allah da, Resûlü de, mü’minler de göreceklerdir. Sonra gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir.” | |||||
| 119 | Tevbe 129. Ayet (9:129:0) | فَقُلْ | فقل | fe-kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın sahibidir.” | |||||
| 120 | Yunus 15. Ayet (10:15:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım.” | |||||
| 121 | Yunus 16. Ayet (10:16:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?” | |||||
| 122 | Yunus 18. Ayet (10:18:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. De ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.”. | |||||
| 123 | Yunus 20. Ayet (10:20:0) | فَقُلْ | فقل | fe-kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!” diyorlar. De ki: “Gayb ancak Allah’ındır. Bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!” | |||||
| 124 | Yunus 21. Ayet (10:21:0) | قُلِ | قل | kuli | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra, insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. De ki: “Allah, daha çabuk tuzak kurar.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar.[268] | |||||
| 125 | Yunus 31. Ayet (10:31:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hâkimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. De ki: “O hâlde, Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” | |||||
| 126 | Yunus 31. Ayet (10:31:0) | فَقُلْ | فقل | fe-kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hâkimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. De ki: “O hâlde, Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” | |||||
| 127 | Yunus 34. Ayet (10:34:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan, başlangıçta yaratmayı yapacak, sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?” De ki: “Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. O hâlde, nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?” | |||||
| 128 | Yunus 34. Ayet (10:34:0) | قُلِ | قل | kuli | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan, başlangıçta yaratmayı yapacak, sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?” De ki: “Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. O hâlde, nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?” | |||||
| 129 | Yunus 35. Ayet (10:35:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir.” Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?” | |||||
| 130 | Yunus 35. Ayet (10:35:0) | قُلِ | قل | kuli | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir.” Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?” | |||||
| 131 | Yunus 38. Ayet (10:38:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. | |||||
| 132 | Yunus 41. Ayet (10:41:0) | فَقُلْ | فقل | fe-kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar seni yalanlarlarsa, de ki: “Benim işim bana aittir; sizin işiniz de size. Siz benim yaptığımdan uzaksınız; ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim).” | |||||
| 133 | Yunus 49. Ayet (10:49:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.”[269] | |||||
| 134 | Yunus 50. Ayet (10:50:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Söyleyin bakalım, O’nun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa, suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir.) | |||||
| 135 | Yunus 53. Ayet (10:53:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O (azap) gerçek midir?” diye senden haber soruyorlar. De ki: “Evet, Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Siz (bu konuda Allah’ı) âciz kılacak değilsiniz.” | |||||
| 136 | Yunus 58. Ayet (10:58:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ancak Allah’ın lütuf ve rahmetiyle, yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır.” | |||||
| 137 | Yunus 59. Ayet (10:59:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helâl, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” | |||||
| 138 | Yunus 59. Ayet (10:59:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helâl, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” | |||||
| 139 | Yunus 69. Ayet (10:69:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler.” | |||||
| 140 | Yunus 101. Ayet (10:101:0) | قُلِ | قل | kuli | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza.” Fakat âyetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz. | |||||
| 141 | Yunus 102. Ayet (10:102:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.” | |||||
| 142 | Yunus 104. Ayet (10:104:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.” | |||||
| 143 | Yunus 108. Ayet (10:108:0) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim.” | |||||
| 144 | Hûd 13. Ayet (11:13:4) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa “onu (Kur’an’ı) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp, siz de onun gibi uydurma on sûre getirin.” | |||||
| 145 | Hûd 35. Ayet (11:35:4) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Yoksa “Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana âittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım.” | |||||
| 146 | Hûd 121. Ayet (11:121:1) | وَقُلْ | وقل | ve kul | ve de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.” | |||||
| 147 | Yusuf 108. Ayet (12:108:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. Allah’ın şanı yücedir. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” | |||||
| 148 | Ra'd 16. Ayet (13:16:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir.” | |||||
| 149 | Ra'd 16. Ayet (13:16:6) | قُلِ | قل | kuli | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir.” | |||||