"De ki" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 320 sonuç bulundu.
150 - 200 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
150 Ra'd 16. Ayet (13:16:19) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir.”
151 Ra'd 16. Ayet (13:16:38) قُلِ قل kuli de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir.”
152 Ra'd 27. Ayet (13:27:10) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.”
153 Ra'd 30. Ayet (13:30:18) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki, onlar Rahmân’ı inkâr ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. De ki: “O, benim Rabbimdir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben yalnız O’na tevekkül ettim, dönüşüm de yalnız O’nadır.”
154 Ra'd 33. Ayet (13:33:12) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur.
155 Ra'd 36. Ayet (13:36:13) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır.”
156 Ra'd 43. Ayet (13:43:6) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, “Sen peygamber değilsin” diyorlar. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter.”
157 İbrahim 30. Ayet (14:30:7) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın yolundan saptırmak için O’na ortaklar koştular. De ki: “Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir.”
158 Hicr 89. Ayet (15:89:1) وَقُلْ وقل ve kul ve de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım.”
159 Nahl 102. Ayet (16:102:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! De ki: “Ruhu’l-Kudüs (Cebrail), inananların inançlarını sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Kur’an’ı Rabbinden hak olarak indirdi.”
160 İsrâ 42. Ayet (17:42:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer onların iddia ettiği gibi, Allah’la beraber (başka) ilâhlar olsaydı, o zaman o ilâhlar da Arş’ın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı.[316]
161 İsrâ 50. Ayet (17:50:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!”
162 İsrâ 51. Ayet (17:51:10) قُلِ قل kuli de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Yahut aklınızca, diriltilmesi daha da imkânsız olan başka bir varlık olun, (yine de diriltileceksiniz.)” Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan.” Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. De ki: “Yakın olsa gerek!”
163 İsrâ 51. Ayet (17:51:21) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Yahut aklınızca, diriltilmesi daha da imkânsız olan başka bir varlık olun, (yine de diriltileceksiniz.)” Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan.” Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. De ki: “Yakın olsa gerek!”
164 İsrâ 56. Ayet (17:56:1) قُلِ قل kuli de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Onu bırakıp da ilâh diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler.”
165 İsrâ 80. Ayet (17:80:1) وَقُلْ وقل ve kul ve de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver.”
166 İsrâ 81. Ayet (17:81:1) وَقُلْ وقل ve kul ve de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.”
167 İsrâ 84. Ayet (17:84:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir.”
168 İsrâ 85. Ayet (17:85:4) قُلِ قل kuli de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.”
169 İsrâ 88. Ayet (17:88:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”
170 İsrâ 93. Ayet (17:93:19) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) 90,91,92,93. Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.”
171 İsrâ 95. Ayet (17:95:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine) yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.”
172 İsrâ 96. Ayet (17:96:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarından hakkıyla haberdardır, onları hakkıyla görendir.”
173 İsrâ 100. Ayet (17:100:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Zaten insan çok cimridir.”
174 İsrâ 107. Ayet (17:107:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.”
175 İsrâ 110. Ayet (17:110:1) قُلِ قل kuli de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O’nundur.” Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut.
176 İsrâ 111. Ayet (17:111:1) وَقُلِ وقل ve kuli ve de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt.
177 Kehf 22. Ayet (18:22:15) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yine, “Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O hâlde, onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.”
178 Kehf 24. Ayet (18:24:9) وَقُلْ وقل ve kul ve de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak, “Allah dilerse yapacağım” de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır” de.
179 Kehf 26. Ayet (18:26:1) قُلِ قل kuli de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O’ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.”
180 Kehf 29. Ayet (18:29:1) وَقُلِ وقل ve kuli de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.[328]
181 Kehf 83. Ayet (18:83:5) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım.”
182 Kehf 103. Ayet (18:103:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) 103,104. (Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları hâlde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?”
183 Kehf 109. Ayet (18:109:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.”
184 Kehf 110. Ayet (18:110:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilâh’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.”
185 Kehf 110. Ayet (18:110:12) فَمَنْ فمن fe-men o halde kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilâh’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.”
186 Meryem 26. Ayet (19:26:10) فَقُول۪ٓي فقولي fekûlî de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de.[342]
187 Meryem 75. Ayet (19:75:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
188 Tâhâ 105. Ayet (20:105:4) فَقُلْ فقل fekul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) hâlini soruyorlar. De ki: “Rabbim onları toz edip savuracak.”
189 Tâhâ 114. Ayet (20:114:14) وَقُلْ وقل ve kul ve de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme. “Rabbim! İlmimi arttır” de.
190 Tâhâ 135. Ayet (20:135:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed, de ki: “Herkes beklemektedir, siz de bekleyin. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!”
191 Enbiyâ 24. Ayet (21:24:6) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa ondan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilâh olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.”[362]
192 Enbiyâ 42. Ayet (21:42:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahmân’ın azabından sizi kim koruyacak?” Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler.
193 Enbiyâ 45. Ayet (21:45:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.
194 Enbiyâ 108. Ayet (21:108:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Bana ancak, ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyolunuyor. Artık müslüman oluyor musunuz?”
195 Enbiyâ 109. Ayet (21:109:3) فَقُلْ فقل fekul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse, de ki: “(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum.”
196 Hacc 49. Ayet (22:49:1) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
197 Hacc 68. Ayet (22:68:3) فَقُلِ فقل fekuli de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer seninle mücadele ederlerse, de ki: “Allah, yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir.”
198 Hacc 72. Ayet (22:72:18) قُلْ قل kul de ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kâfirlerin yüz ifadelerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: “Şimdi size bu durumdan[379] daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kâfirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!”
199 Mü'minûn 7. Ayet (23:7:1) فَمَنِ فمن fe-meni o halde kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.