| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 80. Ayet (2:80:8) | قُلْ | قل | kul | De ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” | |||||
| 2 | Bakara 91. Ayet (2:91:21) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” | |||||
| 3 | Bakara 93. Ayet (2:93:20) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar, “Dinledik, karşı geldik”[28] demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz! | |||||
| 4 | Bakara 94. Ayet (2:94:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de, yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!” | |||||
| 5 | Bakara 97. Ayet (2:97:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.” | |||||
| 6 | Bakara 111. Ayet (2:111:13) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de; “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin.” | |||||
| 7 | Bakara 120. Ayet (2:120:10) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır. | |||||
| 8 | Bakara 135. Ayet (2:135:7) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yahudiler) “Yahudi olun ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.” | |||||
| 9 | Bakara 140. Ayet (2:140:13) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 10 | Bakara 142. Ayet (2:142:12) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Birtakım kendini bilmez insanlar, “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler. De ki: “Doğu da, Batı da Allah’ındır. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir.” | |||||
| 11 | Bakara 189. Ayet (2:189:4) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana, hilâlleri soruyorlar. De ki: “Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir.[53] İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.[54] | |||||
| 12 | Bakara 215. Ayet (2:215:4) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.” | |||||
| 13 | Bakara 217. Ayet (2:217:7) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62] | |||||
| 14 | Bakara 219. Ayet (2:219:5) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.[63] | |||||
| 15 | Bakara 219. Ayet (2:219:18) | قُلِ | قل | kuli | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.[63] | |||||
| 16 | Bakara 220. Ayet (2:220:7) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. Allah, dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 17 | Bakara 222. Ayet (2:222:4) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kadınların ay hâlini sorarlar. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay hâlinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever.”[64] | |||||
| 18 | Âl-i İmran 15. Ayet (3:15:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. | |||||
| 19 | Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:3) | فَقُلْ | فقل | fekul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir. | |||||
| 20 | Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:9) | وَقُلْ | وقل | vekul | ve de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir. | |||||
| 21 | Âl-i İmran 26. Ayet (3:26:1) | قُلِ | قل | kuli | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” | |||||
| 22 | Âl-i İmran 29. Ayet (3:29:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” | |||||
| 23 | Âl-i İmran 31. Ayet (3:31:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 24 | Âl-i İmran 32. Ayet (3:32:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez. | |||||
| 25 | Âl-i İmran 61. Ayet (3:61:10) | فَقُلْ | فقل | fekul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[92] | |||||
| 26 | Âl-i İmran 64. Ayet (3:64:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız.”[93] | |||||
| 27 | Âl-i İmran 73. Ayet (3:73:7) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın” (dediler). De ki: “Şüphesiz hidayet, Allah’ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” | |||||
| 28 | Âl-i İmran 73. Ayet (3:73:22) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın” (dediler). De ki: “Şüphesiz hidayet, Allah’ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” | |||||
| 29 | Âl-i İmran 84. Ayet (3:84:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O’na teslim olanlarız.” | |||||
| 30 | Âl-i İmran 93. Ayet (3:93:18) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.” | |||||
| 31 | Âl-i İmran 95. Ayet (3:95:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah, doğru söylemiştir. Öyle ise hakka yönelen İbrahim’in dinine uyun. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.” | |||||
| 32 | Âl-i İmran 98. Ayet (3:98:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitab ehli! Allah, yaptıklarınızı görüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?” | |||||
| 33 | Âl-i İmran 99. Ayet (3:99:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz hâlde, niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” | |||||
| 34 | Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:21) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. | |||||
| 35 | Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:29) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” | |||||
| 36 | Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:51) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” | |||||
| 37 | Âl-i İmran 165. Ayet (3:165:10) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde, “Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O (musibet), kendinizdendir.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. | |||||
| 38 | Âl-i İmran 168. Ayet (3:168:9) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Onlar), kendileri oturup kaldıkları hâlde kardeşleri için, “Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın.” | |||||
| 39 | Âl-i İmran 183. Ayet (3:183:15) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. De ki: “Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?” | |||||
| 40 | Nisâ 77. Ayet (4:77:38) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.” | |||||
| 41 | Nisâ 78. Ayet (4:78:26) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar! | |||||
| 42 | Nisâ 127. Ayet (4:127:4) | قُلِ | قل | kuli | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.” Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere âdil davranmanıza dair, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Ne hayır yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir. | |||||
| 43 | Nisâ 176. Ayet (4:176:2) | قُلِ | قل | kuli | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah, size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 44 | Mâide 4. Ayet (5:4:5) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana, kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı. Onların sizin için tuttuklarından yiyin. Onu (av için) salarken üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. | |||||
| 45 | Mâide 17. Ayet (5:17:11) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular.[146] De ki: “Şâyet Allah, Meryem oğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” | |||||
| 46 | Mâide 18. Ayet (5:18:8) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar, “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de O’nun yarattıklarından bir beşersiniz.” (Allah) dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. Dönüş de ancak O’nadır. | |||||
| 47 | Mâide 59. Ayet (5:59:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilâhî kitap)lara inandığımızdan ve çoğunuzun da fasıklar olmasından ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz.” | |||||
| 48 | Mâide 60. Ayet (5:60:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lânetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.” | |||||
| 49 | Mâide 68. Ayet (5:68:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. | |||||
| 50 | Mâide 76. Ayet (5:76:1) | قُلْ | قل | kul | de ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da, sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” | |||||