| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Fatiha 4. Ayet (1:4:3) | الدّ۪ينِۜ | الدين | ddîn(i) | Din | د ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3,4. Hamd[4], Âlemlerin Rabbi[5], Rahmân[6], Rahîm[7], hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur. | |||||
| 2 | Fatiha 7. Ayet (1:7:3) | اَنْعَمْتَ | انعمت | en’amte | ni'met verdin | ن ع م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. | |||||
| 3 | Bakara 13. Ayet (2:13:4) | اٰمِنُوا | امنوا | âminû | iman edin | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. | |||||
| 4 | Bakara 17. Ayet (2:17:7) | اَضَٓاءَتْ | اضاءت | edâet | aydınlatır | ض و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. | |||||
| 5 | Bakara 20. Ayet (2:20:6) | اَضَٓاءَ | اضاء | edâe | aydınlattığı | ض و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 6 | Bakara 21. Ayet (2:21:4) | اعْبُدُوا | اعبدوا | ’budû | kulluk edin | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. | |||||
| 7 | Bakara 24. Ayet (2:24:3) | تَفْعَلُوا | تفعلوا | tef’alû | yapmadınızsa | ف ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o hâlde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kâfirler için hazırlanmıştır. | |||||
| 8 | Bakara 34. Ayet (2:34:4) | اسْجُدُوا | اسجدوا | -scudû | secde edin | س ج د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. | |||||
| 9 | Bakara 43. Ayet (2:43:5) | وَارْكَعُوا | واركعوا | ve-rke’û | ve ruku edin | ر ك ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. | |||||
| 10 | Bakara 44. Ayet (2:44:5) | اَنْفُسَكُمْ | انفسكم | enfusekum | kendinizi | ن ف س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz hâlde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz? | |||||
| 11 | Bakara 49. Ayet (2:49:12) | نِسَٓاءَكُمْۜ | نساءكم | nisâekum | kadınlarınızı | ن س و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. | |||||
| 12 | Bakara 51. Ayet (2:51:7) | اتَّخَذْتُمُ | اتخذتم | tteḣażtumu | siz (tanrı) edinmiştiniz | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. | |||||
| 13 | Bakara 51. Ayet (2:51:12) | ظَالِمُونَ | ظالمون | zâlimûn(e) | zalimlerdiniz | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. | |||||
| 14 | Bakara 54. Ayet (2:54:9) | اَنْفُسَكُمْ | انفسكم | enfusekum | kendinize | ن ف س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 15 | Bakara 54. Ayet (2:54:10) | بِاتِّخَاذِكُمُ | باتخاذكم | bi-ttiḣâżikumu | (tanrı) edinmekle | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 16 | Bakara 54. Ayet (2:54:12) | فَتُوبُٓوا | فتوبوا | fetûbû | gelin tevbe edin de | ت و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 17 | Bakara 66. Ayet (2:66:7) | خَلْفَهَا | خلفها | ḣalfehâ | ardından gelen | خ ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.[23] | |||||
| 18 | Bakara 71. Ayet (2:71:19) | جِئْتَ | جئت | ci/te | getirdin | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır.” Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı. | |||||
| 19 | Bakara 80. Ayet (2:80:9) | اَتَّخَذْتُمْ | اتخذتم | etteḣażtum | aldınız mı? | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” | |||||
| 20 | Bakara 87. Ayet (2:87:5) | وَقَفَّيْنَا | وقفينا | ve kaffeynâ | birbiri ardınca gönderdik | ق ف و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? | |||||
| 21 | Bakara 92. Ayet (2:92:6) | اتَّخَذْتُمُ | اتخذتم | tteḣażtumu | (ilah) edinmiştiniz | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilâh edinmiştiniz. | |||||
| 22 | Bakara 93. Ayet (2:93:11) | وَاسْمَعُواۜ | واسمعوا | vesme’û | dinleyin (demiştik) | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar, “Dinledik, karşı geldik”[28] demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz! | |||||
| 23 | Bakara 93. Ayet (2:93:13) | سَمِعْنَا | سمعنا | semi’nâ | dinledik | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar, “Dinledik, karşı geldik”[28] demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz! | |||||
| 24 | Bakara 94. Ayet (2:94:13) | فَتَمَنَّوُا | فتمنوا | fe-temennevu | haydi temenni edin | م ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de, yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!” | |||||
| 25 | Bakara 97. Ayet (2:97:15) | يَدَيْهِ | يديه | yedeyhi | kendinden öncekileri | ي د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.” | |||||
| 26 | Bakara 104. Ayet (2:104:10) | وَاسْمَعُواۜ | واسمعوا | vesme’û | ve dinleyin | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! “Râ’inâ (bizi gözet)” demeyin, “unzurnâ (bize bak)” deyin ve dinleyin. Kâfirler için acıklı bir azap vardır.[29] | |||||
| 27 | Bakara 109. Ayet (2:109:22) | فَاعْفُوا | فاعفوا | fa’fû | affedin | ع ف و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir. | |||||
| 28 | Bakara 110. Ayet (2:110:7) | لِاَنْفُسِكُمْ | لانفسكم | li-enfusikum | kendiniz için | ن ف س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. | |||||
| 29 | Bakara 116. Ayet (2:116:2) | اتَّخَذَ | اتخذ | tteḣaża | edindi | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah, çocuk edindi” dediler.[33] O, bundan uzaktır. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ındır. Hepsi O’na boyun eğmiştir. | |||||
| 30 | Bakara 120. Ayet (2:120:9) | مِلَّتَهُمْۜ | ملتهم | milletehum | onların milletine (dinine) | م ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır. | |||||
| 31 | Bakara 125. Ayet (2:125:7) | وَاتَّخِذُوا | واتخذوا | vetteḣiżû | siz de edinin | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den[34] kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.” | |||||
| 32 | Bakara 130. Ayet (2:130:4) | مِلَّةِ | ملة | milleti | milletinden (dininden) | م ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir. | |||||
| 33 | Bakara 132. Ayet (2:132:12) | الدّ۪ينَ | الدين | ddîne | bu dini | د ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. | |||||
| 34 | Bakara 133. Ayet (2:133:3) | شُهَدَٓاءَ | شهداء | şuhedâe | şahit miydiniz | ش ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? | |||||
| 35 | Bakara 135. Ayet (2:135:9) | مِلَّةَ | ملة | millete | milletine (dinine) | م ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yahudiler) “Yahudi olun ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.” | |||||
| 36 | Bakara 152. Ayet (2:152:3) | وَاشْكُرُوا | واشكروا | veşkurû | ve şükredin | ش ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin. | |||||
| 37 | Bakara 172. Ayet (2:172:10) | وَاشْكُرُوا | واشكروا | veşkurû | ve şükredin | ش ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin. | |||||
| 38 | Bakara 173. Ayet (2:173:10) | بِه۪ | به | bihi | adına | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[46] | |||||
| 39 | Bakara 178. Ayet (2:178:14) | وَالْاُنْثٰى | والانثى | vel-unśâ | kadın | أ ن ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin vârisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.[48] | |||||
| 40 | Bakara 178. Ayet (2:178:15) | بِالْاُنْثٰىۜ | بالانثى | bil-unśâ | kadın ile | أ ن ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin vârisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.[48] | |||||
| 41 | Bakara 187. Ayet (2:187:7) | نِسَٓائِكُمْۜ | نسائكم | nisâikum | kadınlarınıza | ن س و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 42 | Bakara 187. Ayet (2:187:19) | اَنْفُسَكُمْ | انفسكم | enfusekum | kendinize | ن ف س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 43 | Bakara 187. Ayet (2:187:49) | تُبَاشِرُوهُنَّ | تباشروهن | tubâşirûhunne | (kadınlara) yaklaşmayın | ب ش ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 44 | Bakara 193. Ayet (2:193:7) | الدّ۪ينُ | الدين | ddînu | din | د ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır. | |||||
| 45 | Bakara 195. Ayet (2:195:1) | وَاَنْفِقُوا | وانفقوا | ve enfikû | infak edin | ن ف ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. | |||||
| 46 | Bakara 195. Ayet (2:195:6) | تُلْقُوا | تلقوا | tulkû | kendinizi atmayın | ل ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. | |||||
| 47 | Bakara 195. Ayet (2:195:10) | وَاَحْسِنُواۚۛ | واحسنوا | ve ahsinû | ve iyilik edin | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. | |||||
| 48 | Bakara 197. Ayet (2:197:9) | رَفَثَ | رفث | rafeśe | kadına yaklaşmak | ر ف ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hac (ayları), bilinen aylardır.[58] Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının. | |||||
| 49 | Bakara 198. Ayet (2:198:22) | كُنْتُمْ | كنتم | kuntum | siz idiniz | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat’tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife’ye) akın ettiğinizde, Meş’ar-i Haram’da Allah’ı zikredin.[59] Onu, size gösterdiği gibi zikredin. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz. | |||||
| 50 | Bakara 199. Ayet (2:199:2) | اَف۪يضُوا | افيضوا | efîdû | siz de akın edin | ف ي ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||