| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 85. Ayet (2:85:40) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 2 | Bakara 113. Ayet (2:113:27) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudiler, “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Oysa hepsi Kitab’ı[31] okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir. | |||||
| 3 | Bakara 174. Ayet (2:174:24) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | Kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla ne konuşacak, ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır.[47] | |||||
| 4 | Bakara 212. Ayet (2:212:14) | الْقِيٰمَةِۜ | القيمة | l-kiyâmet(i) | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. | |||||
| 5 | Âl-i İmran 55. Ayet (3:55:22) | الْقِيٰمَةِۚ | القيمة | l-kiyâme(ti) | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.” | |||||
| 6 | Âl-i İmran 77. Ayet (3:77:22) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 7 | Âl-i İmran 161. Ayet (3:161:12) | الْقِيٰمَةِۚ | القيمة | l-kiyâme(ti) | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir. | |||||
| 8 | Âl-i İmran 180. Ayet (3:180:22) | الْقِيٰمَةِۜ | القيمة | l-kiyâmet(i) | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 9 | Âl-i İmran 185. Ayet (3:185:9) | الْقِيٰمَةِۜ | القيمة | l-kiyâme(ti) | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. | |||||
| 10 | Âl-i İmran 194. Ayet (3:194:10) | الْقِيٰمَةِۜ | القيمة | l-kiyâme(ti) | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va’dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va’dinden dönmezsin.” | |||||
| 11 | Nisâ 87. Ayet (4:87:9) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Andolsun, sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? | |||||
| 12 | Nisâ 109. Ayet (4:109:14) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz öyle kimselersiniz (ki, diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak, yahut kim onlara vekil olacak? | |||||
| 13 | Nisâ 141. Ayet (4:141:29) | الْقِيٰمَةِۜ | القيمة | l-kiyâme(ti) | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa, “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. | |||||
| 14 | Nisâ 159. Ayet (4:159:11) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa’ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır.[134] | |||||
| 15 | Mâide 14. Ayet (5:14:19) | الْقِيٰمَةِۜ | القيمة | l-kiyâme(ti) | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Biz hıristiyanız” diyenlerden de sağlam söz almıştık. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. Bu sebeple, biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. Allah, ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek! | |||||
| 16 | Mâide 36. Ayet (5:36:18) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 17 | Mâide 64. Ayet (5:64:33) | الْقِيٰمَةِۜ | القيمة | l-kiyâme(ti) | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lânete uğrasınlar! Hayır, O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah, bozguncuları sevmez. | |||||
| 18 | En'am 12. Ayet (6:12:16) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?” “Allah’ındır” de. O, merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. Bunda hiç şüphe yok. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya, işte onlar inanmazlar. | |||||
| 19 | A'raf 32. Ayet (7:32:21) | الْقِيٰمَةِۜ | القيمة | l-kiyâme(ti) | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.” | |||||
| 20 | A'raf 167. Ayet (7:167:0) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Şüphesiz Rabbin, elbette cezayı çabuk verendir. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 21 | A'raf 172. Ayet (7:172:0) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir. | |||||
| 22 | Yunus 60. Ayet (10:60:0) | الْقِيٰمَةِۜ | القيمة | l-kiyâme(ti) | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır, fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler. | |||||
| 23 | Yunus 93. Ayet (10:93:0) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. | |||||
| 24 | Hûd 60. Ayet (11:60:7) | الْقِيٰمَةِۜ | القيمة | l-kiyâme(ti) | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete uğratıldılar. Biliniz ki Âd kavmi, Rablerini inkâr etti. (Yine) biliniz ki Hûd’un kavmi Âd, Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. | |||||
| 25 | Hûd 98. Ayet (11:98:4) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir orası! | |||||
| 26 | Hûd 99. Ayet (11:99:6) | الْقِيٰمَةِۜ | القيمة | l-kiyâme(ti) | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek! | |||||
| 27 | Nahl 25. Ayet (16:25:5) | الْقِيٰمَةِۙ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri ne kötüdür. | |||||
| 28 | Nahl 27. Ayet (16:27:3) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra kıyamet günü, Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” Kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik, aşağılık ve kötülük kâfirlerin üzerinedir.” | |||||
| 29 | Nahl 77. Ayet (16:77:7) | السَّاعَةِ | الساعة | ssâ’ati | sa'atin (kıyametin) | س و ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet’in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 30 | Nahl 92. Ayet (16:92:28) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır. | |||||
| 31 | Nahl 124. Ayet (16:124:13) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. | |||||
| 32 | İsrâ 13. Ayet (17:13:10) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her insanın amelini boynuna yükledik.[310] Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız. | |||||
| 33 | İsrâ 58. Ayet (17:58:9) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helâk edeceğiz, ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. İşte bu, Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış bulunuyor.[319] | |||||
| 34 | İsrâ 62. Ayet (17:62:11) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım.” | |||||
| 35 | İsrâ 97. Ayet (17:97:16) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O’nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir. Cehennemin ateşi dindikçe, onlara çılgın ateşi artırırız. | |||||
| 36 | Kehf 36. Ayet (18:36:3) | السَّاعَةَ | الساعة | ssâ’ate | kıyametin | س و ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum.” | |||||
| 37 | Kehf 105. Ayet (18:105:13) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkâr eden, böylece amelleri boşa çıkan, o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir. | |||||
| 38 | Meryem 95. Ayet (19:95:4) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar(ın her biri) kıyamet günü O’na tek başına gelecektir. | |||||
| 39 | Tâhâ 100. Ayet (20:100:7) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o, kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir. | |||||
| 40 | Tâhâ 101. Ayet (20:101:6) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır. Sûra üfürüleceği gün[361], bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür! | |||||
| 41 | Tâhâ 124. Ayet (20:124:11) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.” | |||||
| 42 | Enbiyâ 47. Ayet (21:47:5) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz. | |||||
| 43 | Hacc 9. Ayet (22:9:13) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. | |||||
| 44 | Hacc 17. Ayet (22:17:16) | الْقِيٰمَةِۜ | القيمة | l-kiyâme(ti) | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler, Hıristiyanlar, Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya; Allah, kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Çünkü Allah, her şeye şahittir. | |||||
| 45 | Hacc 69. Ayet (22:69:5) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir. | |||||
| 46 | Mü'minûn 16. Ayet (23:16:4) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz. | |||||
| 47 | Furkan 69. Ayet (25:69:5) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedî kalır. | |||||
| 48 | Kasas 41. Ayet (28:41:7) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir. | |||||
| 49 | Kasas 42. Ayet (28:42:7) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu dünyada onları lânete uğrattık. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır. | |||||
| 50 | Kasas 61. Ayet (28:61:15) | الْقِيٰمَةِ | القيمة | l-kiyâmeti | kıyamet | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? | |||||