| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 126. Ayet (2:126:4) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Allah da, “İnkâr edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti. | |||||
| 2 | Bakara 128. Ayet (2:128:1) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.” | |||||
| 3 | Bakara 129. Ayet (2:129:1) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.” | |||||
| 4 | Bakara 139. Ayet (2:139:6) | رَبُّنَا | ربنا | rabbunâ | bizim de Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.” | |||||
| 5 | Bakara 200. Ayet (2:200:15) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İnsanlardan, “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur.[60] | |||||
| 6 | Bakara 201. Ayet (2:201:4) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan, “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır. | |||||
| 7 | Bakara 250. Ayet (2:250:6) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.” | |||||
| 8 | Bakara 258. Ayet (2:258:16) | رَبِّيَ | ربي | rabbiye | benim Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiş; o da, “Ben de diriltir, öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. | |||||
| 9 | Bakara 260. Ayet (2:260:4) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” | |||||
| 10 | Bakara 285. Ayet (2:285:25) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” | |||||
| 11 | Bakara 286. Ayet (2:286:13) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” | |||||
| 12 | Bakara 286. Ayet (2:286:20) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” | |||||
| 13 | Bakara 286. Ayet (2:286:31) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” | |||||
| 14 | Âl-i İmran 7. Ayet (3:7:41) | رَبِّنَاۚ | ربنا | rabbinâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.[84] Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. | |||||
| 15 | Âl-i İmran 8. Ayet (3:8:1) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Onlar şöyle yakarırlar): “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin.” | |||||
| 16 | Âl-i İmran 9. Ayet (3:9:1) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va’dinden dönmez.” | |||||
| 17 | Âl-i İmran 16. Ayet (3:16:3) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 16,17. (Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir. | |||||
| 18 | Âl-i İmran 35. Ayet (3:35:5) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, İmran’ın karısı, “Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” demişti. | |||||
| 19 | Âl-i İmran 36. Ayet (3:36:4) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu doğurunca, “Rabbim!” dedi, “Onu kız doğurdum.” -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir-[87] “Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.” | |||||
| 20 | Âl-i İmran 38. Ayet (3:38:6) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi. | |||||
| 21 | Âl-i İmran 40. Ayet (3:40:2) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zekeriya, “Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Allah, “Öyledir, ama Allah dilediğini yapar” dedi. | |||||
| 22 | Âl-i İmran 41. Ayet (3:41:2) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zekeriya, “Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet ver” dedi. Allah da şöyle dedi: “Senin için alâmet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.” | |||||
| 23 | Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:2) | رَبِّ | رب | rabbi | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi. | |||||
| 24 | Âl-i İmran 51. Ayet (3:51:3) | رَبّ۪ي | ربي | rabbî | benim Rabbimdir | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur.” | |||||
| 25 | Âl-i İmran 53. Ayet (3:53:1) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz.” | |||||
| 26 | Âl-i İmran 147. Ayet (3:147:7) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların sözleri ancak, “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti. | |||||
| 27 | Âl-i İmran 191. Ayet (3:191:13) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz (derler) | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler. | |||||
| 28 | Âl-i İmran 192. Ayet (3:192:1) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.” | |||||
| 29 | Âl-i İmran 193. Ayet (3:193:1) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.” | |||||
| 30 | Âl-i İmran 193. Ayet (3:193:11) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.” | |||||
| 31 | Âl-i İmran 194. Ayet (3:194:1) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va’dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va’dinden dönmezsin.” | |||||
| 32 | Nisâ 75. Ayet (4:75:15) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? | |||||
| 33 | Nisâ 77. Ayet (4:77:28) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.” | |||||
| 34 | Mâide 72. Ayet (5:72:18) | رَبّ۪ي | ربي | rabbî | benim Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu.[154] Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” | |||||
| 35 | Mâide 83. Ayet (5:83:17) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. “Ey Rabbimiz! İnandık. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed’in ümmeti) ile[156] beraber yaz” derler. | |||||
| 36 | Mâide 84. Ayet (5:84:13) | رَبُّنَا | ربنا | rabbunâ | Rabbimizin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken, Allah’a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?” | |||||
| 37 | Mâide 114. Ayet (5:114:6) | رَبَّنَٓا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem oğlu İsa, “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi. | |||||
| 38 | Mâide 117. Ayet (5:117:11) | رَبّ۪ي | ربي | rabbî | benim Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit (ve örnek) idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahitsin.” | |||||
| 39 | En'am 15. Ayet (6:15:6) | رَبّ۪ي | ربي | rabbî | Rabbime | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben Rabbime isyan edersem gerçekten, büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım.” | |||||
| 40 | En'am 23. Ayet (6:23:9) | رَبِّنَا | ربنا | rabbinâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonunda onların manevraları, “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (O’na) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır. | |||||
| 41 | En'am 27. Ayet (6:27:14) | رَبِّنَا | ربنا | rabbinâ | Rabbimizin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşin karşısında durdurulup da, “Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” dedikleri vakit (hâllerini) bir görsen! | |||||
| 42 | En'am 30. Ayet (6:30:13) | وَرَبِّنَاۜ | وربنا | ve rabbinâ | Rabbimiz hakkı için | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hâllerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: “Nasıl, şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?” Onlar, “Evet, Rabbimize andolsun ki, gerçekmiş” diyecekler. (Allah), “Öyleyse inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek. | |||||
| 43 | En'am 57. Ayet (6:57:6) | رَبّ۪ي | ربي | rabbî | Rabbim- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şüphesiz ben, Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O, hakkı anlatır. O, hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır.” | |||||
| 44 | En'am 76. Ayet (6:76:9) | رَبّ۪يۚ | ربي | rabbî | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. “İşte Rabbim!” dedi. Yıldız batınca da, “Ben öyle batanları sevmem” dedi. | |||||
| 45 | En'am 77. Ayet (6:77:7) | رَبّ۪يۚ | ربي | rabbî | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ay’ı doğarken görünce de, “İşte Rabbim!” dedi. Ay da batınca, “Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi. | |||||
| 46 | En'am 77. Ayet (6:77:14) | رَبّ۪ي | ربي | rabbî | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ay’ı doğarken görünce de, “İşte Rabbim!” dedi. Ay da batınca, “Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi. | |||||
| 47 | En'am 78. Ayet (6:78:7) | رَبّ۪ي | ربي | rabbî | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güneşi doğarken görünce de, “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. O da batınca (kavmine dönüp), “Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi. | |||||
| 48 | En'am 80. Ayet (6:80:17) | رَبّ۪ي | ربي | rabbî | Rabbimin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” | |||||
| 49 | En'am 80. Ayet (6:80:20) | رَبّ۪ي | ربي | rabbî | Rabbim | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” | |||||
| 50 | En'am 128. Ayet (6:128:15) | رَبَّنَا | ربنا | rabbenâ | Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız.” Onların insanlardan olan dostları, “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedî kalmak üzere duracağınız yer ateştir.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||