"alay" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 70 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Zuhruf 47. Ayet (43:47:7) يَضْحَكُونَ يضحكون yadhakûn(e) (alay edip) gülmeğe başladılar ض ح ك
Diyanet İşleri (Yeni) (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!
2 Bakara 14. Ayet (2:14:16) مُسْتَهْزِؤُ۫نَ مستهزؤن mustehziûn(e) (onlarla) alay ediyoruz ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler.
3 Bakara 67. Ayet (2:67:13) هُزُوًاۜ هزوا huzuvâ(en) alay ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Mûsâ kavmine, “Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.[24]
4 Zuhruf 7. Ayet (43:7:8) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ يستهزؤن yestehziûn(e) alay ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) (Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
5 Hûd 38. Ayet (11:38:16) نَسْخَرُ نسخر nesḣaru alay edeceğiz س خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.”
6 Enbiyâ 41. Ayet (21:41:8) سَخِرُوا سخروا seḣirû alay eden(leri) س خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.
7 Tevbe 79. Ayet (9:79:0) فَيَسْخَرُونَ فيسخرون fe-yesḣarûne alay edenler س خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
8 Hicr 95. Ayet (15:95:3) الْمُسْتَهْزِء۪ينَۙ المستهزءين l-mustehzi-în(e) alay edenler(e karşı) ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) 95,96. Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilâh edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler.
9 Zümer 56. Ayet (39:56:15) السَّاخِر۪ينَۙ الساخرين ssâḣirîn(e) alay edenlerden س خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) 55,56. Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, “Allah’ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay hâlime! Gerçekten ben alay edenlerden idim” demesin.
10 En'am 10. Ayet (6:10:8) سَخِرُوا سخروا saḣirû alay edenleri س خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Andolsun, senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti.
11 Bakara 15. Ayet (2:15:2) يَسْتَهْزِئُ يستهزئ yestehziu alay eder ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
12 Sâffât 14. Ayet (37:14:4) يَسْتَسْخِرُونَۖ يستسخرون yestesḣirûn(e) alay ederler س خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar.
13 Yâsîn 30. Ayet (36:30:12) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ يستهزؤن yestehziûn(e) alay ederlerdi ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.
14 Hûd 38. Ayet (11:38:13) تَسْخَرُوا تسخروا tesḣarû alay ederseniz س خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.”
15 Ra'd 32. Ayet (13:32:2) اسْتُهْزِئَ استهزئ stuhzi-e alay edildi ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce de nice peygamberler alaya alındı da ben inkâr edenlere bir süre (mühlet) verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Benim cezalandırmam nasılmış!
16 Enbiyâ 41. Ayet (21:41:2) اسْتُهْزِئَ استهزئ -stuhzi-e alay edildi ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.
17 En'am 10. Ayet (6:10:2) اسْتُهْزِئَ استهزئ -stuhzi-e alay edilmişti ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Andolsun, senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti.
18 Şu'arâ 6. Ayet (26:6:8) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ يستهزؤن yestehziûn(e) alay edip duruyor(lar) ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar (Allah’ın âyetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.
19 Ahkaf 26. Ayet (46:26:32) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟ يستهزؤن yestehziûn(e) alay edip duruyor(lar) ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı.
20 Hicr 11. Ayet (15:11:8) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ يستهزؤن yestehziûn(e) alay ediyor ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.
21 Zümer 48. Ayet (39:48:11) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ يستهزؤن yestehziûn(e) alay ediyor(lar) ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) (Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış, alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır.
22 Mü'min 83. Ayet (40:83:15) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ يستهزؤن yestehziûn(e) alay ediyor(lar) ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.
23 Câsiye 33. Ayet (45:33:11) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ يستهزؤن yestehziûn(e) alay ediyor(lar) ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıvermiştir.
24 Rum 10. Ayet (30:10:13) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟ يستهزؤن yestehziûn(e) alay ediyor- ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra, Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu.
25 Tevbe 65. Ayet (9:65:0) تَسْتَهْزِؤُ۫نَ تستهزؤن testehzi-ûn(e) alay ediyordunuz ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler. De ki: “Allah’la, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?”
26 Hûd 38. Ayet (11:38:9) سَخِرُوا سخروا seḣirû alay ediyorlardı س خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.”
27 Hucurât 11. Ayet (49:11:6) يَسْخَرْ يسخر yesḣar alay etmesin س خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.
28 Tevbe 79. Ayet (9:79:0) سَخِرَ سخر seḣira alay etmiştir س خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
29 En'am 5. Ayet (6:5:12) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ يستهزؤن yestehziûn(e) alay ettikleri ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Nitekim hak (Kur’an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir.[168]
30 En'am 10. Ayet (6:10:13) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟ يستهزؤن yestehziûn(e) alay ettikleri ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Andolsun, senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti.
31 Nahl 34. Ayet (16:34:10) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟ يستهزؤن yestehziûn(e) alay ettikleri ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
32 Enbiyâ 41. Ayet (21:41:13) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟ يستهزؤن yestehziûn(e) alay ettikleri ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.
33 Kehf 56. Ayet (18:56:18) هُزُوًا هزوا huzuvâ(n) alay konusu ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.
34 Lokman 6. Ayet (31:6:14) هُزُوًاۜ هزوا huzuvâ(en) alay konusu ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
35 Sâd 63. Ayet (38:63:2) سِخْرِيًّا سخريا siḣriyyen alay konusu س خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?”
36 Câsiye 9. Ayet (45:9:7) هُزُوًاۜ هزوا huzuvâ(en) alay konusu ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır!
37 Enbiyâ 36. Ayet (21:36:8) هُزُوًاۜ هزوا huzuven alay konusu etmek ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. “Bu mu ilâhlarınızı diline dolayan?” derler. Hâlbuki kendileri Rahmân’ın kitabını inkâr ediyorlar.
38 Mü'minûn 110. Ayet (23:110:2) سِخْرِيًّا سخريا siḣriyyen alaya س خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.
39 Hûd 8. Ayet (11:8:22) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟ يستهزؤن yestehziûn(e) alaya alıyor(lar) ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.
40 İsrâ 51. Ayet (17:51:15) فَسَيُنْغِضُونَ فسينغضون feseyunġidûne alaylı alaylı sallayacaklar ن غ ض
Diyanet İşleri (Yeni) “Yahut aklınızca, diriltilmesi daha da imkânsız olan başka bir varlık olun, (yine de diriltileceksiniz.)” Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan.” Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. De ki: “Yakın olsa gerek!”
41 Hâkka 10. Ayet (69:10:5) اَخْذَةً اخذة aḣżeten bir yakalayışla أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı.
42 Müzzemmil 16. Ayet (73:16:5) اَخْذًا اخذا aḣżen bir yakalayışla أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Ama Firavun o peygambere isyan etti, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde yakalayıverdik.
43 Kalem 16. Ayet (68:16:1) سَنَسِمُهُ سنسمه se-nesimuhu biz onu damgalayacağız و س م
Diyanet İşleri (Yeni) Yakında biz onun burnunu damgalayacağız.
44 Tevbe 45. Ayet (9:45:0) يَتَرَدَّدُونَ يترددون yeteraddedûn(e) bocalayıp duranlar ر د د
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler.
45 Bakara 15. Ayet (2:15:7) يَعْمَهُونَ يعمهون ya’mehûn(e) bocalayıp dururlar ع م ه
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
46 En'am 110. Ayet (6:110:13) يَعْمَهُونَ۟ يعمهون ya’mehûn(e) bocalayıp dururlar ع م ه
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.
47 A'raf 186. Ayet (7:186:0) يَعْمَهُونَ يعمهون ya’mehûn(e) bocalayıp dururlar ع م ه
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.
48 Müzzemmil 13. Ayet (73:13:3) غُصَّةٍ غصة ġussatin boğazı tırmalayan غ ص ص
Diyanet İşleri (Yeni) 12,13. Çünkü bizim yanımızda (kâfirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.
49 A'raf 91. Ayet (7:91:1) فَاَخَذَتْهُمُ فاخذتهم fe-eḣażethumu derken onları yakalayıverdi أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.
50 Mü'minûn 53. Ayet (23:53:1) فَتَقَطَّعُٓوا فتقطعوا fe-tekatta’û fakat parçalayıp ayırdılar ق ط ع
Diyanet İşleri (Yeni) (İnsanlar ise, din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir.