| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 50 | Sebe' 19. Ayet (34:19:12) | مُمَزَّقٍۜ | ممزق | mumezzak(in) | parçalayarak | م ز ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. | |||||
| 51 | Yâsîn 30. Ayet (36:30:12) | يَسْتَهْزِؤُ۫نَ | يستهزؤن | yestehziûn(e) | alay ederlerdi | ه ز أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar. | |||||
| 52 | Sâffât 12. Ayet (37:12:3) | وَيَسْخَرُونَۖ | ويسخرون | ve yesḣarûn(e) | onlar ise alay ediyorlar | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, sen (onların hâline) şaştın, onlar ise alay ediyorlar. | |||||
| 53 | Sâffât 14. Ayet (37:14:4) | يَسْتَسْخِرُونَۖ | يستسخرون | yestesḣirûn(e) | alay ederler | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar. | |||||
| 54 | Sâd 63. Ayet (38:63:2) | سِخْرِيًّا | سخريا | siḣriyyen | alay konusu | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” | |||||
| 55 | Zümer 48. Ayet (39:48:11) | يَسْتَهْزِؤُ۫نَ | يستهزؤن | yestehziûn(e) | alay ediyor(lar) | ه ز أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış, alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır. | |||||
| 56 | Zümer 56. Ayet (39:56:15) | السَّاخِر۪ينَۙ | الساخرين | ssâḣirîn(e) | alay edenlerden | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 55,56. Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, “Allah’ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay hâlime! Gerçekten ben alay edenlerden idim” demesin. | |||||
| 57 | Mü'min 83. Ayet (40:83:15) | يَسْتَهْزِؤُ۫نَ | يستهزؤن | yestehziûn(e) | alay ediyor(lar) | ه ز أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi. | |||||
| 58 | Zuhruf 7. Ayet (43:7:8) | يَسْتَهْزِؤُ۫نَ | يستهزؤن | yestehziûn(e) | alay | ه ز أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı. | |||||
| 59 | Zuhruf 8. Ayet (43:8:4) | بَطْشًا | بطشا | batşen | yakalayarak | ب ط ش |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, onlardan daha çetinlerini de helâk ettik. Öncekilerin örneği geçti! | |||||
| 60 | Zuhruf 47. Ayet (43:47:7) | يَضْحَكُونَ | يضحكون | yadhakûn(e) | (alay edip) gülmeğe başladılar | ض ح ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar! | |||||
| 61 | Câsiye 9. Ayet (45:9:7) | هُزُوًاۜ | هزوا | huzuvâ(en) | alay konusu | ه ز أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır! | |||||
| 62 | Câsiye 33. Ayet (45:33:11) | يَسْتَهْزِؤُ۫نَ | يستهزؤن | yestehziûn(e) | alay ediyor(lar) | ه ز أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıvermiştir. | |||||
| 63 | Ahkaf 26. Ayet (46:26:32) | يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟ | يستهزؤن | yestehziûn(e) | alay edip duruyor(lar) | ه ز أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı. | |||||
| 64 | Hucurât 11. Ayet (49:11:6) | يَسْخَرْ | يسخر | yesḣar | alay etmesin | س خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. | |||||
| 65 | Kalem 16. Ayet (68:16:1) | سَنَسِمُهُ | سنسمه | se-nesimuhu | biz onu damgalayacağız | و س م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yakında biz onun burnunu damgalayacağız. | |||||
| 66 | Hâkka 10. Ayet (69:10:5) | اَخْذَةً | اخذة | aḣżeten | bir yakalayışla | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı. | |||||
| 67 | Müzzemmil 13. Ayet (73:13:3) | غُصَّةٍ | غصة | ġussatin | boğazı tırmalayan | غ ص ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13. Çünkü bizim yanımızda (kâfirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 68 | Müzzemmil 16. Ayet (73:16:5) | اَخْذًا | اخذا | aḣżen | bir yakalayışla | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama Firavun o peygambere isyan etti, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde yakalayıverdik. | |||||
| 69 | Hümeze 1. Ayet (104:1:4) | لُمَزَةٍۙ | لمزة | lumeze(tin) | kaş göz işaretleriyle alay eden | ل م ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay hâline! | |||||