| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 55. Ayet (2:55:6) | نُؤْمِنَ | نؤمن | nu/mine | inanmayız | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı. | |||||
| 2 | Mâide 1. Ayet (5:1:17) | الصَّيْدِ | الصيد | ssaydi | avlanmayı | ص ي د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin.[137] İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla[138], okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar[139], size helâl kılındı. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir. | |||||
| 3 | En'am 124. Ayet (6:124:6) | نُؤْمِنَ | نؤمن | nu/mine | kat'iyyen inanmayız | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara bir âyet geldiği zaman, “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. Allah, elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir. | |||||
| 4 | Tevbe 94. Ayet (9:94:0) | نُؤْمِنَ | نؤمن | nu/mine | inanmayız | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” | |||||
| 5 | İsrâ 90. Ayet (17:90:3) | نُؤْمِنَ | نؤمن | nu/mine | inanmayız | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 90,91,92,93. Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.” | |||||
| 6 | İsrâ 93. Ayet (17:93:12) | نُؤْمِنَ | نؤمن | nu/mine | inanmayız | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 90,91,92,93. Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.” | |||||
| 7 | İsrâ 107. Ayet (17:107:6) | تُؤْمِنُواۜ | تؤمنوا | tu/minû | inanmayın | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.” | |||||
| 8 | Mü'minûn 110. Ayet (23:110:5) | ذِكْر۪ي | ذكري | żikrî | beni anmayı | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz. | |||||
| 9 | Nûr 11. Ayet (24:11:8) | تَحْسَبُوهُ | تحسبوه | tahsebûhu | onu sanmayın | ح س ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.[385] | |||||
| 10 | Furkan 18. Ayet (25:18:18) | الذِّكْرَۚ | الذكر | żżikra | anmayı | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular” derler. | |||||
| 11 | Sebe' 31. Ayet (34:31:5) | نُؤْمِنَ | نؤمن | nu/mine | biz inanmayız | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hâllerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. | |||||
| 12 | Duhân 19. Ayet (44:19:3) | تَعْلُوا | تعلوا | ta’lû | ululanmayın | ع ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum.” | |||||
| 13 | Mücadele 19. Ayet (58:19:5) | ذِكْرَ | ذكر | żikra | anmayı | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||