| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 58. Ayet (2:58:18) | خَطَايَاكُمْۜ | خطاياكم | ḣatâyâkum | hatalarınızı | خ ط أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Şu memlekete[18] girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik. | |||||
| 2 | Bakara 133. Ayet (2:133:19) | اٰبَٓائِكَ | ابائك | âbâike | ataların | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? | |||||
| 3 | Bakara 200. Ayet (2:200:7) | اٰبَٓاءَكُمْ | اباءكم | âbâekum | atalarınızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İnsanlardan, “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur.[60] | |||||
| 4 | Âl-i İmran 135. Ayet (3:135:20) | مَا | ما | mâ | şeylerde (hatalarında) | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir. | |||||
| 5 | A'raf 71. Ayet (7:71:14) | وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ | واباؤكم | ve âbâukum | ve atalarınızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hûd, “Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Allah’ın, haklarında hiçbir delil indirmediği, yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu birtakım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” dedi. | |||||
| 6 | A'raf 161. Ayet (7:161:0) | خَط۪ٓيـَٔاتِكُمْۜ | خطيـاتكم | ḣatî-âtikum | hatalarınızı | خ ط أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O zaman onlara denilmişti ki: “Şu memlekete[231] yerleşin. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve ‘Hıtta (Ya Rabbi, bizi affet)’ deyin. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz.” | |||||
| 7 | Yusuf 40. Ayet (12:40:9) | وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ | واباؤكم | ve âbâukum | ve atalarınızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” | |||||
| 8 | Kehf 5. Ayet (18:5:7) | لِاٰبَٓائِهِمْۜ | لابائهم | li-âbâihim | atalarının | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar. | |||||
| 9 | Enbiyâ 44. Ayet (21:44:4) | وَاٰبَٓاءَهُمْ | واباءهم | ve âbâehum | ve atalarını | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler? | |||||
| 10 | Mü'minûn 68. Ayet (23:68:9) | اٰبَٓاءَهُمُ | اباءهم | âbâehumu | atalarına | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? | |||||
| 11 | Furkan 18. Ayet (25:18:15) | وَاٰبَٓاءَهُمْ | واباءهم | ve âbâehum | ve atalarını | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular” derler. | |||||
| 12 | Şu'arâ 26. Ayet (26:26:4) | اٰبَٓائِكُمُ | ابائكم | âbâikumu | atalarınızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “O, sizin de Rabbiniz, geçmiş atalarınızın da Rabbidir” dedi. | |||||
| 13 | Şu'arâ 76. Ayet (26:76:2) | وَاٰبَٓاؤُ۬كُمُ | واباؤكم | ve âbâukumu | ve atalarınız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 75,76. İbrahim, şöyle dedi: “Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?” | |||||
| 14 | Ankebut 12. Ayet (29:12:9) | خَطَايَاكُمْۜ | خطاياكم | ḣatâyâkum | sizin hatalarınızı | خ ط أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler iman edenlere, “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır. | |||||
| 15 | Sâffât 126. Ayet (37:126:4) | اٰبَٓائِكُمُ | ابائكم | âbâikumu | atalarınızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 125,126. “Yaratıcıların en güzelini, sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?”[459] | |||||
| 16 | Duhân 8. Ayet (44:8:9) | اٰبَٓائِكُمُ | ابائكم | âbâikumu | atalarınızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Yaşatır, öldürür. O, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir. | |||||
| 17 | Nûh 25. Ayet (71:25:2) | خَط۪ٓيـَٔاتِهِمْ | خطيـاتهم | ḣatî-âtihim | hatalarından | خ ط أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hataları (küfür ve isyanları) yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah’tan başka yardımcılar bulamadılar. | |||||