| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 61. Ayet (2:61:50) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. | |||||
| 2 | Bakara 73. Ayet (2:73:9) | اٰيَاتِه۪ | اياته | âyâtihi | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir. | |||||
| 3 | Bakara 129. Ayet (2:129:8) | اٰيَاتِكَ | اياتك | âyâtike | senin ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.” | |||||
| 4 | Bakara 187. Ayet (2:187:62) | اٰيَاتِه۪ | اياته | âyâtihi | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 5 | Bakara 221. Ayet (2:221:36) | اٰيَاتِه۪ | اياته | âyâtihi | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara âyetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler. | |||||
| 6 | Bakara 231. Ayet (2:231:23) | اٰيَاتِ | ايات | âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 7 | Bakara 242. Ayet (2:242:5) | اٰيَاتِه۪ | اياته | âyâtihi | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır. | |||||
| 8 | Âl-i İmran 4. Ayet (3:4:10) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 3,4. O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı[83] da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. | |||||
| 9 | Âl-i İmran 19. Ayet (3:19:21) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir. | |||||
| 10 | Âl-i İmran 21. Ayet (3:21:4) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerini inkâr edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 70. Ayet (3:70:6) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz hâlde, niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz? | |||||
| 12 | Âl-i İmran 98. Ayet (3:98:7) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitab ehli! Allah, yaptıklarınızı görüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?” | |||||
| 13 | Âl-i İmran 103. Ayet (3:103:32) | اٰيَاتِه۪ | اياته | âyâtihi | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. | |||||
| 14 | Âl-i İmran 112. Ayet (3:112:25) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi. | |||||
| 15 | Âl-i İmran 113. Ayet (3:113:9) | اٰيَاتِ | ايات | âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır.[98] | |||||
| 16 | Âl-i İmran 164. Ayet (3:164:14) | اٰيَاتِه۪ | اياته | âyâtihi | (Allah'ın) ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. | |||||
| 17 | Âl-i İmran 199. Ayet (3:199:18) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. | |||||
| 18 | Nisâ 140. Ayet (4:140:9) | اٰيَاتِ | ايات | âyâti | ayetlerinin | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. | |||||
| 19 | Nisâ 155. Ayet (4:155:5) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah’ın âyetlerini inkâr etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve “kalplerimiz muhafazalıdır” demelerinden dolayı (başlarına türlü belâlar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkârları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar.[133] | |||||
| 20 | Mâide 89. Ayet (5:89:43) | اٰيَاتِه۪ | اياته | âyâtihi | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157] | |||||
| 21 | En'am 21. Ayet (6:21:10) | بِاٰيَاتِه۪ۜ | باياته | bi-âyâtih(i) | O'nun ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah’a karşı yalan uydurandan, ya da O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki, zalimler kurtuluşa eremez. | |||||
| 22 | En'am 27. Ayet (6:27:13) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşin karşısında durdurulup da, “Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” dedikleri vakit (hâllerini) bir görsen! | |||||
| 23 | En'am 33. Ayet (6:33:12) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar. | |||||
| 24 | En'am 157. Ayet (6:157:22) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 156,157. “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz, yahut, “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz, diye bu Kur’an’ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız. | |||||
| 25 | En'am 158. Ayet (6:158:13) | اٰيَاتِ | ايات | âyâti | ayetlerinin | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini[207] ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez.[208] De ki: “Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz.” | |||||
| 26 | A'raf 37. Ayet (7:37:10) | بِاٰيَاتِه۪ۜ | باياته | bi-âyâtih(i) | O'nun ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Allah’a karşı yalan uyduran veya O’nun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. Onlar da, “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler. | |||||
| 27 | Enfal 52. Ayet (8:52:0) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr etmişler, Allah da kendilerini günahları sebebiyle hemen yakalamıştı. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, azabı çetin olandır. | |||||
| 28 | Enfal 54. Ayet (8:54:0) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları sebebiyle helâk etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi. | |||||
| 29 | Tevbe 9. Ayet (9:9:0) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları O’nun yolundan alıkoydular. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür! | |||||
| 30 | Yunus 5. Ayet (10:5:0) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır. | |||||
| 31 | Yunus 17. Ayet (10:17:0) | بِاٰيَاتِه۪ۜ | باياته | bi-âyâtih(i) | O'nun ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık, Allah’a karşı yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler. | |||||
| 32 | Yunus 71. Ayet (10:71:0) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh’un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin! | |||||
| 33 | Yunus 95. Ayet (10:95:0) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. | |||||
| 34 | Hûd 59. Ayet (11:59:4) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. O’nun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular! | |||||
| 35 | Kehf 13. Ayet (18:13:11) | هُدًىۗ | هدى | hudâ(n) | hidayetlerini | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.[326] | |||||
| 36 | Kehf 105. Ayet (18:105:4) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkâr eden, böylece amelleri boşa çıkan, o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir. | |||||
| 37 | Hacc 52. Ayet (22:52:24) | اٰيَاتِه۪ۜ | اياته | âyâtih(i) | kendi ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[377] | |||||
| 38 | Nûr 59. Ayet (24:59:16) | اٰيَاتِه۪ۜ | اياته | âyâtih(i) | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde, kendilerinden öncekilerin izin istedikleri gibi izin istesinler. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 39 | Neml 93. Ayet (27:93:5) | اٰيَاتِه۪ | اياته | âyâtihi | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” | |||||
| 40 | Ankebut 23. Ayet (29:23:3) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenler var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 41 | Rum 10. Ayet (30:10:9) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu. | |||||
| 42 | Lokman 31. Ayet (31:31:12) | اٰيَاتِه۪ۜ | اياته | âyâtih(i) | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmedin mi ki, gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah, bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden, hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır. | |||||
| 43 | Sâd 29. Ayet (38:29:6) | اٰيَاتِه۪ | اياته | âyâtihi | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu Kur’an, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. | |||||
| 44 | Zümer 63. Ayet (39:63:7) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler var ya, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 45 | Zümer 71. Ayet (39:71:21) | اٰيَاتِ | ايات | âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden, Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da, “Evet geldi” derler. Fakat inkârcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir. | |||||
| 46 | Mü'min 13. Ayet (40:13:4) | اٰيَاتِه۪ | اياته | âyâtihi | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, size âyetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indirendir. Ancak O’na yönelen, düşünüp ibret alır. | |||||
| 47 | Mü'min 63. Ayet (40:63:5) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerini inkâr etmekte olanlar, işte böyle döndürülürler. | |||||
| 48 | Mü'min 81. Ayet (40:81:2) | اٰيَاتِه۪ۗ | اياته | âyâtihi | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size âyetlerini gösteriyor. Allah’ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz? | |||||
| 49 | Câsiye 8. Ayet (45:8:2) | اٰيَاتِ | ايات | âyâti | ayetlerinin | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele! | |||||
| 50 | Câsiye 11. Ayet (45:11:5) | بِاٰيَاتِ | بايات | bi-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır. | |||||