| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 231. Ayet (2:231:9) | سَرِّحُوهُنَّ | سرحوهن | serrihûhunne | bırakın | س ر ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 2 | Bakara 278. Ayet (2:278:7) | وَذَرُوا | وذروا | veżerû | ve bırakın (almayın) | و ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın. | |||||
| 3 | En'am 120. Ayet (6:120:1) | وَذَرُوا | وذروا | ve żerû | ve bırakın | و ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır. | |||||
| 4 | A'raf 73. Ayet (7:73:25) | فَذَرُوهَا | فذروها | fe-żerûhâ | bırakın onu | و ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka bir ilâh yoktur. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. İşte size bir mucize olarak Allah’ın şu devesi.. Bırakın onu da Allah’ın mülkünde yesin, içsin. Sakın ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar.” | |||||
| 5 | A'raf 180. Ayet (7:180:0) | وَذَرُوا | وذروا | veżerû | ve bırakın | و ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır. | |||||
| 6 | Tevbe 5. Ayet (9:5:0) | فَخَلُّوا | فخلوا | fe-ḣallû | serbest bırakın | خ ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 7 | Hûd 64. Ayet (11:64:8) | فَذَرُوهَا | فذروها | fe-żerûhâ | onu bırakın | و ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allah’ın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar.” | |||||
| 8 | Yusuf 9. Ayet (12:9:4) | اطْرَحُوهُ | اطرحوه | trahûhu | onu bırakın | ط ر ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz.” | |||||
| 9 | Yusuf 47. Ayet (12:47:8) | فَذَرُوهُ | فذروه | fe-żerûhu | bırakın onu | و ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın.” | |||||
| 10 | Ahzab 49. Ayet (33:49:21) | وَسَرِّحُوهُنَّ | وسرحوهن | ve serrihûhunne | ve onları serbest bırakın | س ر ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikâhlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut’a[440] verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın. | |||||
| 11 | Mü'min 25. Ayet (40:25:12) | وَاسْتَحْيُوا | واستحيوا | ve-stahyû | ve sağ bırakın | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ onlara tarafımızdan gerçeği getirince, “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın” dediler. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır. | |||||
| 12 | Mü'min 26. Ayet (40:26:3) | ذَرُون۪ٓي | ذروني | żerûnî | bırakın beni | و ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun dedi ki: “Bırakın beni, Mûsâ’yı öldüreyim. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden, yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum.” | |||||
| 13 | Muhammed 4. Ayet (47:4:18) | تَضَعَ | تضع | teda’a | bırakıncaya | و ض ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. | |||||
| 14 | Fetih 15. Ayet (48:15:8) | ذَرُونَا | ذرونا | żerûnâ | bizi bırakın | و ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur.” Onlar, “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar. | |||||
| 15 | Cum'a 9. Ayet (62:9:15) | وَذَرُوا | وذروا | ve żerû | ve bırakın | و ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.[548] | |||||
| 16 | Talak 6. Ayet (65:6:18) | يَضَعْنَ | يضعن | yeda’ne | bırakıncaya | و ض ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir. | |||||